BÖLÜM 5
Çınar, şimdiden değişmeye başladığını hissediyordu. Bunca zaman ne İstanbul’da ne de burada olduğu zamanlar kimse ile konuşmazdı. Konuşmaktan kaçardı. Konuşsa da kendini nasıl ifade edeceğini bilememekten korkardı. Ama Berfu… Onun dinlediğini fark ettikçe açılmaya başladığını hissediyordu.
Herkesten farklı olduğunu, gördüğü ilk günden itibaren hissetmişti. Daha şimdiden kalbinde ailesinin yaratmadığı duyguları filizlendirmeye başladığını hissediyordu. Bunca zaman yaşadığı tek duygu. Öfkeydi.
Ailesine, babasına olan öfkesiydi.
Belki de hayata, neden bu aileye doğduğuna dair bir öfkeydi.
Onun dışında hissettiği şey boşluktu.
Koskocaman bir boşluk.
O boşluğu; sevgisiyle, aşkıyla, merhametiyle Berfu dolduracaktı.
Kalktığı gibi mutfağa gitmiş, kendine kahvaltı hazırlamaya başlamıştı. Kar yağışı, bugün oldukça etkiliydi. Hızlı ve tipi şeklinde yağıyordu. Göz gözü görmüyordu. Yine de görme umuduyla camından Berfu ‘nun camlarına baktı. Görememişti.
Karşılaştıkları ilk günü anımsadı.
Yerler o günkü gibi hemen dolmuştu.
‘’ Berfu; ilk görüşte bile insanı kendine çekebilirdi. Masumiyeti, güzelliği, tatlılığı ve saflığı insanı kendine çekiyordu. Gözleri, uzun dalgalı kahverengi saçları… ‘’ diye geçirdi içinden Çınar.
İç çekip kahvaltısını hazırlamaya devam etti. Müdürü, mesaj atmıştı fazla yağan kardan dolayı bugün dükkânı açamayacaklardı.
İşine gelmişti. Birkaç kitap için editörlük teklifi almıştı, onları inceleyecekti. Daha sonra Berfu ‘ya uğramak gibi bir planı vardı.
Kahvaltısını edip, etrafı topladıktan sonra kahvesiyle birlikte salona geçti. Gelen tekliflere bakacaktı. Hali hazırda neredeyse bitmiş olan kitabın editörlüğünü yapıp yazara atacaktı.
Bilgisayarda, arka planda klasik müzik açıp işlerine odaklandı.
İşi, öğleni geçtiğinde anca bitmişti. Gelen teklifleri kabul etmişti bu hafta onlarla ilgilenecekti. Etrafı toparladıktan sonra derin bir nefes aldı. Hazırlanıp Berfu’ya gidecekti.
Eli kapı koluna gittiğinde duraksadı. Tekrardan derin bir nefes aldı. ‘’ Yapabilirsin! ‘’ diye fısıldadı kendine. Ardından hiç düşünmeden kapıyı açıp çıktı.
❄
Berfu, uyandığında büyük bir enerji ile doluydu aynı zamanda heyecanla. Çınar ‘ın duygularıyla ilgili konuşma ihtimali onu heyecanlandırıyordu. Yağan kar yağışını hayranlıkla izlerken kahvaltısını yapmıştı.
Aynı zamanda girmesi gereken haberleri halletmişti. Çınar ile birlikte girdikleri haberde en son eklediği yazı, çok beğenilmişti. Kendine kahve hazırladı. Kar yağışı o kadar fazlaydı ki Çınar, işe gidemezdi bugün evde olacağını tahmin ediyordu. Yağış, biraz dindiğinde kapısına gidecekti. Müsait zamanını öğrenmek için. Malum, telefon numaraları yoktu birbirlerinde.
Salonun perdelerini sonuna kadar açmış, şöminesini yakmıştı. Kasetçalardan klasik müzik açıp dün Çınar ‘ın getirdiği kitabı aldı. Onu okumaya başlayacaktı. Elini kitap kapağının üzerinde gezdirdi. ‘’ Kış Gecesi Işıkları. ‘’ dedi sessizce kitabın ismiydi.
