Fakülte merdivenlerinde Tuna’ya bıraktığı o buz gibi sözlerin ardından Bahar, içindeki yangını söndürmek yerine daha da alevlendirmişti. Tuna’yı kendi vicdan cehenneminde kıvrandırmak yetmiyordu; hissettiği o derin hayal kırıklığı ve kırgınlık, içindeki intikam hırsını her geçen saat daha da besliyordu.
Akşam saatlerinde Bahar, yakın arkadaşı Ceren’i aradı. Ceren, kampüsün en sosyal, eğlenceye ve gece hayatına düşkün kızlarından biriydi.
"Ceren, bu gece dışarı çıkıyoruz," dedi Bahar. Sesi pürüzsüz ama kararlıydı. "Şehrin en iyi kulübüne gidiyoruz. İtiraz istemiyorum."
Ceren telefonun diğer ucunda çığlığı bastı. "Ooo, bizim durgun kız nihayet sahalara dönüyor! Tamamdır bebeğim, en iddialı elbiseni giy, bu gece dağıtıyoruz!"
Saatler gece yarısına yaklaşırken Bahar aynanın karşısındaydı. Siyah, vücuduna oturan, sırt dekolteli iddialı bir elbise giymişti. Saçlarını hafif dalgalı bırakmış, makyajını gözlerini ön plana çıkaracak şekilde koyulaştırmıştı. Aynadaki yansımasına bakarken parmakları bir an boynundaki o küçük çiçek izine kaydı. Şeffaf bir kapatıcıyla izi hafifçe gizledi ama tamamen silmedi.
Ceren’le birlikte şehrin en popüler gece kulübünün kapısından içeri girdiklerinde, yüksek baslı müzik ve renkli ışıklar etrafı sarmıştı. Mekan hınca hınç doluydu. Ceren doğrudan bar kısmına yönelip iki sert kokteyl sipariş etti.
"İşte bu!" diye bağırdı Ceren, müziğin sesini bastırmak için Bahar’ın kulağına eğilerek. "Görünüşün harika Bahar! Bu gece bütün gözler senin üstünde, farkında mısın?"
Bahar kokteylinden bir yudum aldı. Bakışları kulübün içinde ilgisizce geziniyordu ama zihninin bir köşesi hâlâ Tuna ile meşguldü. O sırada cebindeki telefonu çıkardı.
Sosyal medya hesabına girdi. Kulübün hareketli ışıkları altında, elindeki kokteyl bardağıyla Ceren’in çektiği o şık, özgür ve kışkırtıcı fotoğrafı hikayesine yükledi. Konum olarak da gittiği mekanı açıkça etiketledi.
Bahar çok iyi biliyordu; Tuna bu hikayeyi görecekti. Dün gece kendisini "hiç yaşanmamış gibi davranacağız" diyerek evden gönderen, ardından vicdan azabıyla kıvranan o adam, Bahar’ın bu gece nerede, kimlerle ve ne kadar umursamaz bir şekilde eğlendiğini izleyecekti.
Bahar telefonunu çantasına atıp Ceren’le birlikte piste doğru yürüdü. Müziğin ritmine kendini kaptırırken yüzünde karanlık, tatmin dolu bir gülümseme vardı. Oyun henüz bitmemişti; aksine, hamle sırası yine Tuna’daydı.