İçeriğe geç

Bir Kıvılcım Bir Yangın

Bölüm 37 · 2 dk okuma

Bir Kıvılcım Bir Yangın

Bölüm 37

BÖLÜM 37: ZİHNİN KARANLIK KÖŞELERİ

Burak masanın üzerindeki bira şişesini bitirip ayağa kalktığında saat gecenin birini geçiyordu. Tuna’nın sırtına dostça bir tokat atıp, "Ben kaçtım kanka, yarın sabah amfide görüşürüz," diyerek evden ayrıldı.

Kapı kapandığı an Tuna sırtını duvara yaslayıp yere doğru kaydı. Burak’ın az önce oturduğu o koltuğa bakarken midesindeki düğüm daha da sıkılaştı. Yalan söylemek, gerçekleri gizlemek, dostunun yüzüne bakarken içindeki o canavarı saklamak Tuna’yı günden güne zehirliyordu.

Ertesi gün fakültedeki hava kasvetliydi. Tuna ders aralarında koridorlarda yürürken her an Bahar ile karşılaşma korkusuyla adımlarını atıyordu. Artık Bahar’ın bağırıp çağırmasından değil, o mutlak soğukluğundan ve hiç var olmamış gibi davranmasından korkuyordu.

Öğleden sonra amfi çıkışında, kütüphaneye giden geniş merdivenlerin başında Bahar’ı gördü. Yanında sınıf arkadaşları vardı. Bahar bir şeyler anlatıyor, hafifçe gülümsüyordu. Yüzündeki o sakinlik, o dışarıya karşı pürüzsüz duruş Tuna’nın zihnini paramparça etmeye yetiyordu.

Tuna bir an duraksadı, ardından adımlarını doğrudan o tarafa kırdı. Artık bu belirsizliğe, bu ruhunu emen soğuk savaşa daha fazla dayanamıyordu.

Gruptakiler Tuna’yı görünce selam verip ayrıldılar. Merdivenlerin başında sadece ikisi kaldı.

"Bahar," dedi Tuna, sesi kısıktı ama kararlıydı. "Bir dakika bakabilir misin?"

Bahar yavaşça döndü. Kabanının yakalarını düzeltirken gözlerini Tuna’ya çevirdi. Yüzünde yine tek bir duygu kırıntısı yoktu.

"Efendim Tuna abi?" dedi Bahar. 'Abi' kelimesini öyle doğal, öyle mesafe koyan bir tonla söylemişti ki Tuna’nın göğsüne ağır bir taş oturdu.

"Benimle böyle oynama," dedi Tuna, aralarındaki mesafeyi bir adım kapatıp sesini alçaltarak. "Abinin yanında o lafları etmen, sonra sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi yüzüme bakman... Ne yapmaya çalışıyorsun?"

Bahar hafifçe başını yana eğdi. Gözlerinde en ufak bir kıpırtı bile yoktu.

"Ben bir şey yapmıyorum," dedi Bahar, sesi tamamen pürüzsüzdü. "Senin benden istediğin şeyi yapıyorum. 'Bu gece burada yaşananları bir daha asla konuşmayacağız, hiç yaşanmamış gibi davranacaksın' demiştin. Ben de tam olarak öyle davranıyorum. Benden ne istiyorsun tam olarak?"

Tuna bir an ne diyeceğini bilemedi. Kendi kurduğu hapishanenin kapısını Bahar onun yüzüne kilitlemişti.

"Senin bu halin..." dedi Tuna fısıltıyla. "Bu soğukluğun bana vicdan azabı çektirmek için, biliyorum."

Bahar ilk kez hafifçe yaklaştı. Tuna’nın kulağına doğru eğilip sadece ikisinin duyabileceği o buz gibi fısıltıyla konuştu:

"Senin vicdanın beni ilgilendirmiyor Tuna. Sen beni o gece eve gönderdiğinde, aramızdaki her şeyi öldürdün. Şimdi o cesetle tek başına yaşamayı öğreneceksin."

Bahar geriye çekildi, yüzüne yine o nötr ifadeyi koydu ve Tuna’nın yanından geçip merdivenlerden aşağı inmeye başladı. Tek bir an bile arkasına bakmadı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.