
Arda, kızlar tuvaletinin önünde bir süre bekledi, ancak Ece içeriden çıkmadı. Bekleyiş uzayınca, içeri girip girmemek konusunda tereddüt etmeye başladı. Bu sırada başka bir kadın tuvaletten çıktı. Arda hemen, "İçeride başka biri var mı?" diye sordu.
Kadın şaşkın bir ifadeyle cevap verdi:
"Sadece bir kişi var, rujunu tazeliyor."
Arda, bu yanıtı duyunca düşünmeden içeri girdi. Kapıyı ardından çekip kilitledi ve Ece’yi karşısında buldu. Ece, bir anda karşısında Arda’yı görünce önce şaşkınlıkla sonra da hafif bir korkuyla geriye çekildi:
"Arda?! Ne yapıyorsun burada?!"
Arda, durumun ne kadar tuhaf olduğunun farkına vararak, ellerini havaya kaldırdı ve sakin bir şekilde konuşmaya çalıştı:
"Sakin ol, Ece. Sadece konuşmak istiyorum. Lütfen bir dinle. Sana açıklamam gereken şeyler var."
Ece, gözlerini kısarak ona baktı:
"Arda, buranın bir kızlar tuvaleti olduğunu farkında mısın? Ve kapıyı kilitledin! Normal bir yerde değiliz şu an."
Arda, bu durumun ne kadar garip olduğunun farkına varıp hafifçe yüzünü buruşturdu. Kendine kızarak, "Bu yaptığım kesinlikle mantıklı değil," diye düşündü. Ancak artık bu noktadan dönemezdi.
"Evet, biliyorum," dedi utanarak. "Ama başka türlü seninle konuşma fırsatım olmayacaktı. Son zamanlarda pastaneye uğrayamadım ve bunu açıklamak istiyorum. Ayrıca Tunç’la ilgili yanlış bir şey düşündüğümü hissediyorum. Seni yanlış anlamış olabilirim."
Ece, şaşkınlığını toparlamaya çalışarak derin bir nefes aldı. Hafif bir gülümsemeyle ama hâlâ ciddiyetini koruyarak yanıtladı:
"Peki, Arda. Bu kadar tuhaf bir durum içinde olduğumuza göre, seni dinliyorum. Hadi anlat bakalım, ne söylemek istiyorsun?"
---
Arda’nın Açıklaması
Arda, kendini toparlamaya çalışarak konuşmaya başladı:
"Öncelikle, pastaneye uğramamamın sebebi tamamen iş yerindeki sıkıntılar. Patronumla olan sorunlar beni o kadar yordu ki, sabahları sana uğramak için bile enerji bulamadım. Ama bu beni çok rahatsız etti. Sanki seninle arama bir mesafe koymuş gibi hissettim."
Ece, kollarını önünde kavuşturarak hâlâ Arda’yı dikkatle izliyordu.
"Devam et," dedi, yüzünde biraz daha yumuşayan bir ifadeyle.
Arda, derin bir nefes aldı ve asıl meseleye geldi:
"Bugün burada seni Tunç’la gördüğümde, bir an için yanlış bir şey düşündüm. Sanki aranızda bir şey varmış gibi hissettim. Bunun beni neden rahatsız ettiğini bile tam olarak anlayamıyorum. Ama sanırım seni önemsediğim için bu düşünceye kapıldım."
Ece, bu sözler karşısında hafifçe kaşlarını kaldırdı. Bu kadar dürüst bir açıklama beklemiyordu. Hafif bir tebessümle yanıtladı:
"Arda, Tunç benim lise yıllarından bir arkadaşım. Masadaki herkes benim eski dostlarım. Hiçbirine karşı romantik bir his beslemiyorum, bunu bilmeni isterim. Ama senin benimle ilgili bu kadar düşünmüş olman… ilginç."
Arda, biraz daha rahatlamış bir şekilde başını salladı.
"Sanırım düşünmeden hareket ettim. Seni yanlış anlamak istemem. Ama ne zaman seninle ilgili bir şey yapmaya çalışsam, beynim sanki duruyor ve saçmalıyorum."
Ece, bu sözlere hafifçe güldü:
"Fark ettim. Şu an kızlar tuvaletinde kapıyı kilitlemiş olmamız, bunun kanıtı olabilir."
---
Ece’nin Son Yorumu
Arda, durumun ne kadar tuhaf olduğunun farkına vararak başını eğdi ve hafifçe gülümseyerek karşılık verdi:
"Sanırım tarihe geçecek bir saçmalığa imza attım."
Ece, bir adım ileri çıkarak Arda’nın omzuna hafifçe dokundu:
"Bak Arda, seni anlıyorum. Ama bir dahaki sefere konuşmak için daha normal bir yer seçebiliriz, ne dersin? Bu durum biraz fazla dramatik oldu."
Arda, gözleriyle mahcup bir şekilde etrafı süzdü ve kapıya yöneldi:
"Haklısın. Bir dahaki sefere daha az tuhaf bir ortamda konuşacağımıza söz veriyorum."
