BÖLÜM 4
Çınar, gözlerini yüzünün yalanma hissiyle açtı. Pamuk, Çınar ‘ın yanağını yalıyordu. Gülerek köpeğini kollarının arasına sardı. ‘’ Günaydın, Pamuğum! ‘’
‘’ Hav! ‘’ demişti pamukta. Yataktan kalktığında mamalarının olduğu yere baktı. Boştu, Pamuk o yüzden kaldırmıştı Çınar ‘ı. Kalkıp mama ve su koyduğunda geri yatmak ile yatmamak arasında ikilemde kalmıştı ama işe gideceği aklına geldi.
Üzerini değiştirip, yatağını topladığında şarjda duran telefonunu aldı. Ekran açılırken bildirimdeki mesajı gördü; annesinden mesaj gelmişti. Nasıl olduğunu soran ve ne zaman geleceksin gibi bir sürü ifadeler yer alıyordu. Ekranı kapatıp, telefonu komodine geri koydu.
Mesaj günün kötü başlamasına sebep olmuştu. ‘’ Ben kaçtım sizden! Kaçan bir insana ne zaman döneceksin diye sorulur mu? ‘’ onu kuyruğuna sallayarak dinleyen pamuk cevaplamıştı tek bir hav ile.
Mutfağa geldiğinde sadece havalanması için camı açtı. Gözü Berfu ‘nun oturduğu eve kaydı. Camlar açıktı. İçeriye geçip mutfağa göz attı. İştahı kalmamıştı. Hiçbir şey yemeden çıktı. Sıkıca giyinip evden çıktı. Yol boyunca dalgın bir şekilde yürümüştü.
İş yerinde de hemen hemen tüm günü öyle geçmişti.
Patronu halini anlamıştı. Kitap dizmek için görevlendirmişti onu. Yaşlı, tatlı bir amcaydı kitapçının sahibi. Kitapları dizerken biraz olsun dikkatini dağıtmayı başarabilmişti.
İşlerini erkenden bitirdiğinde patronu çıkması için izin vermişti. Yol boyunca o kadar dalgındı ki evin oraya geldiğini telefonu çaldığında anlamıştı. Banka oturduğunda telefonunu cebinden çıkardı. Annesi arıyordu. Aramayı kapatıp, sabahki mesajı açtı.
‘’ Gelmeyeceğim, beni rahatsız etmeyin. ‘’ yazdı ve gönderdi. Hemen annesinden mesaj gelmişti.
‘’ Ne demek gelmeyeceğim, baban çıldırıyor burada! ‘’ gelen mesajla alayla gülümsedi.
‘’ Beni de çıldırttığı için buradayım zaten. ‘’ mesaj alanından çıkıp telefonu tamamen kapadı.
‘’ Yarın, benim şirketimde başlıyorsun işe haberin olsun! ‘’ dedi babası bağırarak.
‘’ İstemiyorum, ne seni ne de sana ait olan bir yerde çalışmak istemiyorum! Bunca zaman seni kararların doğrultusunda hayatım şekillendi ama kariyerim konusunda buna izin veremem anladın mı? ‘’ Çınar, parmağını babasına doğru doğrultmuştu.
‘’ Ben artık çocuk değilim! Ben büyüdüm. Senin emirlerine ne zorla ne de isteyerek gerçekleştirecek bir Çınar yok senin karşında. Bu benim kariyerim, benim işim ve ben ne istiyorsam onu yapacağım! ‘’ Çınar, odasından çıkıyorken babasının konuşmasıyla duraksadı.
‘’ Git bakalım şimdi Çınar Bey! Zaten bir halt yapamayacaksın, benim lafıma geleceksin. Sen kim editörlük kim! ‘’ bu bardağı taşıran son damlaydı. O gün evden son çıkışı oldu, arkadaşında kaldı okulunu bitirene kadar. Çalıştı aynı zamanda part time bulduğu her işe girdi. Parasını kazandı, biriktirdi mezun olduktan sonra bu kasabaya taşındı. Ailesinden uzak her yer cennet gibi bir yerdi onun için.
Beyninde dönüp dolaşan babasının sözlerini Berfu ‘nun ona seslenmesi ve yanına gelmesiyle son buldu.
‘’ Selam, nasılsın! ‘’ dedi neşeyle Berfu.
‘’ Selam! ‘’ demişti sadece Çınar. Ama sesi durgundu. Berfu ise bunu fark etmişti.
‘’ Bir sorun yok değil mi? ‘’
‘’ Yok, teşekkür ederim. Sen nasılsın, gel otur istersen? ‘’ dedi banka elini koyup iki kere vurdu.
‘’ Sen bana demiştin ya, haber ile ilgili bir sorun olursa gel diye müsait misin? ‘’ diye sordu çekingen bir şekilde.
‘’ Tabi, tabi ki yardım ederim. ‘’
‘’ O zaman ben bilgisayarı getireyim. ‘’ Berfu, eve gidip bilgisayarını alıp hemen geri gelmişti. Banka oturduğunda bilgisayarı Çınar ‘a verdi.
‘’ Haberden bahseder misin? ‘’ dedi Çınar.
‘’ İki ünlünün aşk haberi… ‘’ kafasını sallamıştı sadece Çınar.
Haberin başlığı ile beraber tüm yazıları Çınar yazmıştı. Fotoğrafları Berfu, önceden eklemişti.
‘’ Şey, sonuna bir cümle daha ekleyebilir miyiz? ‘’ dedi Berfu.
