Şimdi ki Zaman
Telefon kapandıktan sonra, Arda bir süre duraksadı. Annesinin her konuşmada sesine yansıyan özlemi ve Sevgi'nin masum alışveriş telaşını düşündü. Maddi sıkıntılar içinde onlara yardımcı olmak için çalışıyordu, ama bazen kendi yalnızlığı ve özgürlüğü için bu şehirde olmaya ihtiyaç duyduğunu hissediyordu. Bu ikilem, onun içinde her zaman sessiz bir savaş gibiydi.
Eve geldiğinde, alışkanlıkla eski kilidi çevirdi. Kapıyı kapattıktan sonra ayakkabılarını çıkarıp mutfağa geçti. Buzdolabından bir şişe su alıp masaya oturdu. Annesiyle yaptığı konuşmayı bir kez daha kafasında tarttı. Maddi sıkıntıları ve ailesine olan bağlılığı, içinde bir yük gibi taşıyordu. Ama aynı zamanda bu şehirde kurduğu yeni hayatın, kendine ait bir alanın, ona iyi geldiğini biliyordu.
Bu düşüncelerle sigarasını yaktı ve pencereden dışarı baktı. Gözleri istemsizce sabah Mehmet’le yaptığı konuşmayı hatırladı. Mehmet’in Ece hakkında söyledikleri canını sıkıyordu. Ece’nin sabahları karşılaştığı ama hiç konuşmadığı biri olması, ona karşı bir mesafeyi korumasına neden olmuştu. Ama şimdi, Mehmet’in isteğiyle ona yaklaşma fikri daha da karmaşık bir hal alıyordu.
Kendi kendine, “Eğer konuşacaksam, Mehmet için değil, kendim için konuşmalıyım,” dedi. İçinde Ece’ye dair belirsiz bir his vardı. Onun sabah pastaneyi açarkenki sakin duruşu, hayatına dokunan bir detay olmuştu. Belki bu hissin üzerine gitmeliydi.
