İçeriğe geç

Bir Kıvılcım Bir Yangın

Bölüm 41 · 4 dk okuma

Bir Kıvılcım Bir Yangın

Bölüm 41

BÖLÜM 41: KONTROLSÜZ YANGIN

Tuna’nın göğsünden yayılan o tanıdık sıcaklık, Bahar’ın zihnindeki son direnç duvarını da un ufak etti. Damarlarında dolaşan yoğun alkolün getirdiği o süzgünlük, bedenine işleyen o tehlikeli yakınlık ve henüz birkaç gece önce aynı salonda yaşadıkları o yakıcı temasın hafızası birleştiğinde, Bahar’ın içindeki devasa öfke bir anda buharlaşıp gitti.

Gururu, kırdığı fırtınalar, günlerdir içini kemiren o kırgınlık... Hepsi Tuna’nın dudaklarından kendi dudaklarına sızan o sıcak nefesin içinde eridi.

Bahar daha fazla dayanamadı. Bakışları Tuna’nın gözlerinden dudaklarına kaydı ve kontrolünü tamamen kaybetti.

Ellerini Tuna’nın omuzlarından yukarı doğru kaydırıp hırsla ensesine gömdü. Başını hafifçe kaldırarak dudaklarını Tuna’nın dudaklarına bastırdı.

İlk temas, içlerinde biriken tüm o bastırılmış hırsın ve arzunun patlaması gibiydi. Bahar, Tuna’nın alt dudağını sertçe yakalayıp emdi. Ağzından süzülen kısık, boğuk bir inilti salondaki o ağır sessizliği delip geçti.

Tuna yediği bu ani hamleyle bir an bocalasa da, kızın dudaklarının sıcaklığı kendi dudaklarına mühürlendiği an zihnindeki son mantık kırıntısını da kaybetti. Belindeki elini daha da sıkarak Bahar’ı tamamen kendine yapıştırdı. Diğer elini kızın sırt dekoltesinde gezdirip saçlarının arasına geçirdi.

Öpücük saniyeler içinde vahşi, kontrolsüz bir tutkuya dönüştü. İkisinin de nefesleri birbirine karışıyor, alkolün ve arzunun getirdiği o yakıcı duman salondaki havayı tamamen emiyordu. Bahar tırnaklarını Tuna’nın ensesine geçirirken, dudaklarını bir an bile ayırmadan Tuna’yı koltuğa doğru itmeye başladı.

Her şey kontrol kontrolden çıkmış, mantığın ve vicdanın bittiği o karanlık sular ikisini de yeniden yutmaya başlamıştı.

Bahar’ın dudakları Tuna’nınkine yapıştığı an, odadaki hava bir anda ağırlaştı. Öpücük artık nazik değildi. Dişler, dil, nefes… Hepsi birbiriyle savaşır gibiydi. Bahar Tuna’yı koltuğa doğru iterken, Tuna’nın eli belindeki kumaşı sıkıca kavradı, kumaşı yırtarcasına yukarı çekti. Sütyen hâlâ üzerindeydi ama Tuna onu da çözmekle uğraşmadı; kumaşı aşağı çekip göğüslerini serbest bıraktı, avuçlarını sertçe bastırdı.

Bahar inledi. Ses boğuktu, öfkeyle karışıktı. Elleri Tuna’nın gömleğinin yakasına gitti, düğmeleri koparır gibi açtı, kumaşı omuzlarından aşağı sıyırdı. Tuna’nın göğsü çıplak kaldığında tırnaklarını oraya geçirdi, iz bıraktı. Tuna dişlerini sıktı, elini Bahar’ın saçlarına gömdü, başını geriye çekti ve boynuna saldırdı. Dişlerini tenine bastırdı, emdi, ısırdı. Bahar’ın nefesi kesildi, kalçalarını Tuna’ya doğru sürttü.

“Siktir et her şeyi…” diye fısıldadı Bahar, sesi titrek ama hiddetliydi. “Şimdi. Hemen.”

