İçeriğe geç

Bir Kıvılcım Bir Yangın

Bölüm 21 · 3 dk okuma

Bir Kıvılcım Bir Yangın

Bölüm 21

BÖLÜM 21: NİŞANE

Salondaki muhabbet Burak’ın okul projeleri ve kampüsteki saçma dedikodular üzerinden devam ederken, Bahar mutfaktan elinde dumanı tüten kahve kupasıyla döndü. Kupayı abisine uzatıp gülümsedi. Burak kahveden büyük bir yudum alıp adeta yeniden doğmuş gibi derin bir nefes verdi.

Bahar salondaki hafif sıcak havanın etkisiyle "Burası biraz ısındı sanki," diye mırıldandı. İki elini arkaya götürüp dökülen uzun saçlarını tek bir hamlede yukarı doğru topladı. Cebinden çıkardığı mandal tokayla saçlarını başının arkasında sabitledi.

O esnada hırkasının yakası hafifçe yana kaydı. Sol kulağının hemen altında, boyun kavisinden köprücük kemiğine doğru inen kısımda küçük, hafif kırmızımsı ve şekli belirsiz bir iz ortaya çıktı. İlk bakışta sıradan bir doğum lekesi ya da hafif bir alerji gibi duruyordu ama dikkatli bakıldığında küçük bir çiçeğin taç yapraklarını andırıyordu.

Tuna’nın gözleri tam o an, hiç hesapta yokken Bahar’ın boynuna takıldı.

Zihninde sanki bir yıldırım çaktı. Dün gece o anonim kadının loş ışık altında attığı o iddialı, kışkırtıcı boyun fotoğrafı bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçti. Fotoğrafta gölgelerin ardına gizlenmiş, odağın dışında kaldığı için zar zor seçilen ama şekli tam da böyle küçük bir çiçeği andıran o leke...

Tuna’nın elindeki çay bardağı tabağın üzerinde hafifçe tıkırdadı. Kalbi tek bir vuruşla boğazına sıçradı. Şakaklarındaki damarlar sanki dışarı fırlayacakmış gibi zonklamaya başladı. Az önce kendi kendine telkin ettiği bütün o "Bahar masum, Bahar yapmaz" cümleleri bir anda yerle bir oldu.

"Tuna? Kanka iyi misin? Rengin attı bir anda," dedi Burak, arkadaşının donakaldığını fark ederek.

Tuna gözlerini Bahar’ın boynundaki o küçük izden güçlükle kopardı. Yüzüne yayılan o soğuk ter damlasını silmemek için kendini zor tuttu. Boğazı tamamen kurumuştu.

"Yok... İyiyim," dedi Tuna, sesi fısıltı gibi ve pürüzlü çıkarak. "Sadece... Aniden başım döndü biraz."

Bahar saçlarını toplamayı bitirmiş, tokayı oturtmuştu. Tuna’nın gözlerindeki o dehşeti, şüphenin ve şokun yüzünü nasıl sararttığını net bir şekilde gördü. Yüzündeki o sakin, hiçbir şeyden habersiz tebessümü hiç bozmadan masadaki çay bardağını işaret etti.

"Çayın soğudu Tuna abi, istersen tazeleyeyim?" dedi Bahar. Sesi o kadar sıradan, o kadar masumdu ki...

Tuna hızla ayağa kalktı. Şüphe artık bir ihtimal değil, zihnini kemiren devasa bir gerçekliğe dönüşmüştü. O iz... O iz tesadüf olamayacak kadar aktör gibi tam karşısında duruyordu.

"Gerek yok Bahar, sağ ol," dedi Tuna. Bakışları çaktırmadan kızın boynuna bir kez daha kaydı. "Ben artık kalkayım. Evde biraz uzansam iyi olacak."

Burak şaşkınlıkla baktı. "Kanka dursaydın ya, daha yeni geldin."

"Başım çok kötü zonkluyor Burak, yarın görüşürüz," diyerek ceketine bile uzanmadan hızla kapıya doğru yürüdü.

Evden dışarı fırlayıp merdivenleri inerken kalbinin güm güm atışı bütün binada yankılanıyordu sanki. Sokaktaki dondurucu gece havası yüzüne çarptığında durdu. Ellerini cebine sokup titreyen parmaklarıyla telefonunu çıkardı. Zihni çıldırmak üzereydi.

Tuna: O fotoğraf...

Tuna: Boynundaki o iz...

Tuna: Sen... Gerçekten o musun?

Bahar, salonda abisine "Ben de odama geçip biraz ders çalışayım" diyerek odasına kapandı. Kapıyı kilitleyip yatağına oturdu. Cebinde titreyen telefonu çıkardı. Tuna’nın panik dolu mesajını okuduğunda dudaklarında tehlikeli, karanlık bir tebessüm belirdi. Artık saklanacak bir yer kalmamıştı ve oyunun en zevkli kısmı şimdi başlıyordu.

Klavyeye dokundu.

Anonim: Sonunda detayları görmeye başladın Tuna...

Anonim: Çiçeğin kokusunu aldın mı?

Anonim: Yoksa hâlâ o masumiyete sığınmak mı istiyorsun?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.