Salondaki kesik nefesler yerini yavaşça ağır, kasvetli bir sessizliğe bıraktı.
Tuna'nın zihnindeki o karanlık, sisli perde, adrenaline bağlı tutku sönümlendiği an bir bıçak gibi yırtıldı. Göğsünde yatan Bahar’ın sıcaklığı, az önce yaşananların gerçekliğini yüzüne bir tokat gibi çarptı.
Zihni yerine oturduğu an damarlarındaki blood adeta tersine aktı.
*Sikeyim... Ben ne yaptım?*
Şakakları felaket bir zonklamayla sarsıldı. Gözleri tavandaki loş ışığa kilitlenmişti ama hiçbir şey görmüyordu. Kendi içindeki o ahlak duvarı, mantık, dostluk, Burak’a verdiği sözler, Bahar’ın abisiyle olan yıllarlık geçmişi... Hepsi bir anda üzerine yıkıldı.
Kendi öz saygısını, Bahar’ın masumiyetini ve aralarındaki sınırı tek bir gecede, tek bir zayıflık anında yok etmişti.
İçini kaplayan devasa pişmanlık ve tiksinti hissiyle Bahar’dan hemen uzaklaştı.
Onu kollarının arasından çıkarıp koltuğun diğer ucuna doğru çekildi. Yatak gibi kullandıkları o koltuktan sanki üzeri alev almış gibi fırlayıp ayağa kalktı. Bedeninde beliren ani soğukluk, dışarıdaki havadan değil, doğrudan ruhunun derinliklerinden geliyordu.
Bahar ne olduğunu anlayamadan, gözleri yarı kapalı bir halde Tuna'ya baktı. "Tuna...?"
Tuna ona bakamıyordu bile. Elleri titreyerek yerdeki boxer'ını ve pantolonunu kaptı. Üzerine hızla geçirirken nefes alsa da ciğerlerine hava gitmiyordu. Göğsü daralıyor, boğuluyor gibi hissediyordu.
"Tuna, ne oluyor?" dedi Bahar, doğrularak. Kendi kıyafetlerini üzerine çekmeye çalışırken sesinde o az önceki kışkırtıcı ifadeden eser kalmamıştı; yerini bir endişe almıştı.
Tuna arkası dönük bir şekilde durdu. Elleriyle yüzünü kapattı, saçlarını geriye doğru hırsla taradı. Dişlerini o kadar sıkıyordu ki çene kemikleri sızlıyordu.
"Giyin," dedi Tuna. Sesi o kadar buz gibi, o kadar yabancı ve nefret doluydu ki oda bir anda dondurucu bir soğukla kaplandı.
"Tuna, bak..."
"Giyin dedim Bahar!" diye bağırdı Tuna, aniden dönerek. Ama bakışlarını hâlâ kızın gözlerinden kaçırıyordu. Kendi sesindeki çaresizlik ve kendine duyduğu öfke tavan yapmıştı. "Giyin ve hemen git buradan. Hemen!"
Kendi kazağını da başından geçirip hızla giyindi. Yerdeki Bahar'ın bluzunu ve kabanını alıp ona doğru fırlatır gibi bıraktı.
"Sikeyim böyle işi... Sikeyim ne yaptım ben..." diye fısıldadı kendi kendine. Odada bir ileri bir geri adımlıyor, kapıya, duvara bakıyor ama asla Bahar'ın yüzüne bakamıyordu.
Bahar şaşkınlık ve kırgınlıkla kıyafetlerini üstüne geçirdi. "Biz sadece... Birbirimizi istiyorduk Tuna, neden böyle davranıyorsun?"
Tuna durdu. İlk kez gözlerini Bahar'a çevirdi ama o gözlerde ne aşk, ne arzu, ne de şefkat vardı. Sadece devasa bir yıkım ve dehşet vardı.
"Biz ne yaptık biliyor musun sen?" dedi Tuna, sesi titreyerek. "Ben senin abinin yüzüne nasıl bakacağım? Ben kendi yüzüme aynada nasıl bakacağım?! Çıldırmışız biz... Ben çıldırmışım!"
Kapıya doğru yürüdü, kilidi sertçe açtı ve koridora çıktı. Kapıyı açık bırakarak salona arkasını döndü.
"Toparlan ve çık git Bahar," dedi, arkasını dönmeden. Sesi pürüzlü ve tamamen bitikti. "Bu gece burada yaşanan tek bir kelimeyi bile bir daha asla konuşmayacağız. Hiç yaşanmamış gibi davranacaksın. Ben de öyle yapacağım."