BÖLÜM 8
Çınar, bugün oldukça heyecanlı ve stresli bir şekilde kalkmıştı yataktan. Şehre ilk defa inecekti. Hatta işi sayesinde her gün görebilme imkânı olacaktı. Dün akşam, eve geldiğinde yayınevinin nerede olduğunu araştırmıştı. Büyük bir iş yeri binasıydı.
Yayınevinden, haber kanalına kadar her şey oradaydı.
Elini yüzünü yıkadıktan sonra telefonunu eline aldı. Berfu ‘ya yazacaktı. O aklına geldiğinde bile sakinleşmeye başlamıştı.
Kar Tanesi;
‘’ Günaydın, iş görüşmesine gidiyorum. Çıkar çıkmaz haber vereceğim. Şans dile… ‘’
Yazmıştı. Berfu ‘nun onu değiştirdiğini fark ediyordu. Dün akşam duygularını ifade edebilmesi, anlatması asla yapabileceği bir şey değildi.
Giyimine her zaman önem verirdi ama bugün biraz daha dikkat etmişti. Montunu giydikten sonra gerekli eşyalarını alıp evden çıktı. O sırada telefonuna mesaj gelmişti. Berfu yazmıştı.
‘’ Günaydın, heyecan yok, stres yok sen yaparsın! ‘’ demişti. Dedikleri Çınar ‘ı gülümsetmişti. Aslında heyecanın sebebi bu kadar büyük, başarılı ve ünlü bir yayınevinin kendisini istemesiydi.
Kasabanın merkezine geldiğinde bugünlük araba kiralamıştı kendine. Diğer günlerde satın almayı planlıyordu.
Arabayı çalıştırdığında doğrulamak için konumu girdi. Yeri biliyordu ama emin olmak istemişti. İş görüşmesine geç kalarak kötü bir imaj yaratmak istemezdi. Şehre geldiğinde, kasabadan alıştığı o sessizlik yoktu.
Kalabalık vardı. Alışması lazımdı.
Koca büyüklükteki iş binasının otoparkına park etmişti. Girişte tabela vardı. Yayınevinin adına bakıp kaçıncı katta olduğuna baktı. Altıncı kattı. En üst ve son kattı. Asansöre yönelip, altıncı kata çıktı. Kat yaklaştıkça heyecanı artmaya başlamıştı.
’ Ne var ise sende. Başarısız, bir bok beceremeyen bir evlat işte. ‘’
‘’ Git bakalım şimdi Çınar Bey! Zaten bir halt yapamayacaksın, benim lafıma geleceksin. Sen kim editörlük kim! ‘’ babasının sözleri beyninde dönüp durmaya başladı. İşte o an başardığını hissetti.
Asansörden indikten sonra karşısında ki danışmana ilerledi. Kadın, Çınar ‘ın geldiğini gördüğünde gülümseyerek karşıladı. ‘’ Merhaba, hoş geldiniz! ‘’
‘’ Hoş buldum, iş görüşmesi için gelmiştim. Çınar kaya! ‘’ kadın, bilgisayardan bir şeyler bakarken Çınar, etrafı inceledi. Masanın yanında duran kitaplık dikkatini çekmişti. Aralarında Türkçe kitapların yabancı dile çevrildiğini fark etmişti. Dil konusunda hiçbir çekincesi yoktu, zamanında geliştirmişti.
‘’ Görüşme için sizi bekliyorlar. Odaya kadar ben eşlik edeceğim. ‘’ kadın, masadan kalkıp yanına geldi. Uzun bir koridor vardı. Odalar, bir sürü insan hiç durmadan çalışıyorlardı.
Danışmanın oradan baktığında karşı da duran, koridorun sonundaki o odaya gelmişlerdi. Kadın, kapıyı çaldığından içeriden ‘ Gel ‘ demeleriyle kapıyı açtı. ‘’ Çınar Kaya. ‘’ dedi kadın.
İki erkek masanın önünde oturuyordu. Başlarını salladıklarında kadın odadan çıkıp kapıyı kapattı.
Çınar ‘ı adamlarla baş başa bıraktı.
❄
BERFU’NUN EVİ
Berfu, kahvaltısını edip, mutfağı topluyorken telefonuna gelen mesaj ile suyu kapatıp hemen elini sildi. Çınar’dan mesaj gelmişti.
Bugün, o kadar çok erken kalkmıştı ki saatin ne kadar çabuk geçtiğini anlamamıştı. Çınar ‘a cevap yazıp kalan işlerine devam etti. Aradan birkaç saat geçmişti ama Çınar’dan bir haber gelmemişti.
Vereceğim demişti oysaki.
Hem Türkçe hem de yabancı dile çevirdiği haberlerini sitesine yükledi. Her geçen gün daha etkileşim alıyordu. İşi bitip bilgisayarını kaldırdığında kapı zili çalmıştı. Hızlıca kapıyı açtığında Çınar karşısındaydı.
