Bahar odasının kapısını kapatıp sırtını ahşap yüzeye yasladığında derin bir nefes verdi. Göğsü hızla kalkıp iniyordu. Tuna’nın salonda kendisine nasıl baktığını, sesindeki o endişeli yumuşaklığı ve gözlerindeki o karmaşayı iliklerine kadar hissetmişti. Yıllardır Tuna'nın karşısında sadece "arkadaşının küçük kız kardeşi" olarak görülmenin verdiği o görünmezlik duvarı, ilk defa çatlamaya başlamıştı.
Tuna onun yokluğunu, sessizliğini ve eksikliğini fark etmişti.
Yatağının üzerine yürüyüp komodindeki telefonunu eline aldı. Tuna’yı sadece anonim mesajlarla kışkırtmak yetmiyordu; onun zihnindeki o idealize edilmiş anonim kadınla, tam karşısında duran ama dokunamadığı Bahar arasındaki çizgiyi yavaş yavaş inceltmesi gerekiyordu. Tuna’yı iki taraftan da kuşatacaktı.
Salonda ise havanın ağırlığı hâlâ dağılmamıştı. Tuna çayından bir yudum daha aldı ama tadını bile hissetmiyordu. Burak televizyondaki maça söylenmeye devam ederken Tuna’nın aklı koridorun sonundaki o kapalı kapıda kalmıştı. Bahar’ın o kırgın, sitemkar bakışı zihninde dönüp duruyordu.
Cebinde hissettiği titreşimle irkildi. Burak’a fark ettirmeden telefonunu çıkardı. Ekranı açtığında Anonim’den gelen mesajı gördü.
Anonim: Ne o Tuna... Aklın nerede senin?
Anonim: Yanında birileri var sanırım ama zihnin yine tamamen başka bir yerde.
Tuna: Sen benim nerede olduğumu nereden biliyorsun?
Tuna: Bak bu iş artık bir takip takıntısına dönüşmeye başladı. Sınırı aşıyorsun.
Anonim: Sınırları aşan sensin Tuna. Dün gece başka bir kadına dokunurken aştın o sınırı.
Anonim: Şimdi yanında oturan insanlara bakarken zihninde benim kıvrımlarım dolaşıyor, biliyorum.
Anonim: O yüzden bana takipçi deme. Ben sadece senin kaçmaya çalıştığın ama bir türlü kaçamadığın o karanlık arzuyum.
Tuna: Senden kaçtığım falan yok.
Tuna: Sadece oyunlarından sıkılmaya başladım. Eğer gerçekten karşıma çıkacak cesaretin yoksa bu mesajları atmayı kes.
Anonim: Cesaret mi?
Anonim: Karşına çıktığımda ne yapacaksın Tuna? Yüzüme bakıp "Seni tanıyorum" mu diyeceksin, yoksa o fotoğraflardaki kadının ben olduğumu anladığın an beni kucağına mı alacaksın?
Anonim: Henüz hazır değilsin. Zihnin hâlâ benimle o meçhul kadın arasında bocalıyor.
Anonim: Şimdilik yanındakilerle idare et... Ama unutma, gözlerini her kapattığında yine bana döneceksin.
Tuna mesajı okuduktan sonra dişlerini birbirine kenetledi. Telefonu masaya bırakırken bakışları gayriihtiyari koridora doğru kaydı. Zihninin içi darmadağındı. Bir yanda telefondaki o cüretkar, zihnini darmadağın eden gizemli kadının kışkırtmaları; diğer yanda az önce yanından sessizce geçip giden Bahar’ın o anlaşılmaz durgunluğu...
Tuna, zihnindeki o anonim kadının takıntısıyla boğuşurken, bir yandan da Bahar’ın o hallerine niye bu kadar takıldığını anlayamıyordu. Ama bilmediği tek bir şey vardı: Zihnini yakıp kavuran o yangın da, evdeki o sessiz gölge de aslında aynı kişiye aitti.