"Bazı insanlar geçmişte kalmaz. Sadece karşına çıkacak doğru zamanı bekler."
Aras'la karşılaşmamın üzerinden sadece bir gün geçmişti.
Bir gün.
Yirmi dört saat.
Ama sanki bir hafta geçmiş gibi hissediyordum.
Çünkü ne zaman okulda başıma kötü bir şey gelse, işin içinde bir şekilde Aras oluyordu.
Ertesi sabah okula giderken kulaklıklarımı taktım.
Belki müzik dinlemek kafamı dağıtırdı.
Dağıtmadı.
Aklım hâlâ koridordaki olaydaydı.
"Dalgın görünüyorsun."
Erva yanıma yetişirken söyledi.
"Çünkü uykuluyum."
"Yalan."
"Kanıtla."
"Aras."
Tek kelime.
Sadece tek kelime.
Ama sustum.
Erva zafer kazanmış gibi gülümsedi.
"Demek ki haklıyım."
"Onu düşünmüyorum."
"Tabii."
Okula girerken gözlerimi devirdim.
"Bir gün bana inanacaksın."
"Bugün değil."
Sınıfa çıktığımızda herkes yerleşmişti.
Ben sırama geçerken istemeden sınıfın arka tarafına baktım.
Aras arkadaşlarıyla konuşuyordu.
Tam o anda başını kaldırdı.
Göz göze geldik.
Bir saniye.
Belki daha az.
Sonra ikimiz de bakışlarımızı kaçırdık.
Nedense bu beni rahatsız etti.
Dersler beklediğimden daha sıkıcı geçti.
Öğretmenler ilk gün heyecanıyla sürekli konuşuyor, sürekli kurallar anlatıyordu.
Öğle arasında Erva'yla kantine indik.
Tam otururken telefonum titredi.
Kalbim yine istemsizce hızlandı.
Mesaj.
Ondan.
"Eğitim sisteminden sağ çıktın mı?"
İstemsizce güldüm.
"Şimdilik."
Mesajı gönderdim.
Cevap birkaç saniye içinde geldi.
"Şimdilik yeterli."
"Seninki nasıl gidiyor?"
"Trajik."
"Neden?"
"Çünkü okuldayım."
Gülmeye başladım.
Erva bana baktı.
"Yine o mu?"
Kaşlarımı kaldırdım.
"Neyi kastettiğini bilmiyorum."
"Asya."
"Erva."
"Telefonunu saklama şeklin bile şüpheli."
Telefonu masaya bıraktım.
Ama yüzümdeki gülümsemeyi gizleyemedim.
Akşam eve döndüğümde yorgundum.
Ama nedense uyumak istemiyordum.
Çünkü son birkaç gündür gecelerimin bir rutini oluşmuştu.
Telefonum titredi.
Tam düşündüğüm gibi.
"Bugün nasıldı?"
Mesajı görünce gülümsedim.
"Fena değildi."
"Bu iyi."
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra yeni bir mesaj geldi.
"Seni en çok sinirlendiren şey ne?"
Soruyu görünce düşündüm.
Aklıma gelen ilk kişi belli olsa da bunu yazmayacaktım.
Yazdım.
"Kendini herkesten üstün sanan insanlar."
Cevap biraz geç geldi.
"Sana bir sır vereyim mi?"
"Ver."
"Bazen insanlar göründüğü gibi değildir."
Kaşlarımı çattım.
Neden ikinci kez aynı şeyi söylüyordu?
"Düşüncemi değiştirmeye çalışıyorsun gibi hissediyorum."
"Belki."
"Başarılı olamıyorsun."
"Göreceğiz."
Telefon ekranına baktım.
Garipti.
Sanki tanımadığım biriyle değil de uzun zamandır tanıdığım biriyle konuşuyordum.
Ama bu mümkün değildi.
Çünkü onu tanımıyordum.
Adını bile bilmiyordum.
Bir süre sonra yeni mesaj geldi.
"Peki."
"Ne peki?"
"İyi geceler."
Gülümsedim.
"İyi geceler."
Telefonu komodinin üzerine bıraktım.
Tam ışığı kapatacakken gün içinde yaşanan bir an aklıma geldi.
Koridor.
Defterler.
Aras'ın yüzündeki o rahat gülümseme.
İç çekip başımı yastığa gömdüm.
Ne kadar sinir bozucu biri olursa olsun...
Bu yılın kolay geçmeyeceğini hissediyordum.
Ve nedense bundan biraz korkuyordum.