İçeriğe geç

Bir Kıvılcım Bir Yangın

Bölüm 47 · 2 dk okuma

Bir Kıvılcım Bir Yangın

Bölüm 47

BÖLÜM 47: KÜTÜPHANEDEKİ HESAPLAŞMA

Kütüphanenin sessizliği, rafların arasında yankılanan hafif fısıltılarla bölünüyordu. Tuna, masaların arasından geçip Bahar’ın oturduğu en arka köşeye doğru ilerledi. Adımları ağır ama gergindi.

Bahar, üzerine doğru gelen adımları duydu ama başını kaldırıp bakmadı. Kalemini kağıdın üzerinde ritmik bir şekilde oynatmaya devam ediyordu. Tuna tam karşısındaki sandalyeyi gürültü çıkarmamaya çalışarak ama sertçe çekip oturdu.

"Ne yapmaya çalışıyorsun Bahar?" dedi Tuna, sesini alçak tutmaya özen göstererek ama gözlerinden kıvılcımlar saçarak. "Bu yazdığın not ne? Sabah abinin yanında sergilediğin o tavırlar neydi senin?"

Bahar en nihayetinde elindeki kalemi yavaşça masaya bıraktı. Sırtını sandalyesine yasladı. Gözlerinde ne bir zerre korku ne de bir kararsızlık vardı.

"Yalan mı yazdım Tuna?" dedi Bahar, fısıltısının arkasındaki buz gibi tonla. "Dün gece gayet ayıktın. Beni o kulüpten çıkarırken de, eve götürürken de, bana dokunurken de... Zihninde en ufak bir pus bile yoktu."

"Ben seni korumaya çalışıyordum!" diye kestirip attı Tuna, dişlerini sıkarak. "O barda bir adamın elleri senin üzerindeydi! Kendinde değildin, sarhoştun! Ne yapsaydım, izlese miydim?"

"Koruyor muydun?" dedi Bahar, hafifçe öne eğilerek. Dudağının kenarında alaycı bir kıvrım belirdi. "O ilk geceden sonra beni evinden kovarcasına gönderdiğinde, 'hiç yaşanmamış gibi davranacağız' deyip beni bir kenara fırlattığında beni çok mu koruyordun?"

"O farklıydı Bahar, anlamıyorsun—"

"Neyi anlamıyorum Tuna?" dedi Bahar, lafını buz gibi bir bıçakla keserek. Tek bir jest bile yapmadan, bakışlarını bir ok gibi Tuna'nın gözlerine dikti.

"Sen bana bir orospuymuşum gibi davrandığında bir sorun yok muydu?"

Kelimeler kütüphanenin o ağır sessizliğinde adeta patladı. Tuna yüzüne fiziki bir tokat yemiş gibi sarsıldı. Yutkunmaya çalıştı ama boğazı düğümlendi. Ağzı hafifçe aralandı ama tek bir kelime bile çıkaramadı.

Bahar bakışlarını bir an bile kaçırmadan devam etti; sesi kısık, pürüzsüz ama yıkıcıydı:

"Beni tek kullanımlık bir heves gibi görüp kapının önüne koyarken, gururumu ayaklar altına alırken vicdanın rahattı değil mi? Ama ben kendi hayatıma bakıp başka bir adamla dans edince mi namus bekçisi olasın geldi? Dün gece beni o heriften korumak için değil, kendi bencil arzularını tatmin etmek için aldın o kulüpten. Ve en acınası kısmı ne biliyor musun? Tamamen ayıkken yaptın bunu."

Tuna’nın şakaklarındaki damarlar zonklamaya başladı. Bahar’ın kurduğu her cümle, dün geceden beri kaçmaya çalıştığı o hakikati yüzüne vuruyordu. Dün gece kıskançlığına ve arzusuna yenik düşmüştü. Sarhoşluk mazeretinin arkasına bile sığınamayacak kadar ayıktı.

"Bahar... Ben..." dedi Tuna, sesi kısılarak. Ellerini masanın üzerinde birleştirdi, parmak boğumları bembeyaz kesilmişti. "Ben sadece kontrolümü kaybettim."

"Kontrolünü kaybetmedin," dedi Bahar soğuk bir gülümsemeyle. "Gerçek yüzünü gösterdin. Ve artık benimle ilgili hiçbir şeye müdahale edemezsin. Çünkü ne zaman karşıma geçip bana ahlak dersi vermeye çalışsan, sana dün geceyi hatırlatacağım. Abimin yüzüne bakarken içindeki o çürümeyi hissedeceksin."

Bahar masasındaki defterini ve kalemini yavaşça çantasına koydu. Sandalyesini geriye itip ayağa kalktı. Tuna oturduğu yerde felç olmuş gibi, başı öne eğik bir halde kalakaldı.

Bahar eğilip Tuna’nın kulağına doğru son kez fısıldadı:

"Şimdi git ve abimin yanına otur Tuna abi. Bakalım yüzüne bakabilecek misin."

Bahar arkasını dönüp kütüphaneden çıkarken, Tuna karanlık masada vicdanının ağır yüküyle tek başına kaldı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.