İçeriğe geç

Bir Kıvılcım Bir Yangın

Bölüm 9 · 2 dk okuma

Bir Kıvılcım Bir Yangın

Bölüm 9

BÖLÜM 9: SESSİZLİĞİN AĞIRLIĞI

Salondaki televizyondan kısık sesli bir maç özeti akıyordu. Burak koltuğa yayılmış, bir yandan elindeki kumandayla kanalları gezerken bir yandan da dün gecenin özetini geçiyordu. Tuna ise tabağındaki kurabiyeyle oynuyor, bakışlarını halının üzerindeki geometrik desenlerden çekemiyordu. İçindeki o huzursuzluk, kafasının içindeki o anonim kadının sesiyle birleşip şakaklarına zonklayıcı bir ağrı olarak geri dönüyordu.

"Oğlum dün gece sen bir ara birden kayboldun," dedi Burak, bakışlarını ekrandan ayırmadan. "Mekandaki o esmer kızla çıktın değil mi? Vallahi helal olsun, iki dakikada hallettin işi."

Tuna’nın çenesi kasıldı. Bardağını sertçe sehpaya bıraktı. "Öyle gerekti," diye kestirip attı. Konunun uzamasını, dün geceki o pişmanlık dolu anların tekrar su yüzüne çıkmasını istemiyordu.

Tam o sırada mutfaktan çıkan Bahar, elindeki taze çay demliğiyle salona girdi. Her zaman eve Tuna geldiğinde gözleri parlayan, salonda neşeyle dolanan, abisine takılıp cıvıl cıvıl kahkahalar atan kızdan eser yoktu. Adımları yavaştı, duruşunda mesafeli ve ağır bir havanın gölgesi vardı.

Tuna başını kaldırıp ona baktığında, Bahar’ın yüzündeki o alışılmadık durgunluk hemen dikkatini çekti.

Bahar önce abisinin bardağını tazeledi. "Sağ ol fıstık," dedi Burak başını kaldırıp kardeşine tebessüm ederek. Bahar sadece hafifçe dudaklarını bükmekle yetindi, her zamanki gibi "Afiyet olsun abicim" diyen o neşeli ses tonu yoktu.

Ardından Tuna’nın tabağının yanındaki boş bardağa uzandı. Çayı doldururken parmakları hafifçe titrese de hiç renk vermedi. Tuna gözlerini Bahar’ın yüzünden ayıramıyordu. Kızın kirpikleri aşağı düşüktü, göz göze gelmekten bilinçli olarak kaçınıyor gibiydi.

"Bahar," dedi Tuna, sesi farkında olmadan fazlasıyla yumuşak çıkmıştı. "Senin bir şeyin mi var? Rengin solgun gibi biraz."

Bahar çay demliğini doğrulttu. Bakışlarını yavaşça Tuna’ya kaldırdı. O gözlerdeki durgun, derin ve kırgın ifade Tuna’nın göğsüne yine o tanıdık ağırlığı oturttu.

"İyiyim Tuna abi," dedi Bahar. Sesi o kadar kısık, o kadar mesafeli ve cıvıltıdan uzaktı ki, salondaki havanın bir anda soğuduğunu hissetti Tuna. "Biraz başım ağrıyor sadece. Yorgunum."

"Doktora gidelim mi kızım?" diye araya girdi Burak, kardeşindeki bu anonsuz sessizliğe şaşırarak. "Sabah da bir garip dolaşıyordun zaten."

"Yok abi, gerek yok. Odama geçip biraz dinleneceğim," dedi Bahar. Bakışları bir saniyeliğine tekrar Tuna’ya kaydı. O bir saniyelik temasta, Tuna kendi içinde anlam veremediği bir suçluluk dalgasıyla çalkalandı. Sanki Bahar onun dün gece işlediği o gizli günahı biliyor, sanki ona kırılmaya hakkı varmış gibi bakıyordu. Ama bu imkansızdı. Bahar onun sadece arkadaşının küçük kardeşiydi, aralarında böyle bir bağ yoktu.

Bahar arkasını dönüp koridora doğru adımlarken, Tuna onun arkasından bakakaldı. Salona çöken o ağır sessizlikte, Tuna elindeki çay bardağını sıkmaktan parmak boğumlarının beyazladığını fark etti. Bahar’ın o neşeli sesinin eksikliği, nedense anonim kadının zihnine bıraktığı karmaşadan bile daha çok canını sıkmıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.