Tuna cevap vermedi. Eline belinden tutup onu çevirdi, yüzüstü koltuğa bastırdı. Bahar dirseklerini minderin üzerine koydu, kalçalarını kaldırdı. Tuna külotu tek hamlede yan taraftan yırttı. Kumaş parçası yere düştü. Bahar’ın ıslaklığı parmaklarına değdiğinde Tuna’nın nefesi boğazında takıldı. İki parmağını birden, hazırlıksız, sertçe içeri soktu.

Bahar’ın sırtı kavis yaptı. “Ahh—!” diye bağırdı, sesi salonda yankılandı. Tuna parmaklarını hızlı, acımasız bir ritimle içeri dışarı hareket ettirdi. Bahar’ın içi çoktan kaygandı, ama hâlâ sıkıyordu. Tuna diğer eliyle kalçasını sıktı, iz bıraktı, sonra parmaklarını çıkarıp kendi pantolonunun düğmesini açtı. Fermuarı indirdi, boxer’ı aşağı indirdi. Sertliği serbest kaldığında başını Bahar’ın girişine dayadı ve tek hamlede, sonuna kadar girdi.

Bahar’ın çığlığı boğuk bir iniltiye döndü. Tuna durmadı. Kalçalarını sert, derin, hızlı hareketlerle vurdu. Her darbede tenler birbirine çarptı, ıslak sesler odayı doldurdu. Bahar’ın başı minderin arasına gömüldü, parmakları kumaşı sıktı. Tuna bir elini saçlarına geçirdi, başını hafifçe geriye çekti, diğer eliyle belini kavrayıp daha derine bastırdı.

“Bunu mu istiyordun?” diye hırladı Tuna, nefesi boğuktu. “Günlerdir kaçtığın şey bu muydu?”

Bahar cevap veremedi. Sadece “Daha sert…” diye mırıldandı, sesi kırık çıkıyordu. Tuna ritmi artırdı. Her girişte kalçaları Bahar’ınkine çarptı, derinlik arttı. Bahar’ın bacakları titriyordu. Tuna onu biraz daha öne doğru itti, sonra kendi dizlerini ayırıp açıyı değiştirdi. Şimdi her darbe daha dik, daha acımasızdı. Bahar’ın inlemeleri yükseldi, arada boğuk küfürler karıştı.

Tuna bir an durup çıktı. Bahar’ı çevirdi, sırtüstü yatırdı. Bacaklarını omuzlarına attı, tekrar girdi. Bu sefer yüz yüze. Gözleri birbirine kenetlenmişti; öfke, arzu, kırgınlık… Hepsi oradaydı. Tuna eğilip dudaklarını Bahar’ın dudaklarına bastırdı, dilini içeri soktu, aynı anda belini sertçe hareket ettirdi. Bahar tırnaklarını sırtına geçirdi, çizdi. Kan sızdı ama Tuna umursamadı.

Hız arttı. Koltuğun ayakları yerde kaydı. Tuna bir elini Bahar’ın boğazına koydu, hafifçe bastırdı; nefesini kesmedi, sadece kontrol etti. Diğer eliyle klitorisini ovuşturdu, hızlı, sert daireler çizdi. Bahar’ın gözleri buğulanmıştı. Bedeni gerildi, içi Tuna’yı daha da sıkı kavradı. Orgazm geldiğinde çığlığı boğuk çıktı, bacakları Tuna’nın omuzlarında titredi, iç kasları ritmik olarak kasıldı.

Tuna dayanamadı. Birkaç sert darbe daha vurduktan sonra boşaldı. Sıcaklık Bahar’ın içine yayıldı, her nabızda biraz daha. Tuna sarsılarak üzerine yığıldı, nefes nefese. Ama hemen çıkmadı. Hâlâ içerdeyken, alnını Bahar’ın alnına dayadı.

Birkaç saniye sessizlik oldu. Sadece ağır nefesler ve kalp atışları duyuluyordu. Sonra Tuna yavaşça geri çekildi. Bahar’ın bacakları yere düştü, bedeni gevşedi. Tuna yanına uzandı, ama sarılmadı. Sadece yan yana, terli, nefes nefese kaldılar.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.