İçeriğe geç

Bir Kurt Sevdim

Bölüm 6 · 3 dk okuma

Bir Kurt Sevdim

Bölüm 6

6

O sabah hava sisle kaplıydı. Benim argümanlarım da tam olarak havaya göre şekilleniyordu. Ayakkabılarımı bağlarken kapıda dikilen anneme son bir hamle yaptım:

"Bana telefonumu vermemek konusunda gerçekten emin misiniz? Yani... Dışarıda göz gözü görmüyor. Başıma bir şey gelse ömür boyu vicdan azabı çekersiniz. Ben tamamen sizi, sizin ruh sağlığınızı düşünerek söylüyorum. Yoksa bana ne yani? Ben teknolojinin öyle büyük bir fanı da değilimdir zaten."

"Tabii ya, öyledir. Bilmez miyim," dedi annem, bu mükemmel ve son derece "inandırıcı" savunmamın ardından sahte bir hayranlıkla. Sonra cebinden bir şey çıkarıp bana doğru uzattı. "İyi madem, madem bizi düşünüyorsun... Al bunu."

"Bu ne?" dedim, elindeki şeye bakarak.

"Neye benziyor?"

"Valla telefon dışında her şeye benziyor anne."

"Rüya, ya bunu alırsın ya da hiçbir şey almazsın. Seçim senin."

"Anne ne olur yapma bunu bana..." dedim sızlanarak.

"İyi dersler Rüya."

"İyi de ben bunu nasıl kullanacağım ki?"

Cihazın sert plastik tuşlarına iğrenerek bakıyordum. Bu arada cidden nasıl kullanacağım hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu, abartmıyordum.

Hayatımda şu an bu telefondan daha kötü bir şey varsa, o da kesinlikle beden eğitimi dersiydi. Üstelik talihime tüküreyim ki ilk dersimiz bedendi. Bu bedencilerin öyle lanet bir huyu vardır ya hani, hava ne kadar berbat, fırtınalı ya da sisli olursa olsun o dersi illa yaparlar. Matematikçiler bile kendi derslerini bu kadar ciddiye almazdı. Bizim bedenci bir de takım elbiseyle gezer, sadece bize acı çektirmekten zevk alırdı.

Bahçeye çıktığımda gözlerim direkt Melis'i aradı ama hiçbir yerde görünmüyordu. Benden önce evden çıkıp sınıfa geçtiğini düşünüp başta pek aldırmadım. Fakat okula yaklaştıkça havadaki o tuhaf gerilimi hissetmeye başladım.

Okul kapısının önünde rahatsız edici, uğultulu bir kalabalık birikmişti. Birkaç polis arabasının kırmızı ve mavi ışıkları sisin içinde bulanıkça patlıyor, polisler öğrencileri şeridin arkasına doğru iterek uzaklaştırmaya çalışıyordu. İçimi ani bir ürperti kapladı. Kalabalığı sertçe yarıp öne doğru atıldım.

Ve o an dünya başıma yıkıldı.

Melis... Parçalanmış cesediyle öylece yatıyordu.

O saniyeden sonra ne oldu, zaman nasıl geçti hiç bilmiyorum. Bilincimi kaybetmiş gibiydim. Kendime geldiğimde kaldırımın üstüne çökmüş durumdaydım, etrafımdaki birkaç kişi beni omuzlarımdan tutmuş sakinleştirmeye çalışıyordu. Göğsüm hızla inip kalkıyor, nefes alamıyordum.

"Kurtlar yaptı!" diye bağırdım. "Burada katil bir kurt dolaşıyor! Onu bir kurt parçaladı!"

Etraftaki öğrencilerden ya da polislerden kimse bana gülmedi. Kimse benimle alay etmedi ya da "Kız şoktan saçmalıyor" bakışı atmadı. Çünkü lanet olsun ki, o an herkes neden bahsettiğimi, bu kasabada nelerin döndüğünü çok iyi biliyordu.

Tam o sırada omzumda bir el hissettim. Sıcacık, adeta bir soba gibi yanan bir el. Kafamı kaldırdığımda Ege'nin solgun yüzüyle karşılaştım. Gözlerinde derin bir korku vardı. Ama onun ne hissettiği şu an biraz bile umurumda değildi.

"Hadi gel, seni evine götüreyim," dedi Ege, sesini sakin tutmaya çalışarak.

"Hayır, ben burada kalacağım."

"Burada kalıp ne yapacaksın Rüya? Cesed... Yani, onu çoktan götürdüler. Hemen eve gitmelisin, burası güvenli değil."

Bir anda ne olmuştu da benimle bu kadar yakından ilgilenmeye başlamıştı? Bana acımış mıydı yani? Ne büyük saçmalık.

Onu dinlemeyip tekrar kaldırıma oturdum, dizlerimi kendime çekerek bağıra çağıra ağlamaya başladım. Melis gitmişti. Benim o deli, salak arkadaşım artık yoktu.

Ege yanıma çöküp boğazını temizledi. "Bak... Kaybın için gerçekten çok üzgünüm."

Kafamı hızla ona çevirdim, gözlerimden yaşlar boşanıyordu. "Üzgün olman onu geri getiriyor mu? Ha? Getiriyor mu?!"

"Keşke yapabileceğim bir şey olsa ama-"

"Eğer cidden benim için bir şey yapmak istiyorsan..." dedim, hıçkırıklarımın arasından tıslar gibi konuşarak. "O yaratığı bul. Onu bul ve gebert."

Ege'nin gözlerinde anlam veremediğim bir parıltı gelip geçti. Ona bakmayı bırakıp yüzümü ellerimin arasına gömdüm ve sisin içinde, Melis'in kanının döküldüğü o soğuk yerin karşısında ağlamaya devam ettim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.