İçeriğe geç

Bir Kıvılcım Bir Yangın

Bölüm 15 · 3 dk okuma

Bir Kıvılcım Bir Yangın

Bölüm 15

BÖLÜM 15: TEHLİKELİ YAKINLIK

Gece yarısını çoktan geçmişti. Burak projenin son paftalarını yetiştirmek için sabahlamak üzere mimarlık fakültesindeki çizim atölyesine gitmişti. Gitmeden önce de Tuna’dan gece geç saate kadar Bahar’ın evde tek kalmaması için yanında beklemesini rica etmişti. Tuna hem arkadaşının bu ricasını kırmamak hem de kafasını toparlamak için akşamdan beri evdeydi. Ancak saat ilerledikçe zihnindeki yoğunluk ve şakaklarında biriken ağrı pes etmesine neden olmuştu.

Salondaki tek ışık kaynağı, televizyon ünitesinin altındaki loş lambaydı. Tuna koltuğa uzanmış, elini gözlerinin üzerine koymuş bir şekilde karanlığı dinliyordu. Cebindeki telefonun varlığı bile artık ağır bir yük gibi geliyordu.

Mutfaktan gelen hafif tıkırtılar kesildiğinde koridorda yumuşak adım sesleri duyuldu. Bahar, üzerindeki bol gri kazağı ve elindeki iki kupa sıcak çikolatayla salona girdi. Adımlarını son derece sessiz atıyordu. Tuna’nın uyuduğunu sanmıştı ama koltuktaki kıpırdanmayı görünce duraksadı.

"Tuna abi?" dedi kısık bir sesle. "Uyumadın mı?"

Tuna elini gözlerinin üzerinden çekip doğruldu. Derin bir nefes alarak saçlarını geriye doğru taradı. "Yok, uyumadım," dedi, sesi pürüzlü ve yorgun çıkmıştı. "Kafamı dinlendiriyordum biraz."

Bahar adımlarını yavaşlatarak masaya doğru yürüdü. Kupalardan birini sehpanın üzerine bıraktı. "Sana da sıcak çikolata yapmıştım. Abim gelseydi ona da yapacaktım ama atölyeden çıkamaz artık. Belki sana iyi gelir, zihnini boşaltırsın biraz."

Tuna hafifçe gülümsedi. "Sağ ol Bahar, düşünmüşsün."

Bahar hemen gitmedi. Sehpanın kenarında, Tuna’nın tam karşısında durdu. Loş ışık yüzünün yarısını aydınlatıyor, gözlerindeki o derin ve gizemli ifadeyi daha belirgin kılıyordu. Dışarıdan bakıldığında sadece evdeki misafirine içecek getiren masum bir kız gibi duruyordu ama duruşunda, Tuna’ya doğru attığı o küçük adımda saklı bir cüret vardı.

"Abim sabah çıkışta teslim yapacakmış," dedi Bahar, aralarındaki mesafeyi bir adım daha kapatıp sehpanın hemen yanına çömelerek. Şimdi yüzü Tuna’nın dizlerine çok yakındı. "Beni yalnız bırakmamak için burada kaldın ama böyle karanlıkta oturunca daha çok dalıyorsun sanki."

Tuna bardağa uzanmak isterken eli Bahar’ın kupayı tutan parmaklarına çarptı. İkisinin de teninde anlık, elektriksel bir sıcaklık yayıldı. Tuna’nın parmakları donup kaldı. Bakışları kendiliğinden Bahar’ın gözlerine yükseldi.

O an salona ağır bir sessizlik çöktü.

Tuna, yıllardır "Burak’ın küçük kardeşi" olarak gördüğü kızın parmaklarındaki o yumuşaklığı ve sıcaklığı ilk kez bu kadar net hissediyordu. Bahar elini çekmedi. Aksine, bakışlarını bir milim bile kaçırmadan doğrudan Tuna’nın gözlerinin içine dikti. Kirpiklerinin gölgesi yanaklarına düşüyor, dudakları hafifçe aralı duruyordu.

Tuna’nın göğsünde ani ve tehlikeli bir ritim bozukluğu yaşandı. Kalbi sebepsizce hızlanmıştı. Bahar’ın o masum, sessiz duruşunun altında, tam olarak adını koyamadığı ama zihnini felç eden garip bir çekim vardı. Telefonuna gelen o anonim mesajlardaki kışkırtıcı hava, bir anlığına şu an tam karşısında duran kızın narin nefesiyle örtüşür gibi oldu. Tuna boğazının kuruduğunu hissetti.

"Bahar..." dedi Tuna, sesi fısıltıdan hallice çıkmıştı. Bakışları istemeden kızın dudaklarına, ardından boynuna kaydı.

"Efendim Tuna abi?" dedi Bahar. Sesi o kadar yumuşak ve pürüzsüzdü ki, salondaki loş havayı adeta bir duman gibi kapladı.

Tuna elini kızın parmaklarından aniden çekti. İçinde yükselen o tanımlayamadığı dürtüden korkmuştu. Hızla ayağa kalktı. Şakaklarındaki zonklama iki katına çıkmıştı. "Ben... Ben artık gideyim. Sen de kapıyı kilitleyip yat uyu."

Bahar yavaşça oturduğu yerden doğruldu. Yüzünde, gölgelerin sakladığı o küçük, kendinden emin gülümsemeyi çaktırmadı. "Tamam," dedi sakince. "İyi geceler o zaman."

Tuna ceketini kapıp adeta kaçar gibi evden çıktı. Merdivenleri inerken kalbinin gümbürtüsü kulaklarında çınlıyordu. Bahar’ın o birkaç saniyelik dokunuşu ve bakışı, zihnindeki bütün dengeleri darmadağın etmişti.

Sokak kapısından çıkıp soğuk gece havasını ciğerlerine çekerken cebindeki telefon titredi. Tuna titreyen elleriyle telefonu çıkardı.

Anonim: Kaçmak sorunu çözmez Tuna...

​Anonim: Bu gece zihninin içinde neyle savaştığını, kendinden bile saklamaya çalıştığın o karanlığı biliyorum.

​Anonim: Benden kaçmaya çalıştıkça etrafındaki her şeyde, dokunduğun her tende beni aramaya devam edeceksin.

​Anonim: Çünkü sen masumiyetten sıkıldın... Sen beni istiyorsun.

​Tuna mesajı okuduğunda adımları donup kaldı. Anonim kız onun o anki iç çatışmasını, kafa karışıklığını ve zihnindeki o karanlık karmaşayı yine tam on ikiden vurmuştu. Tuna, Bahar’a karşı hissettiği o anlık garip çekimi bile bu kadının yarattığı psikolojik baskıya bağladı. Zihninde yarattığı o tehlikeli imaj, gerçek hayattaki algılarını bile bozmaya başlamıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.