Tuna’nın odasındaki sessizlik, kendi ağır nefeslerinin ritmiyle bozuluyordu. Telefonun ekranından süzülen loş mavi ışık, yüzünün sert hatlarını ve şakaklarından süzülen ter damlalarını aydınlatıyordu. Avucunun içindeki ekran ısınmıştı; ama o sıcaklık, biraz önce gördüğü o fotoğraftan ve zihninde beliren o kışkırtıcı görüntülerden geliyordu.
Tuna kontrolünü kaybetmişti. Yıllardır inşa ettiği o mesafeli, her şeyi yöneten adam duruşu tek bir gecede, adını bile bilmediği bir kadının cüretkar mesajlarıyla darmadağın olmuştu. Bedenindeki o son gerilim dalgası yavaşça yerini ağır bir durgunluğa bırakırken, Tuna sırtüstü yatağa devrildi. Kolunu gözlerinin üzerine kapattı. Tavanı izlerken gırtlağından kurumuş bir nefes döküldü.
Aklını kaçırmak üzereydi. Yüzünü bile görmediği bir kadının attığı birkaç fotoğraf ve iddialı cümleler, onu hayatında ilk kez bu kadar kontrolsüz bırakmıştı.
Telefon masanın üzerinde yeniden titredi. Tuna gözlerini açıp ekrana baktı.
Anonim: Nefesinin ritmini buradan bile duyabiliyorum Tuna...
Anonim: Oyunun buraya geleceğini tahmin etmiyordun değil mi?
Tuna telefonunu kavradı. Yatakta doğrulurken gömleğinin açık önünü umursamadı. Parmakları ekranda sertleşti.
Tuna: Sen tehlikeli bir oyun oynuyorsun.
Tuna: Bu gece yaşananlar sadece zihninin ve bedeninin sınırlarını zorlamak istediğin içindi, biliyorum. Ama beni bu raddeye getirdikten sonra öylece çekip gidemezsin.
Tuna: Kim olduğunu öğreneceğim. Ve o gün geldiğinde, bu ekranın arkasına saklandığın her saniyenin hesabını soracağım sana.
Ekranın diğer tarafında, yatağının ortasında oturan Bahar’ın kalbi göğüs kafesini zorluyordu. Tuna’nın o karanlık tepkisinin ardından gelen bu mesaj, içindeki ateşi daha da körüklemişti. Yanakları hâlâ alev alev yanıyordu. Kendi bedeninde hissettiği o tatlı yorgunluk ve Tuna’yla aynı anda aynı duyguları yaşamış olmanın verdiği o yakınlık hissi, Bahar’ın başını döndürüyordu.
Bahar parmaklarını klavyede gezdirdi.
Anonim: Korkutmaya çalışma Tuna.
Anonim: Beni bulduğun gün hesabımı seve seve öderim... Ama o güne kadar kuralları ben koyuyorum.
Anonim: Ve şimdilik, bu gecelik bu kadar yeter. İçindeki o adamı uyandırdığıma göre artık rahat bir uyku çekebilirim.
Anonim: Bu geceyi sakın unutma.
Tuna mesajı okuduğunda dudakları kenara doğru alaycı ama kabulleniş dolu bir kavisle kıvrıldı.
Tuna: Unutmak mı?
Tuna: Bu geceden sonra gözlerimi her kapattığımda o fotoğraflar gelecek aklıma.
Tuna: Git uyumaya çalış bakalım... Ama benden kaçamayacaksın.
Bahar mesajı okuduktan sonra yanıt vermedi. Telefonu yastığının altına kaydırdı ve derin bir nefes aldı. Odasının karanlığında gülümsedi. Yıllardır sadece abisinin gölgesinde bir küçük kız olarak kaldığı adamın uykularını ele geçirmişti.
Ertesi sabah güneş doğduğunda, Bahar mutfakta kahvaltı tepsisini hazırlıyordu. İçinde akşamdan kalan o gizli zaferin heyecanı vardı ama dışarıdan bakıldığında her zamanki sakin, uslu Bahar’dan farkı yoktu. Kapı çaldığında üzerini düzeltip kapıya yöneldi.
Karşısında Tuna vardı. Üzerinde koyu renk bir ceket, gözlerinin altında hafif bir yorgunluk izi ama duruşunda her zamanki ciddiyeti duruyordu.
"Günaydın fıstık," dedi Tuna, sesi sabahın ilk saatlerine has bir boğukluk taşıyordu. "Burak uyandı mı?"
Bahar hiç renk vermedi. Yüzüne her zamanki masum tebessümünü yerleştirdi. "Günaydın Tuna abi. Abim odasında, telefonla konuşuyordu. Geç içeri istersen."
Tuna içeri adım atıp salona geçerken Bahar mutfağa döndü. Kalbi hızlı çarpsa da kendine hakim olmayı başardı. Tuna’ya çay servis ederken bile gözlerine tamamen sıradan bir kız kardeşi muamelesiyle baktı. Tuna ise aklındaki anonim kadının karmaşasıyla çayını yudumluyor, Bahar’ın yüzüne bakarken aklına en ufak bir şüphe bile gelmiyordu.
Tuna birkaç saat sonra Burak'la dışarı çıkmak için evden ayrıldı. Bahar kapıyı arkalarından kapatıp odasına geçtiğinde derin bir nefes verdi. Oyunu bozmamış, en ufak bir açık vermemişti.