Kitabı yarılamak üzereydi ki kapı çalmıştı. Kitabı koltuğun üzerine koyup hemen kapıyı açmaya gitti. Göz göze geldiklerinde gülümsemişlerdi.
‘’ Müsaitsin değil mi? ‘’ diye sordu Çınar.
‘’ Evet, evet gel. Bende gelebilirdim aslında. ‘’
‘’ Sen hastasın evde kalman daha doğru olur. ‘’ Çınar, ayakkabılarını çıkarıp içeriye girdi. Salona girdiklerinde konuşmaya devam etti. ‘’ hem anca cesaret toplayabildim. Duygularım üzerine konuşacak olmak bile beni çok geriyor. ‘’
Çınar, koltuğun üzerinde yarı bırakılmış kitabı görmesiyle gülümsedi. ‘’ Başlamışsın. ‘’ dedi.
‘’ Evet, teşekkür ederim. Çok güzel ilerliyor. ‘’
‘’ Beğenmene sevindim. ‘’
‘’ Sıcak çikolata? ‘’ Çınar, olur anlamında kafasını sallamıştı. Berfu, mutfağa giderken konuşmaya devam etti. ‘’ Açıkçası gelmene çok sevindim. Sen farkında olmasan da bunun için buraya gelmeye kendini hazırlaman da bir duygu, cesaret, endişe, kaygı, heyecan. Onlarla savaştın. Kazandın ve geldin. ‘’ dedi. Kupayı Çınar ‘a uzatırken.
‘’ Eğer kendini hazır hissediyorsan başlayalım az çok duygularını anımsaman için sana sorular soracağım. ‘’
‘’ Evet, hazırım. Her an cayabilirim. ‘’
‘’ Kendini sinirli, üzgün hissettiğin bir anı hatırlıyor musun? ‘’ diye sordu Berfu. Çınar, kafasını salladı. ‘’ genellikle babama karşı olur. ‘’
‘’ Sinir mi? ‘’ tekrar kafasını salladı Çınar.
‘’ Peki üzgün? ‘’
‘’ Seni üzdüğümü fark ettiğim an. ‘’ duraksadı. Ardından kendini toparlayıp devam etti Berfu.
‘’ Sinirin yanında öfke de var. ‘’ anlamayarak baktı ilk önce Berfu. ‘’ Babama olan öfkem. ‘’ Berfu, kafasıyla onayladı sadece.
‘’ Peki, aşk? ‘’
‘’ Aşk… Bilmem. Çok saçma bir duygu bence. Birisi için hayatından fedakârlık edersin, üzülürsün, yıkılırsın. Bilmiyorum, acı çekmekten başka bir şey değil. ‘’
Çınar ve Berfu bir süre daha konuşmuş daha sonra dağılmışlardı. Genellikle kitaplar hakkında konuşmuşlardı. Ortak bir noktaları onları birbirine bağlamıştı. Günün ikindiden akşama bağlanması gibi. Çınar, eve geçtiğinde neredeyse akşam olmuştu. Hava kararmaya başlamak üzereydi.
Çınar evden ayrıldığın da mutluydu, huzurluydu. Berfu, kapıyı kapattığında elini atan kalbinin üzerine koydu. Hızlı atıyordu.
Ailesini kaybettikten sonra hiç bu kadar mutlu, huzurlu hissetmemişti. Kalbinde sadece ailesi vardı ve Çınar, Berfu ‘nun kalbinde ailesinin yanına eklenmeye başlıyordu.
Karnının acıktığını hissetmişti. Kendine akşam yemeği hazırlamaya koyuldu. Yemek yemiş hem de bu akşamı film gecesi yapmaya karar vermişti. İzlediği film bittiğinde gülümsedi. Çok beğenmişti. Romantik bir filmdi. Saat 11 ‘e gelmek üzereydi. Kapısı çaldığında kaşlarını çatarak kalktı. Delikten baktığında gelen Çınar’dı.
Hemen kapıyı açtı. Telaşlı gibi görünüyordu.
‘’ Çınar! İyi misin? ‘’ elinde küçük bir çanta vardı.
