
Arda, çalıştığı lokantada akşamın yoğun saatlerinde siparişlerini alıyor ve masaları kontrol ediyordu. Müşterilerle ilgilenmek her zamanki gibi onun işiydi. Ancak son zamanlarda, iş yerindeki bazı aksaklıklar Arda'nın canını sıkmaya başlamıştı. Mutfaktaki yemekler geç çıkıyor, müşterilerden şikâyetler geliyordu. Patornu Halil ise her fırsatta bu aksaklıkların faturasını Arda’ya kesiyordu.
O akşam, bir masa gecikmiş yemekleri için şikâyette bulunmuştu. Arda, durumu açıklamaya çalışırken Halil birden mutfaktan çıkıp bağırmaya başladı:
"Arda! Siparişlerin zamanında gitmesi senin sorumluluğun! Müşterilerden sürekli şikâyet duyuyorum. Bu işi düzgün yapamayacaksan, başka birine bırak!"
Arda derin bir nefes alarak, sakin bir şekilde yanıt verdi:
"Halil Bey, siparişleri mutfağa zamanında iletiyorum. Ancak mutfakta bir yoğunluk var. Belki personel sayısını artırmayı düşünmeliyiz."
Halil, bu sözlere sinirlenerek, "Bahaneleri bırak! Sorun varsa sen çöz! Ben sana bunun için maaş ödüyorum," dedi ve arkasını dönüp mutfağa geri gitti.
Bu haksız çıkış Arda’yı oldukça rahatsız etmişti. İşini düzgün yapmasına rağmen sürekli suçlanıyor olmak, onun motivasyonunu kırıyordu.