İçeriğe geç

Bir Kıvılcım Bir Yangın

Bölüm 40 · 2 dk okuma

Bir Kıvılcım Bir Yangın

Bölüm 40

BÖLÜM 40: KONTROLSÜZ CEZP

Kulübün gürültülü atmosferinden çıkan buz gibi gece havası, Bahar’ın yüzüne çarpsa da sarhoşluğunun getirdiği o ağır pus sönmedi. Tuna, kızın bileğini kavramış bir halde, Bahar’ın söylenmelerine ve direnmelerine aldırış etmeden onu arabaya bindirdi. Yol boyunca arabanın içinde ağır, hararetli bir sessizlik hakimdi.

Tuna’nın elleri direksiyonu o kadar sıkı kavruyordu ki eklem yerleri bembeyaz kesilmişti. Gözünün önünden o herifin Bahar’ın sırtındaki eli bir türlü gitmiyordu. İçinde biriken kıskançlık ve öfke, vicdan azabını bile bastırmıştı.

Eve vardıklarında Tuna kapıyı açıp Bahar’ı içeri aldı. Bahar loş salona adım atar atmaz sendeleyerek koltuğun kenarına tutundu. Saçları dağınık, gözleri alkolün etkisiyle süzgündü ama bakışlarındaki o hırçınlık hâlâ yerli yerindeydi.

"Beni buraya sürüklemeye ne hakkın var?!" dedi Bahar, sesi dumanlı ve kesik kesik çıkarak. "Sen kimsin ki bana müdahale ediyorsun Tuna?!"

Tuna cevap vermedi. Doğrudan Bahar’ın elindeki çantaya uzanıp telefonu çıkardı.

"Ne yapıyorsun, ver telefonumu!" diye bağırdı Bahar, elini uzatarak.

Tuna kızı hafifçe geriye itip Bahar’ın yüz tanıma kilidiyle telefonu açtı. Burak’ın kız kardeşini merak edip aramasını engellemek zorundaydı. Mesaj uygulamasına girdi, Burak’ın sohbetini açtı ve Bahar’ın ağzından hızla yazmaya başladı:

Abi, Ceren'de kalacağım bu gece. Kafam çok dolu, merak etme beni. Sabah konuşuruz.

Mesajı gönderip telefonu masanın üzerine bıraktı. Ardından derin bir nefes alarak Bahar’a döndü.

"Abin seni arayıp durmasın diye yazdım," dedi Tuna, sesi kısıktı ama tehlikeli bir sakinlik taşıyordu. "Şimdi söyle bana... O barda ne yapıyordun sen? O adamın seni ellemesine nasıl izin verirsin?!"

Bahar alaycı bir kahkaha attı. Bir adım öne çıkıp Tuna’nın tam karşısında durdu. Sarhoşluğun verdiği o cesaretle başını kaldırdı, gözlerini Tuna’nın karanlık gözlerine dikti.

"Sana ne?" dedi Bahar, dudaklarını bükerken. Sesi Tuna’nın kulağına bir fısıltı gibi ulaştı. "Sen beni bu evden gönderirken 'hiç yaşanmamış gibi davranacağız' demedin mi? İstediğim yerde eğlenirim, istediğim adamla dans ederim, istersem o adama kendimi siktiririm sana ne! Sen benim hiçbir şeyim değilsin Tuna."

Bahar’ın dudaklarından dökülen o son cümle, Tuna’nın zihninde atom bombası etkisi yarattı. Şakaklarındaki damarlar bir anda dışarı fırladı, gözlerini kan bürüdü. O ana kadar bastırmaya çalıştığı tüm o tehlikeli dürtüler, yırtıcı bir öfkeyle bütünüyle serbest kaldı.

"Sen ne diyorsun lan?!" diye gürledi Tuna.

Gözü tamamen dönmüştü. Aniden uzanıp Bahar’ı belinden kavradı ve kızı sertçe kendine doğru çekti. Bahar’ın bedeni Tuna’nın göğsüne çarptı. Kızın nefesi tıkandı, elleri Tuna’nın omuzlarına tutundu.

Aralarındaki mesafe bir anda sıfırlandı. Odanın içindeki o kasvetli hava, saniyeler içinde yakıcı bir elektriklenmeye ve vahşi bir arzuya dönüştü. İkisinin de nefesleri körük gibi inip kalkıyor, Tuna’nın gözlerinden saçılan o tehlikeli kıvılcım Bahar’ın meydan okuyan bakışlarıyla çarpışıyordu.

Tuna başını eğdi. Dudakları Bahar’ın aralı duran dudaklarına milimler kalacak kadar yaklaştı. Bahar kaçmadı; aksine, gözleri yarı kapalı bir halde, sarhoşluğun getirdiği o süzgünlük ve öfkeyle Tuna’nın dudaklarına kilitlendi.

İki dudak birbirine değmek üzereydi; sıcaklıkları tenlerini yakıyor, o tehlikeli kıvılcım koca bir yangına dönüşmek üzere parıldıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.