‘’ Yani iyim. Annem rahatsızlanmışta benim İstanbul ‘a gitmem gerekiyor. Köpeğimi götüremem sen ona uğrayıp mama verir misin? ‘’
‘’ Tabi ki! Geçmiş olsun. İnşallah iyileşir annen. ‘’
‘’ Teşekkür ederim. Aslında gitmezdim ama babamın etkisi altında olduğu için annemi suçlayamam. Onun gibi değildi, önemsemeye çalışırdı beni. ‘’ evin anahtarlarını Berfu ‘ya uzattı.
‘’ Dilersen telefon numaranı alayım. Bir şey olmaz ama bir sıkıntı olursa haber vermek için. ‘’ Çınar, kafasını salladı. Telefonlarında birbirlerinin kaydettikten sonra Çınar, elinde çantası ile uzaklaştı.
Berfu, Çınar gittikten sonra saat geçte olduğu için uyumuştu. Sabah uyandığında, pek kalkası yoktu yataktan. Kedinin miyavlaması üzerine kafasını kaldırıp karamele baktı. Mamasının önündeydi.
Gözlerini kapadığı an tekrar uyurdu ama kedisi için kalktı. Karamele mama verip mutfağa geçti. Havalanması için camı açtı. Temiz havayı içine çekti. Düne nazaran daha az kar yağıyordu. Gözü ister istemez Çınar ‘ın evine kayıyordu. Eve bakar bakmaz Çınar’ın evde olmadığını hatırladı. Canı zaten bir şeyler yemek istemiyordu o yüzden evin anahtarlarını alıp Çınar ‘ın evine gitti.
Eve girer girmez Çınar ‘ın köpeği karşıladı Berfu ‘yu. İçeriyi girip kapıyı kapadıktan sonra köpeği sevmek için eğildi. Pamuğun başını okşuyordu. ‘’ Ne kadar tatlısın sen! ‘’ Aynı zamanda etrafa bakıyordu. Pamuğun bütün eşyaları koridorda köşede duruyordu. Onları gördüğünde mamasını ve suyunu tazeledi. Biraz daha köpeği sevdikten sonra eve geri döndü. Gelir gelmez telefonunu çıkarıp Çınar ‘a mesaj attı.
‘’ Günaydın, nasılsın? ‘’ yazıp, atmıştı. Kısa sürede Çınar ‘dan geri mesaj gelmişti.
‘’ Günaydın, iyim sen? ‘’
‘’ İyim, senin evden geliyorum bende, orada durumlar nasıl? ‘’
‘’ Teşekkür ederim, idare eder. ‘’ dedi Çınar.
Ardından bir mesaj daha geldi. ‘’ Galiba. ‘’
‘’ Annenin durumu nasıl? ‘’
‘’ Yoğun bakımda. Babam yüzünden. Galiba daha çok benim. ‘’ Berfu, gelen mesajla kaşlarını çattı.
‘’ O da ne demek? ‘’
‘’ Kavga etmişler. Konu benmişim. ‘’
‘’ Sen baban yüzünden onlardan kaçtın. Annen istese seni de alıp babandan uzak tutabilirdi ya da bunların yaşanmasını engelleyebilirdi. O bunun kendi seçimi. İnsanların kendi seçimlerinden dolayı yaşadıkları şeyler, kendileri yüzündendir. Senin değil. Bunu gelince daha detaylı konuşuruz olur mu? Lütfen, dediklerime dikkat et. ‘’
‘’ Teşekkür ederim. Görüşmek üzere. ‘’ Çınar ‘ın yazdığı mesajla telefonunu kapatıp ofladı. Etrafa bakarken kitabı yarım bıraktığı aklına geldi.
Masanın üzerinden kitabı alıp okumaya başladı. Çok sürmemişti ki bazı sayfalarda altı çizili cümleler vardı. Berfu, önce şaşırsa da sonra fark etti. Bu kitap Çınar ‘ın dı. Daha önce okuduğu kitabı getirmişti.
Bu Berfu’yu biraz mutlu etmişti. Kitapsever olarak böyle bir kitap verilmesi…
İyice aklı dağılmıştı. Kitabı kapatıp kucağına koydu. Çınar; Hafif dalgalı siyah saçları, oynamak istemesine sebep oluyordu. Kahverengi gözleri, keskin yüz hattı… Aklına gelenlerle iç çekerek kitabı okumaya devam etti.