
Yatağına uzandığında, ertesi sabah yapacaklarını düşünmeye başladı. Sabah servise yetişmeden önce pastanenin önünden geçecekti. Mehmet’in isteğini yerine getirmek istemediğine emindi. Ama Ece ile konuşacaksa, bunu sırf Mehmet sordu diye değil, kendi içindeki o merak ve ilgi nedeniyle yapacaktı.
“Ne diyeceğim peki?” diye düşündü. Tanımadığı birine nasıl yaklaşabilirdi? Üstelik Mehmet’in sözleri yüzünden bu durum biraz daha karmaşık hale gelmişti. Kafasında olası konuşmaları kurdu.
“Selam, her sabah karşılaşıyoruz ama hiç konuşmadık. Ben Arda,” diyecekti belki de. Ama bu cümle bile ona fazla planlı geliyordu. Doğal olmalıydı. Zihni bu sorularla meşgulken göz kapakları ağırlaştı ve uykuya daldı.