İçeriğe geç

Bir Rüya Bir Viski

Bölüm 38 · 4 dk okuma

Bir Rüya Bir Viski

Bölüm 38

Bölüm 38: Dönüp Duran Sorular

Ece, Tunç ve diğer arkadaşlarıyla oturmuş, sohbet ediyordu. Ancak zihni, birkaç dakika önce yaşanan karşılaşmaya takılı kalmıştı. Arda’nın "Biz sadece arkadaşız" demesi, onun içinde bir şeyleri tetiklemişti. Bu söz, basit bir açıklama gibi görünse de, Ece için rahatsız edici ve yanlış anlaşılmaya açık bir ifadeydi.

Tunç, Ece’nin lise yıllarından samimi bir arkadaşıydı, ama aralarında hiçbir zaman romantik bir ilişki olmamıştı. Arda’nın onları yanlış anlamış olabileceği fikri, Ece’nin zihninde dönüp duruyordu.

"Beni Tunç ile sevgili mi sandı acaba? O kadar garip davrandı ki... Hem kaç gündür pastaneye uğramıyor, hem de burada arkadaşlık üzerine garip garip şeyler söylüyor," diye düşündü. Meraklı ve hırçın yapısı, bu belirsizliği çözmek için bir şeyler yapması gerektiğini söylüyordu.

Tunç ve diğer arkadaşları neşeli bir şekilde konuşmaya devam ederken, Ece kendini sohbete veremiyordu. Gözleri farkında olmadan kalabalık barın içinde Arda’yı arıyordu. Ancak bar kalabalıktı ve masaların arasında onu seçmek mümkün değildi. Arda’nın nereye oturduğunu görememişti.

Ece, bir yandan Arda’nın kaç gündür pastaneye uğramamasına içerliyor, bir yandan da az önceki konuşmanın yarattığı rahatsızlığı üzerinde taşıyordu. "Bu böyle devam edemez," diye düşündü. "Bir fırsatını bulup onunla konuşmalıyım. Hem neden pastaneye uğramadığını sormalıyım, hem de Tunç ile ilgili yanlış anlamaları açıklığa kavuşturmalıyım."

Bu sırada, Arda Murat ve Aslı ile sohbetine devam ediyordu. Murat, her zamanki esprili tavırlarıyla Aslı’yı neşelendirirken, Arda onları izliyor ve kendi içinde Ece ile yaşadığı gerginliği unutmaya çalışıyordu.

"Bak, Arda! Aslı’nın kahveyle ilgili enteresan bir teorisi var. Kahve, kişiliği ele verirmiş!" dedi Murat gülerek.

Aslı, samimi bir şekilde ekledi:

"Evet, bence insanların kahve siparişleri onların karakterlerini çok yansıtıyor. Mesela sen sütlü içiyorsan daha nazik birisin, ama sert kahve içenler genelde daha ciddi oluyor."

Arda gülümsedi:

"Ben kahveyi siyah ve şekersiz içerim. Bu beni sert biri mi yapar, yoksa sadece kahveye sadık biri mi?"

Murat hemen araya girdi:

"Sadık biri olman mümkün değil. Ben seni tanıyorum. Ama kahve konusunu bırak, sen hâlâ Ece’yi düşünüyorsun, değil mi?"

Arda, Murat’ın bu çıkışına şaşkınlıkla baktı ve gülümsemeye çalıştı:

"Hayır, nereden çıktı şimdi? Sadece işimle ilgili düşünüyorum."

Murat, Aslı’ya dönerek göz kırptı:

"Bak, bu çocuk yalan söylerken yüzü kızarıyor. Kesin bir şeyler var!"

Aslı gülerek konuyu değiştirdi, ama Arda, Murat’ın doğru tahmin ettiğini biliyordu. Ece’yle olan garip karşılaşma hâlâ aklından çıkmıyordu.

Ece, Tunç ve arkadaşlarıyla otururken, bir noktada ayağa kalkıp lavaboya gitmek bahanesiyle masadan uzaklaştı. Gözleri, Arda’yı aramak için etrafa bakıyordu. "Onu bulup konuşmalıyım. Bu böyle yarım kalamaz," diye düşündü.