‘’ İşe alındım! ‘’ dedi büyük bir coşkuyla. Elindeki poşetle içeri girerken Berfu kapıyı kapatmıştı.
‘’ Gerçekten mi? Çok sevindim. ‘’ dedi Berfu büyük bir mutlulukla. Çınar, poşeti masaya koyup içindekileri çıkarıyordu. ‘’ Onlar ne için? ‘’ Berfu merakla Çınar’a bakarken.
‘’ Salep yapacağım. ‘’ dedi Çınar, Berfu ‘ya gülümseyerek bakarken. Berfu, malzemeleri karıştırması için küçük bir tencere verirken aynı zamanda görüşmenin nasıl geçtiğini konuşuyorlardı.
Çınar, salepler hazır olduktan sonra bardaklara döktü. Üzerine tarçın serpiştirdiğinde bardağı Berfu’ya uzattı.
Berfu, burnunu bardağa uzattığında buram buram tarçın kokusunu almıştı. ‘’ Ay! Mis gibi kokuyor! ‘’ dedi salona geçerken. Koltuklara oturduklarında Berfu, Çınar’a dönük bir şekilde oturmuştu.
‘’ Şimdi senin kendi siten var o ne olacak? ‘’ dedi Berfu ve ardından salebinden bir yudum aldı. Bir kaşı havaya kalkerken mırıldandı. ‘’ Hım, çok güzel.’’
‘’ Afiyet olsun. Onu konuştuk, zaten beni oradan görüp beğenip, görüp çağırmışlar. Kendileri için bir sıkıntı olmayacağını belirttiler. Hatta bende onlara bir öneri sundum. ‘’ içeceğinden bir yudum aldıktan sonra devam etti.
‘’ Siteye gelen tekliflerden eğer basıma layık gördüğüm bir kitap olursa yayınevine yönlendirebileceğimin nasıl olacağını sordum. Sevdiler bu fikri, bakalım eğer olursa öyle bir şey yapabiliriz yani. ‘’
‘’ İyi bakalım, onun kapanmaması da çok iyi. Biliyorsun benim sitem de sadece Türkçe haberler vardı. Şimdi onları hem Türkçe hem de yabancı dile çevirerek atıyorum. Bakalım şu anlık çok sevildi. ‘’
‘’ Öyle mi süper bu? Benim çalışmaya başlayacağım yerde haber kanalı da var. Birçok şey de varda. Belki senide çağırırlar oradan. Aynı iş yerinde çalışırız. Ben altıncı kattayım, galiba haber kanalı da dörttü yanlış hatırlamıyorsam. ‘’
‘’ Evet, güzel olabilir belki. ‘’ Berfu, bardağında son kalan yudumu da içtikten sonra kaşlarını çatarak Çınar’a döndü. ‘’ Ne zaman işe başlayacaksın? ‘’
‘’ Üç gün sonra yani pazartesi. Hafta ortasında giriş yapmayalım dediler. Zaten Hafta sonu kapalıymış. ‘’
‘’ Hayırlı olsun bakalım canım. ‘’ dedi Berfu gülümseyerek. Dediği şeyi sonradan fark ederek başını eğdi. İstemsizce çıkmıştı ama sevmişti de Çınar ‘a canım demeyi. ‘’Ee şey… Ben en iyisi bardakları götüreyim. ‘’ Berfu, hızlıca bardakları alıp mutfağa geçti. Tezgâha bırakıp derin bir nefes aldı. Heyecanlanmıştı.
‘’ Bende gideyim artık. ‘’ birlikte kapının önüne geldiklerinde birbirlerine bakıp durdular. ‘’ Ee o zaman görüşürüz. ‘’ dedi Berfu. Ellerini kaldırdığında hızlıca indirdi. Bir adım Çınar ‘a yaklaşmıştı.
‘’ Görüşürüz. ‘’ Çınar, bir adım atıp Berfu ‘ya yaklaştığında sarıldılar.
Birbirlerinden hemen ayrıldıklarında Çınar, çıkmış kendi evine gitmişti. İkisi de mutluydu çünkü karşılıklı ilişkilerinde adımlar atmaya başlamışlardı.
Çınar, eve geldiğinde üzerini değiştirip pijamalarını giydi. Elini yüzünü yıkadı. Kalbi hem hızla atıyor hem de sıkışıyor gibi hissediyordu. Kalbinin canlandığını hissedebiliyordu. Ama bu canlılığın solmasından çok korkuyordu.
Hem kendininkinin hem de Berfu ‘nun.
Bu aşamaya geldikleri için mutluydu ama korkaktı.
Duygularıyla arasının düzeldiğini zannetmişti.
Kendi içinde duygularını yenecek ve aşacaktı kendi ve Berfu için…