İçeriğe geç

Bir Kıvılcım Bir Yangın

Bölüm 46 · 2 dk okuma

Bir Kıvılcım Bir Yangın

Bölüm 46

BÖLÜM 46: AMFİDEKİ HAYALETLER

Tuna amfinin kapısından içeri adım attığında gürültülü sınıf sesi bir anlığına kulağında uğultuya dönüştü. Burak orta sıralardan birine geçmiş, çantasını yanındaki boş koltuğa koyup Tuna’ya el ediyordu.

Tuna ağır adımlarla sıraya yürüdü. Çantasını bırakıp oturduğunda, kürsüdeki hocanın projeksiyondan yansıttığı slaytlar, tahtaya yazılan formüller ve amfideki diğer öğrencilerin kıkırdamaları onun için tamamen anlamsız birer fondan ibaretti.

"Kanka iyi misin sen harbiden?" dedi Burak, yan gözle Tuna’ya bakarak. "Yüzün kireç gibi. Biri bir şey mi yaptı, bir sorun mu var?"

"Yok," dedi Tuna, bakışlarını tahtaya sabitlemeye çalışarak. "Gece hiç uyuyamadım, başım çatlıyor sadece."

"Valla senin bu halin beni korkutuyor," dedi Burak, kalemi parmakları arasında çevirirken. "Bizim Bahar da bir tuhaf zaten. Sabah ne kadar rahattı fark ettin mi? Normalde benim o kadar aramama, kıyameti koparmama imkanı yoktu. Sinirlenir, bağırır çağırırdı. Ama bugün buz gibiydi kız."

Tuna’nın parmakları sıranın ahşap kenarına gömüldü. Cevap veremedi. Çünkü Bahar’ın o buz gibi halinin sebebini, o soğukkanlılığın arkasındaki yangını sadece kendisi biliordu.

Ders boyunca zaman geçmek bilmedi. Tuna cebindeki o katlanmış kağıdın varlığını bacağında hissediyordu. Bahar’ın yazdığı her bir harf, zihninde yankılanıp duruyordu: *' tamamen ayıkken bana dokunurken abimin yüzü hiç gözünün önüne gelmedi mi?'*

Gelememişti. Dün gece o kulüpte Bahar’ı bir başkasıyla gördüğü an, Tuna’nın zihninde dostluk da, sadakat de, vicdan da tamamen yok olmuştu. Şimdi ise o vahşi arzunun faturası önüne konmuştu.

Ders bittiğinde amfi hızla boşalmaya başladı. Burak eşyalarını toplarken telefonuna gelen bildirimi kontrol etti.

"Hah, Bahar yazmış," dedi Burak.

Tuna’nın sırtından aşağı soğuk bir ter boşaldı. Hızla başını çevirdi. "Ne yazmış?"

"Dersim bitti, kütüphaneye geçiyorum. Akşam eve gelmeyeceğim, Ceren’le sunum hazırlayacağız yazmış," dedi Burak gülerek. "Kız harbiden kendi havasında."

Tuna ayağa kalktı. Bahar yine kendi hamlesini yapıyordu. Abisinden uzaklaşarak, aynı zamanda Tuna’yı kendi vicdanıyla baş başa bırakıyordu.

"Ben bir hava alacağım Burak," dedi Tuna, arkadaşının yanıtını bile beklemeden amfinin kapısına doğru yürüdü.

Merdivenlerden aşağı, alt sınıfların olduğu koridora doğru inerken kalbi sıkışıyordu. Amacının ne olduğunu kendisi bile bilmiyordu. Onu durdurmak mı, hesap sormak mı, yoksa diz çöküp özür dilemek mi?

Koridorun sonundaki kütüphane kapısına yaklaştığında, camdan içeri baktı. Bahar, arka masalardan birinde tek başına oturmuş, önündeki deftere bir şeyler yazıyordu. Yüzü sakin, duruşu kusursuzdu.

Tuna derin bir nefes aldı ve kütüphanenin ağır ahşap kapısını iterek içeri girdi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.