Ece, gülümseyerek kapıyı açmasını bekledi. "Tamam, seni affediyorum. Ama bu yaptığın uzun süre unutulmayacak, bilmiş ol."
Arda, kapıyı açıp dışarı adım atarken yüzündeki gülümsemeyi gizleyemedi. Ece ile konuşmayı başarmıştı ve bu, ne kadar garip olsa da onun için büyük bir adımdı. Ece, arkasından bakarken hafifçe başını salladı ve kendi kendine mırıldandı:
"Gerçekten ilginç biri..."
Geceye Devam
Arda, Ece ile tuvaletteki garip ama samimi konuşmadan sonra masasına döndü. Ece’nin de aynı mekânda olması, onu bir şekilde orada tutuyordu. Arada bir gözleri farkında olmadan Ece’nin oturduğu masaya kayıyordu, ama dikkat çekmemeye çalışıyordu. Ne kadar ayrı masalarda olsalar da, aynı yerde olmak Arda’yı biraz rahatlatıyordu.
Murat ve Aslı’nın sohbetine geri döndüğünde, ikisinin hâlâ küçük bir tartışma içinde olduğunu fark etti. Aslı, Murat’a hâlâ hafif bir trip atıyordu ve Murat da onu yumuşatmaya çalışıyordu.
---
Murat’ın Çabaları
Murat, Aslı’nın gönlünü almak için tüm şirinliğini ortaya koymuştu. Birkaç güzel söz ve hafif jestlerle, ortamı neşelendirmeye çalışıyordu. Bir ara Aslı’nın elini tutup, hafifçe gülümseyerek şunları söyledi:
"Aslı, bak, sen triplere girince benim kalbim sıkışıyor. Bir daha sana açıklama yapmadan bir şey söylemeyeceğim. Ama kızlar masası muhabbetini fazla büyüttün, hadi barışalım mı?"
Aslı, önce gülümsememeye çalıştı, ama Murat’ın samimiyeti karşısında dayanamadı. Hafif bir tebessümle, "Sen bu işleri iyi biliyorsun," dedi.
Arda, bu durumu izlerken yüzünde kocaman bir sırıtmayla araya girdi:
"Boşuna kavga etmeyin. İkiniz birbirinize çok yakışıyorsunuz zaten. Bu kadar küçük şeylere takılmayın."
Murat ve Aslı, Arda’nın bu sözleriyle birbirlerine baktılar ve istemsizce gülümsediler. Aslı’nın yüzündeki trip hali yavaşça silinirken Murat, "Bak, dostum bile haklı olduğumu söylüyor," diyerek kahkahayı patlattı.
---
Sohbetin Sarması
Murat ve Aslı’nın birbirlerine gülümsemesiyle ortam tamamen yumuşadı. Artık daha samimi bir şekilde sohbete devam ediyorlardı. Aslı, Murat’a dönüp, "Tamam, seni affediyorum. Ama bir dahaki sefere dikkatli ol," dedi.
Arda, bu ikilinin arasındaki enerjiyi izlerken keyiflenmişti. Onlarla birlikte olmak, hem Ece ile yaşadığı karmaşayı hem de iş yerindeki stresi biraz olsun unutturuyordu. Masada kahkahalar yükselmeye başlamıştı. Arda, içten bir şekilde gülümseyerek düşünüyordu: "Belki de şu an tam da olmam gereken yerdeyim."
Gece ilerledikçe sohbet daha da koyulaştı. Murat, esprileriyle ortamı neşelendirirken, Aslı’nın Murat’a olan ilgisi daha da belirginleşiyordu. Arda ise bir yandan dostlarının bu eğlenceli dinamiğinin tadını çıkarıyor, bir yandan da Ece’nin hâlâ aynı mekânda olduğunu bilmenin garip bir huzurunu yaşıyordu.
Yarın sabah iş olmasına rağmen, Arda o anın tadını çıkarmaya karar vermişti.
Bardan Ayrılış
Gece ilerledikçe, Murat ve Aslı bardan ayrılmaya karar verdi. Murat, Arda’ya dönerek omzuna hafifçe dokundu:
"Biz kalkıyoruz dostum. Yarın sabah işlerim var. Sen ne yapıyorsun?"
Arda bir an duraksadı. Aslı, Murat’ın koluna girip gülümseyerek ekledi:
"Sen de geliyorsan, hadi birlikte çıkalım. Yoksa kalıyor musun?"
Arda, gözleri farkında olmadan Ece’nin oturduğu masaya kayarken kısa bir sessizlikten sonra cevap verdi:
"Yok, siz önden çıkın. Ben biraz daha kalırım."
Murat, onun bakışlarını fark etti ve hafif bir gülümsemeyle göz kırptı:
"Peki, sen bilirsin. Ama çok geçe kalma. Yarın iş var."
Murat ve Aslı bardan çıkarken, Arda arkasına dönüp Ece’ye baktı. Ece, masadan kalkmış, barın ortasında çalan müzikle dans ediyordu. Hareketleri, müziğin ritmiyle uyum içindeydi. Şehvetli ve kendinden emin bir şekilde dans ediyordu. Arda, Ece’nin enerjisine ve özgüvenine hayran kaldı.