İçeriğe geç

Bir Kıvılcım Bir Yangın

Bölüm 39 · 2 dk okuma

Bir Kıvılcım Bir Yangın

Bölüm 39

BÖLÜM 39: GECE VE KIVILCIMIN ALEVLERİ

Kulübün içindeki bas sesleri göğüs kafesini zorlarken, renkli ışıklar ritmik bir şekilde pistteki kalabalığı tarıyordu. Bahar, Ceren’in ardı ardına ısmarladığı sert kokteyllerin etkisiyle başının hafifçe dönmeye başladığını hissetti. Alkolün verdiği o sıcak uyuşukluk, günlerdir göğsünde taşıdığı ağır kırgınlığı ve öfkeyi uyuşturuyor; yerini kontrolsüz bir özgürlük hissine bırakıyordu.

Pistin ortasında müziğe kendini kaptırmış ritim tutarken, kalabalığın arasından uzun boylu, esmer bir genç ona doğru yaklaştı. Çocuğun bakışları doğrudan Bahar’ın üzerindeydi.

"Yalnız mısın?" diye bağırdı genç adam, müziğin gürültüsünü bastırmak için eğilerek.

Bahar hafifçe başını geriye attı. Sarhoşluğun getirdiği o cesaret ve süzgün bakışlarla çocuğa baktı. Normalde yanına bile yaklaştırmayacağı bu adama bu kez engel olmadı. İçindeki o intikam arzusu, alkolle birleşince zihnindeki tüm frenleri boşaltmıştı.

"Artık değilim," dedi Bahar, dudaklarının kenarında kışkırtıcı bir gülümsemeyle.

Genç adam vakit kaybetmeden Bahar’a yaklaştı. Elleri yavaşça Bahar’ın beline yerleşti. Bahar irkilmedi; aksine, sarhoşluğun verdiği o sarsak adımlarla adama biraz daha sokuldu. Birlikte ritme uyarak dans etmeye başladılar. Adamın elleri belinden sırt dekoltesine doğru kayarken Bahar başını arkaya yatırıp gözlerini kapattı. Zihninde alkolün sisi vardı ama tek bir görüntü berraktı: Tuna’nın onu o gece evden gönderirkenki o soğuk, yüzsüz ifadesi.

O sırada Tuna, evindeki karanlık salonda koltuğun ucunda oturmuş, elindeki telefonu avucunda sıkıyordu.

İçindeki o amansız huzursuzluk, Bahar’ın sosyal medyada paylaştığı o hikayeyi görmesiyle tam bir felakete dönüşmüştü. Etiketlenen mekan, kulübün ışıkları ve Bahar’ın o kışkırtıcı duruşu gözünün önünden gitmiyordu. Tuna zihnini kontrol edemiyordu. Bahar sarhoş muydu? Yanında kimler vardı?

Bir saat boyunca salonda bir ileri bir geri voltaladı. İçindeki kıskançlık, pişmanlık ve sahiplenme duygusu bir virüs gibi bütün bedenini sarıyordu. "Bana ne, ne yaparsa yapsın" diyemiyordu. O gece o kıza dokunmuştu, o çiçeği öpmüştü; Bahar’ın başka birinin radarında olması düşüncesi bile Tuna’yı çıldırtmaya yetiyordu.

En sonunda dayanamadı. Ceketini ve arabasının anahtarını kaptığı gibi evden fırladı.

Tuna, kulübün kapısındaki güvenlikleri geçip içeri adım attığında keskin alkol ve parfüm kokusu yüzüne çarptı. Yüksek müzik kulaklarını tırmalarken gözleri panikle, delicesine pistteki kalabalığı taramaya başladı.

Ve sonra gördü.

Pistin ortasında, ışıkların tam altında Bahar... Bir adamın kollarının arasında, sarhoşluktan hafifçe sendeleyerek dans ediyordu. Adamın elinin Bahar’ın açık sırtında gezinmesi Tuna’nın zihnindeki son şalteri de attırdı.

Damarlarındaki kan adeta zehire dönüştü. Tuna kalabalığı yara yara, önüne geleni iterek hışımla piste doru ilerledi.

Gözü hiçbir şeyi görmüyordu. Ne Burak’ı, ne mantığı, ne de çevredeki insanları...

Saniyeler içinde yanlarına vardı. Tuna, adamın Bahar’ın belindeki elini hırsla kavrayıp geriye doğru sertçe itti.

"Çek o ellerini!" diye kükredi Tuna. Sesi müziğin gürültüsünü yarıp geçti.

Genç adam neye uğradığını şaşırıp sendeledi. "Ne oluyoruz amına koyayım, sen kimsin?!"

Tuna adamın üzerine yürümek üzereyken, sarhoşluktan ayakta durmakta zorlanan Bahar araya girmeye çalıştı. Yüzünde o alkolün getirdiği süzgün ama nefrat dolu gülümseme belirdi.

"Tuna...?" dedi Bahar, sesi dumanlı ve yayvan çıkarak. Tuna’nın göğsünden itmeye çalıştı. "Senin... Senin ne işin var burada? Defol git buradan!"

Tuna adamı tamamen yok sayarak Bahar’ın bileğini sıkıca kavradı. Gözleri öfkeden, kıskançlıktan ve çaresizlikten alev alev yanıyordu.

"Benimle geliyorsun," dedi Tuna, dişlerinin arasından kenetlenerek. "Şimdi!"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.