İçeriğe geç

Bir Kıvılcım Bir Yangın

Bölüm 11 · 2 dk okuma

Bir Kıvılcım Bir Yangın

Bölüm 11

BÖLÜM 11: KAMPÜSTEKİ DENGELER

İkinci dönemin başlamasıyla birlikte üniversite kampüsü yeniden hareketlenmişti. Burak ve Tuna son sınıfın bitirme projeleri ve mezuniyet stresiyle dolu o yoğun temposuna girmişlerdi. Burak ve Bahar’ın birlikte yaşadığı ev ise tam bir öğrenci evine dönüşmüştü; salonda sürekli açık duran mimarlık çizimleri, sehpa üzerinde biriken kahve bardakları ve Tuna’nın projeler için sürekli kapıyı çalıp gelmesiyle uzayan çalışma geceleri... Bahar ise henüz birinci sınıfın başındaydı. Kampüse, derslere ve bu yeni hayata uyum sağlamaya çalışırken en büyük destekçisi, sınıf arkadaşı Ceren’di.

Güneşli ama soğuk bir bahar sabahı, kampüsün orta bahçesindeki çimlerde oturan dörtlü için tam bir mola anıydı.

Ceren, elindeki kahve bardağını sıkıca tutmuş, birkaç metre ötede projeler hakkında konuşan Burak’a adeta büyülenmiş gibi bakıyordu. Burak’ın deri ceketinin içinde ne kadar karizmatik durduğu, konuşurken eliyle saçlarını geriye atışı Ceren’in aklını başından almaya yetiyordu.

Bahar, arkadaşının bu halini fark ettiğinde dirseğiyle Ceren’in böğrünü hafifçe dürttü. "Ceren, gözlerini biraz daha dikersen abim eriyip gidecek şurada," diye fısıldadı.

Ceren irkilerek Bahar’a döndü, yanakları anında al alev olmuştu. "Ya Bahar! Sus Allah aşkına, duyacak şimdi. Ama ne yapayım kızım, abin gerçekten çok yakışıklı. Hele o ciddiyeti yok mu..."

Bahar, arkadaşının abisine hayran hayran bakıp durmasına dayanamayıp küçük bir kıkırdama koyuverdi. "Tamam tamam, çaktırma bu kadar. Ama haberin olsun, Burak’ın aklı şu sıra sadece mezuniyet projesinde."

Tam o sırada Tuna başını projenin paftalarından kaldırıp kızların olduğu tarafa baktı. Bahar’ın o neşeli, gözlerinin içi gülen kıkırdamasını duymak, haftalardır Tuna’nın zihninde asılı duran o ağır bulutları bir anlığına dağıtır gibi oldu. Günlerdir gördüğü o durgun kız gitmiş, yerine neşeli hali gelmişti. Onu böyle görmek garip bir şekilde içini rahatlatmıştı.

Bahar, Ceren'e çaktırmadan elini cebine attı. Telefonun ekranını kilitlemeden, ezberlediği klavye hamleleriyle mesajı yazıp gönder butonuna bastı.

Tuna tam projedeki çizimlere geri dönecekken cebindeki telefon titredi. Burak'a çaktırmadan telefonunu çıkardı. Ekrandaki bildirimi gördüğünde sırtı dikleşti, bakışları anında ciddileşti.

Anonim: Güneşli bir günde kampüste otururken bile o çatık kaşlarını gevşetemiyorsun değil mi Tuna?

Anonim: Etrafındaki o kalabalık bile zihnini benden kurtarmaya yetmiyor.

Tuna hızla etrafına bakındı. Kampüsün çimlerinde onlarca öğrenci vardı. Karşısında oturan Bahar ve Ceren kahvelerini yudumluyor, Burak ise projedeki ölçüleri inceliyordu. Kimse ona bakmıyordu. Tuna dişlerini sıkarak klavyeye dokundu.

Tuna: Yine mi sen? Kampüste misin şu an?

Anonim: Belki çok yakınındayım, belki de sadece seni izlemeyi seviyorumdur.

Anonim: Ama emin olduğum bir şey var... Projelere bakarken bile zihninde hâlâ benim o loş ışık altındaki fotoğraflarım dolaşıyor.

Anonim: Kalbinin nasıl hızlandığını hissedebiliyorum Tuna. Kaçamazsın.

Tuna derin bir nefes vererek telefonun ekranını kapattı. Gözlerini kapatıp şakaklarını ovdu. Gerçekten de kaçamıyordu; bu kadın onu kendi kampüsünde, arkadaşlarının ortasında bile avucunun içine almayı başarıyordu.

Karşısında oturan Bahar ise kahvesinden sakin bir yudum aldı. Yüzündeki o masum, hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi duran tebessümünü korurken, Tuna’nın o gergin hallerini izlemenin keyfini çıkarıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.