
Ece, kahve ve poğaçayı Arda’ya uzattığında, Arda onunla biraz daha konuşma fırsatı yakaladı. "Her sabah burayı açıyorsun. Yorucu olmuyor mu?" diye sordu.
Ece, omuzlarını silkerek cevapladı. "Aslında alıştım. Sabahları burası sakin oluyor, bu yüzden seviyorum. Ama tabii ki gün boyu ayakta olmak zor."
Arda, bu cevap üzerine hafifçe başını salladı. "Anlıyorum. Sabahki bu sakinlik güzel, ama bir yandan da yalnızlık hissettirmiyor mu?"
Ece, bu soruyu beklememiş gibiydi, ama bir an düşündükten sonra dürüstçe yanıtladı. "Bazen, evet. Ama buraya gelen insanlarla ufak sohbetler yapmak hoşuma gidiyor. Seni de burada görmek güzel."
Arda bu samimi cevaptan cesaret alarak, "Belki daha sık uğrarım," dedi ve bu cümlenin ağırlığını hemen fark etti. Ece, hafifçe gülümsedi. "Uğrarsan sevinirim."