İçeriğe geç

Bir Kıvılcım Bir Yangın

Bölüm 32 · 2 dk okuma

Bir Kıvılcım Bir Yangın

Bölüm 32

BÖLÜM 32: SESSİZ FIRTINA

Burak ve arkadaşları ellerindeki abur cubur poşetleriyle neşeyle merdivenleri çıkıp evin kapısını açtıklarında, koridordan bir gölge gibi geçen Bahar’la karşı karşıya geldiler.

Bahar’ın üzerindeki kabanının düğmeleri bile yanlış iliklenmişti; saçları darmadağınık, gözleri ağlamaktan ve öfkeden kan çanağına dönmüştü. Salona doğru yürüyen abisine ve arkasındaki çocuklara tek bir bakış bile atmadı. Yüzündeki o devasa yıkımı, içindeki o yakıcı kırgınlığı ve nefreti gizlemek için başını öne eğdi. Kimsenin "Selam" demesine fırsat vermeden, doğrudan odasına yürüyüp kapıyı olanca gücüyle çarptı.

"Pat!" diye yankılanan kapı sesiyle salondakiler irkildi.

Burak elindeki poşetlerle kalakaldı. Kapıya doğru bakıp kaşlarını çattı. "Buna ne oldu yine ya? Ne bu hışım?" dedi yanındakilere dönerek. "Okulda birine mi taktı acaba..."

Salondakiler olayı çok üstelemeyip televizyonu açarken, kapalı kapının arkasında bambaşka bir cehennem yaşanıyordu.

Bahar kapıya sırtını dayayıp yere doğru kaydı. Soğuk parkeye oturduğunda içindeki o devasa volkan patladı. Göğsü hıçkırıklarla sarsılıyor ama sesini dışarıya ettirmemek için eliyle ağzını sıkıca kapatıyordu. İçinde tarifsiz bir üzüntü, derin bir kırgınlık, yakıcı bir sinir ve kocaman bir hayal kırıklığı vardı.

Yıllardır içten içe arzuladığı, günlerdir ilmek ilmek işlediği o adam... Kendisine dokunduğu, boynundaki o çiçeği öptüğü ve bedenini tamamen teslim aldığı ilk gecenin sonunda onu bir fazlalık gibi, kirli bir günah gibi kenara atmıştı. Tuna’nın gözlerindeki o tiksinti, o pişmanlık dolu bakış Bahar’ın gururunu bir bıçak gibi kesip biçmişti.

"Beni o kızlardan sandı..." diye fısıldadı kendi kendine, gözyaşları yanaklarından çenesine doğru süzülürken. "Beni kullandı ve bitti sanıyor..."

Tırnaklarını halının ipliklerine geçirdi. Dişlerini birbirine bastırarak hırslı bir nefes aldı. Gözleri yatağın üstünde duran telefona kaydı.

Tuna şu an evinde, ekranın aydınlanmasını, Bahar’ın tehditkar veya öfke dolu bir mesaj atmasını panik içinde bekliyordu, biliyordu. Onun o korkudan felç olmuş halini zihninde canlandırdı. Ama elini telefona uzatmadı.

Bu kez mesaj atmayacaktı. Onu o mesajların arkasına sığınan adam olarak bırakmayacaktı. Tuna’ya o heves ettiği sessizliği, o "hiç yaşanmamış gibi davranalım" rahatlığını vermeyecekti. Onu kendi zihnindeki o belirsizlikte, "Bahar abime anlatacak mı?" korkusunun içinde kıvrandıracaktı.

Bahar gözyaşlarını hırsla sildi. Ayağa kalkıp aynanın karşısına geçti. Boynundaki o küçük çiçek izine baktı. Tuna’nın dudaklarının değdiği yer hâlâ hafifçe kızarıktı. Yüzündeki o zayıf, kırgın ifade yavaşça silindi; yerini simsiyah, soğuk bir kararlılığa bıraktı.

Tuna onu o gecenin sonunda terk ederek en büyük hatasını yapmıştı. Çünkü Bahar artık sadece arzulayan bir kadın değildi; intikamını almak için fırsat kollayan bir tehditti. Tuna’ya o sessizliği zindan edecekti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.