"Bazen kaçmak istediğin insan, gitmek zorunda olduğun yolun tam ortasında durur."
Sabah okula gelirken içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk vardı.
Sebebini biliyordum aslında.
Ama kabul etmek istemiyordum.
Çünkü sebebin adı Aras'tı.
Ve bir insanın bu kadar kısa sürede sinirimi bozabilmesi hiç normal değildi.
Erva'yla birlikte sınıfa girdiğimizde herkes yerini almıştı.
Ben sırama geçip çantamı bıraktım.
Tam o sırada öğretmen içeri girdi.
Elinde birkaç kâğıt vardı.
Bu hiçbir zaman iyiye işaret değildi.
"Sınıf."
dedi.
"Hepinizden dönem boyunca hazırlayacağınız bir proje istiyorum."
Sınıfın yarısından inleme sesi yükseldi.
Ben de onlara katılmak istedim.
Öğretmen devam etti.
"Projeler ikili olacak."
Tamam.
Bu daha da kötüydü.
Erva bana döndü.
"Birlikte oluruz."
"Kesinlikle."
dedim.
Hayat bazen insanı komik durumlara düşürmeyi seviyordu.
Çünkü öğretmen isimleri okumaya başladığında Erva'nın adı başka biriyle eşleşti.
Benimki ise...
"Asya Kaya."
Elimi kaldırdım.
Öğretmen listeye baktı.
"Aras Demir."
Bir saniye boyunca beynim çalışmayı bıraktı.
Hayır.
Hayır.
Kesinlikle hayır.
Arka sıralardan birkaç kişi gülmeye başladı.
Muhtemelen yüz ifadem çok şey anlatıyordu.
Öğretmen gözlüğünün üzerinden bana baktı.
"Bir sorun mu var?"
"Evet."
dedim.
Aynı anda başka bir ses yükseldi.
"Var."
Aras.
Sınıf kahkahaya boğuldu.
Harika.
Öğretmen başını salladı.
"Demek ki doğru eşleştirmişim."
"Hayır hocam—"
"Karar verildi."
Konu kapanmıştı.
Benim için dünya da kapanmıştı.
Ders boyunca tek bir kelime bile duymadım.
Aklımda tek bir şey vardı.
Aras.
Projeyi.
Aras.
Bir ay boyunca.
Aras.
Bu resmen bir cezaydı.
Ders bittiğinde çantamı hızla topladım.
Tam çıkacakken biri önümde durdu.
Tahmin etmek zor değildi.
Aras.
"Ortak."
"Bu kelimeyi kullanmayı bırak."
"Daha başlamadık bile."
"Sakın heyecanlı olduğunu söyleme."
Aras güldü.
Sinir bozucu bir şekilde.
"Aslında biraz heyecanlıyım."
"Ben değilim."
"Belli oluyor."
Kollarımı göğsümde birleştirdim.
"Bak."
dedim.
"Bu projeyi yapacağız ve bitecek."
"Tamam."
"Fazladan konuşmayacağız."
"Tamam."
"Tartışmayacağız."
"Bu konuda söz veremem."
Gözlerimi devirdim.
Aras'ın yüzündeki sırıtış büyüdü.
"Beni özledin mi?"
Bir an ona baktım.
Sonra kahkaha attım.
Gerçekten attım.
"Rüya görmeye devam et."
Yanından geçip gittim.
Arkamdan hâlâ güldüğünü duyabiliyordum.
Bu çocuk gerçekten sinir bozucuydu.
---
Akşam olduğunda odama kapanmıştım.
Önümde matematik kitabı açıktı.
Ama çalışmıyordum.
Telefonum titredi.
İsimsiz.
İstemeden gülümsedim.
"Bugün nasıldı?"
Mesajı okuyunca yatağa uzandım.
"Berbat."
"Hızlı cevap."
"Hak etti."
"Neden?"
Bir an düşündüm.
Sonra yazdım.
"Nefret ettiğim biriyle proje yapmak zorundayım."
Mesaj birkaç saniye boyunca görülmedi.
Sonra cevap geldi.
"Belki o kadar kötü değildir."
Kaşlarımı çattım.
Yine.
Yine aynı şey.
Yine birilerini savunuyordu.
"Tanımıyorsun."
"Belki düşündüğünden daha çok tanıyorumdur."
Mesajı okuyunca duraksadım.
Garip bir cümleydi.
Ama nedenini anlayamadım.
"Buna şüpheyle yaklaşıyorum."
"Yaklaş."
"Yaklaşıyorum."
"Belli oluyor."
İstemsizce güldüm.
Birkaç dakika daha konuştuk.
Sonra telefon elimdeyken tavana baktım.
Bir yanda Aras.
Bir yanda kim olduğunu bilmediğim bir çocuk.
Biri günümü mahvediyordu.
Diğeri ise günümün en iyi kısmı hâline gelmeye başlamıştı.
Ve henüz ikisinin aynı kişi olabileceği aklımın ucundan bile geçmiyordu.