İçeriğe geç

Bir Kıvılcım Bir Yangın

Bölüm 43 · 2 dk okuma

Bir Kıvılcım Bir Yangın

Bölüm 43

BÖLÜM 43: AĞIR UYANIŞ

Güneş ışıkları salona sızıp Tuna’nın göz kapaklarına vurduğunda, zihninde ilk patlayan şey şakaklarındaki zonklama oldu. Gözlerini zorlukla açtı. Tavanı, ardından boş salondaki o ağır, tanıdık sessizliği süzdü.

Gözleri aniden yanındaki boşluğa kaydı.

"Bahar?"

Sesi boğuk, pürüzsüz ve yalnızlığın ortasında çınlayarak çıktı. Koltuk boştu. Üzerine serilen örtü kenara atılmış, mekan dün gecenin o kontrolsüz, tutkulu yangınından sonra bir enkaz gibi kala kalmıştı. Tuna hızla doğruldu. Kalbi göğüs kafesini dövmeye başladı.

Dün gece sarhoş değildi. Zihni berraktı, ne yaptığını, kıskançlığının kendisini nasıl bir canavara dönüştürdüğünü saniye saniye hatırlıyordu. Bahar’ı o herifin yanından çekip alışı, eve getirip beline sarılışı ve kızın o kışkırtıcı "Sana ne!" haykırışına yenik düşüşü... Hepsi zihninde canlı, kanlı birer yara gibi duruyordu.

"Lanet olsun..." diye fısıldadı, ellerini yüzüne kapatıp hırsla ovuşturarak. "Lanet olsun bana!"

Ayağa kalktı, üzerindeki eşofmanı düzeltirken bakışları sehpadaki telefonuna takıldı. Ve hemen altında, katlanmış beyaz bir kağıt parçasına...

Tuna’nın adımları kilitlendi. Sanki o kağıdın altında patlamaya hazır bir bomba vardı. Titreyen parmaklarıyla telefonu kaldırıp notu aldı. Yavaşça açtı. Bahar’ın o düzgün, sivri el yazısını gördüğü an midesine kramp girdi.

Satırları okumaya başladı:

"Beni yine o koltukta bıraktın sanıyorsun değil mi Tuna? Ama bu kez ben seni bıraktım. Dün gece beni o kulüpten kıskançlıkla çekip alırken, tamamen ayıkken bana dokunurken abimin yüzü hiç gözünün önüne gelmedi mi? Sarhoşluk arkasına saklanabileceğin bir mazeret de değildi üstelik. Bu senin ikinci yenilgin. Ve and olsun ki, bu günahın bedelini bana yaşattığın her bir saniye için tek tek ödeyeceksin. Şimdi uyan ve eserinle gurur duy."

Tuna’nın elindeki kağıt parmaklarının arasından kayıp yere düştü.

Gözleri karardı. Dün geceki o dizginlenemez arzu, yerini devasa bir iğrençliğe, felç edici bir pişmanlığa bırakmıştı. Bahar haklıydı. Tuna tamamen ayıkken, bilincinin son kırıntısına kadar ne yaptığını bilerek dostunun kardeşine dokunmuş, onunla yatmıştı. Mazeret üretebileceği tek bir sığınak bile kalmamıştı.

Tam o sırada sehpanın üzerindeki telefon birden titremeye ve çalmaya başladı.

Arayan: Burak

Tuna olduğu yere çakıldı. Ekranda yanıp sönen isim, o an sanki bir idam kararı gibi salonda yankılanıyordu. Nefesi tıkandı. Telefon titremeye devam ederken Tuna gırtlağındaki kurulukla ekrana bakakaldı.

Açmak zorundaydı. Ama o sesi duyduğunda ne diyecekti? Dostunun yüzüne bir kez daha nasıl yalan söyleyecekti?

Titreyen elini telefona uzattı, yeşil butonu kaydırdı ve cihazı kulağına götürdü.

"E-efendim Burak..." Sesi tanınmayacak kadar kısıktı.

"Kanka neredesin sen ya?!" dedi Burak, arkadan gelen gürültülü seslerin arasında. "Sabahtan beri ulaşamıyorum sana. Bahar da evde yok, Ceren’de kalacağım demişti ama arıyorum açmıyor. Bizim ders başlamak üzere, amfide misin?"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.