Arda’yı fark ettiğinde, onun Murat ve Aslı ile oturduğunu gördü. Bir an duraksadı, ama sonra kendi kendine cesaret verdi: "Eğer bunu şimdi çözmezsem, kafamda büyümeye devam edecek."

Lavaboya gitmeden önce bir plan yaptı. Tunç ve diğer arkadaşlarına, "Hemen dönüyorum," diyerek masadan ayrıldı. Birkaç dakika içinde Arda ile konuşmanın bir yolunu bulmaya kararlıydı.

Arda, Ece ile yaşanan konuşmayı ve pastaneye uzun süredir uğramamasını aklından çıkaramıyordu. Oturduğu masada Murat’a dönerek içini dökmeye başladı:

"Ece de burada, yanında bir arkadaşı var. Tunç diye biri. Burada olduğumu gördü ama konuşamadık. Açıkçası onunla konuşmak için bir fırsat kolluyorum. Ama yanında bir başkası varken bu durum ne kadar doğru olur, bilmiyorum."

Aslı, bu konuşmaya ilgiyle dahil oldu:

"Yanında bir erkek varsa, gidip konuşmak ayıp olmaz mı sence?" diye sordu.

Murat ise hafif alaycı bir şekilde araya girdi:

"Hayır olmaz. Ama emin misin sevgili olduklarına? Yoksa sadece arkadaş olabilirler."

Arda içini çekerek yanıtladı:

"Emin değilim. Ama bu saate baş başa dışarı çıkmışlar. Bu da bir şeyler olabileceği anlamına gelmez mi?"

Tam bu sırada, Arda Ece’nin masadan kalkıp lavaboya doğru yöneldiğini fark etti. Gözleri, Ece’yi takip ederken bir an duraksadı. Gidip onunla konuşma fırsatı olduğunu düşündü.

Aslı, Arda’nın niyetini fark ederek hafifçe koluna dokundu:

"Dur, gitme. Yanında biri varken bu doğru olmaz," dedi. Ama Murat, Arda’ya kalk git dercesine bir bakış attı.

Murat ardından, "Bu arada onlar baş başa değil galiba," dedi. "Az önce bardan bira alırken Ece’nin oturduğu grubu gördüm. Masalarında en az 10 kız vardı, birkaç da erkek. Arkadaş grubuna benziyorlardı."

Aslı, bu açıklama karşısında hafif alaycı bir tonda:

"Demek 10 kız," diye mırıldandı. Sesindeki soğukluk, ortamın bir anda gerilmesine neden oldu.

Murat’ın Aslı’yı İkna Çabası

Murat, Aslı’nın bu yorumundan sonra ortamı yumuşatmaya çalıştı:

"Hayır, yani… Sadece arkadaş grubu gibi görünüyorlardı. Hiç yanlış bir şey düşündüğümü söylemedim. Sadece gözlem yaptım!"

Aslı, soğuk bir şekilde Murat’a baktı ve konuşmayı kestirip attı:

"Pekâlâ."

Murat, Aslı’nın gönlünü almak için çabalarken, Arda fırsatı değerlendirmeye karar verdi. Ortamın gerilmesini bir kenara bırakarak lavaboya doğru ilerlemeye başladı.

Arda, kızlar tuvaletinin önüne doğru yürüdü. Kalabalığın arasında Ece’nin çıkmasını beklemek için uygun bir yer buldu ve durdu. Kalbi hızla atıyordu. Konuşmaya nasıl başlayacağını düşündü: "Belki Tunç hakkında yanlış anladığımı söyleyebilirim. Pastaneye neden uğramadığımı da açıklamalıyım," diye kendi kendine mırıldandı.

Ece’nin tuvaletten çıkmasını beklerken, kendini toparlamaya çalıştı. Artık kaçma zamanı değil, yüzleşme zamanıydı. Bu konuşmayı yapmadan rahat edemeyeceğini biliyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.