‘’ Tabi. ‘’
‘’ Sevgi, çoğu zaman sakin ve derin bir bağlılık duygusudur. Onların birbirine duyduğu bağlılık gibi. ‘’
‘’ Güzel cümleymiş. ‘’
‘’ Teşekkür ederim. Eğer sevgi veya aşk için eklemek istediğin bir şey varsa ekleyelim. ‘’ dedi Berfu.
‘’ Hayır, yok. Ben bilmem de zaten. ‘’ diye çıkıştı Çınar.
‘’ Öğrenmekte- ‘’
‘’ Öğrenmekte, duymakta, hissetmekte hiçbir şey istemiyorum, zaten öğrenmek veya hissetmek isteseydim bunca zaman yapardım. ‘’ Çınar, bilgisayarı Berfu ‘nun kucağına koyup hızlıca evine gitti. Berfu, ne olduğunu bile anlamamıştı. Sadece karşıya doğru bakıyordu. Bilgisayar kucağından kaymak üzereyken tutmuştu. O zaman farkına varabildi yaşadıklarının.
Hâlbuki zorladığı falan yoktu, belki haber ile birlikte duygularının farkına varmak ister, üzerine gider diye düşünmüştü Berfu. Ama beklemediği bir tepki almıştı.
Sadece onu düşündüğü için yapmak istemişti. ‘’ İstemediğini söylesen yeterliydi. Anlayışla karşılardım. ‘’ diye fısıldadı Berfu. Çınar ‘ın evine doğru bakarak.
Çınar ‘ın tepkisi, Berfu ‘nun söylediği sözün haklılığı yüzündendi. Evet, sevgi; ‘’ Çoğu zaman sakin ve derin bir bağlılık duygusudur. ‘’ Çınar, birini sevmekten ve bağlanmaktan korkuyordu. Tepkisinin bir nedeni daha vardı; İçten içe Berfu’ya bağlanmaya başlamasıydı.
❄
Berfu, üşüdüğünü hissettiğinde kalkıp eve gitti. O sırada camdan onu izleyen Çınar’dan bir haberdi. Berfu, eve girdiğinde Çınar ‘da perdenin arkasından çıkıp odasına geçti.
İkisi de bir şey yememiş sadece odalarında yorganın altında yatmışlardı. Berfu, yeni tanıdığı kişiye yardım etmek istediği için kendine kızıyordu. Sonunun böyle olacağını düşünmemişti.
Yemek yemek istememişti. Karameli yanına almış, akşama kadar yatmışlardı. Bir ara film izlemiş, onu bitirince gene yatmıştı.
Sabah gözünü açtığında kendini çok halsiz hissediyordu. Gözleri kendiliğinden kapanıyordu. Yorganına daha da sarıldı, üşüyordu. Eli alnına gittiğinde sıcaktı.
Hasta olmuştu.
İstemeye istemeye yataktan kalktığında kedisine mama koydu. Mutfağa gittiğinde kendine sıcak bir kahve yaptı, şuan sadece o iyi gelebilirdi. Dışarıdan miyavlama sesi geldiğinde camdan dışarıya baktı. Kedi, kapısının önüne sığınmıştı. Üstelik hamileydi.
Mutfağından iki kap alıp kapının önüne çıktı. Karamelin mamasından koydu. Diğer kaba ise su koymuştu. Kedi, hemen mamayı yemeğe başlamıştı. Kediyi severken, titremeye ve öksürmeye başlamıştı. ‘’ Eve alıyım mı seni ha? ‘’
Kedi ise, mamasını yiyip oradan uzaklaşmıştı. Berfu ‘da eve girdiğinde hemen daha kalın şeyler aldı üzerine.
Kahvesini içerken, izleyeceği bir film açtı.
Akşama kadar, televizyon karşısında yatmıştı. Arada uyuyakalsa da hiç çıkmamıştı. Bir şeyler yemesi gerekirken canı bir şey istemiyordu.
Annesi olsaydı, ona çorba yapardı.
Akşam olmuş, hava kararmıştı. Kapsının çalmasıyla kaşlarını çatmıştı. Merakla yerinden kalkıp kapıyı açtı. Karşısında Çınar ‘ı görmesi beklediği bir şey değildi.
Elinde, küçük bir tencere ve kitap vardı. ‘’ Sabah kediye mama verirken gördüm seni, titriyordun. Senin için yaptım, kitapta benden sana hediye, tabi kabul edersen? ‘’
Bu hareketi Berfu ‘yu güldürmüştü. ‘’ içeri gel istersen. ‘’ Çınar, kafasını sallayıp ayakkabılarını çıkardı. Tepsiyi, Berfu alırken mutfağa götürmüştü. İçeri girip, kapıyı kapattı. Berfu ‘nun yanına geldi. ‘’ Teşekkür ederim. ‘’
‘’ Rica ederim, benim yüzünden hasta oldun. Yemek istersen sıcaktır, yeni oldu. ‘’
Berfu, kâseye çorbasını koyarken Çınar ‘a döndü. ‘’ Sende ister misin?
‘’ Yok, sen ye. ‘’ çorbası ile birlikte Çınar ‘ın yanına geldi. Yemeğini yemeye başladı.
‘’ Özür dilerim. ‘’ diye başladı Çınar. Uzun süren sessizliğin ardından, içinden ne deyip diyemeyeceğini tartmıştı. Yine de net bir cümle kuramamış, akışına bırakmaya karar vermişti. ‘’ Duygularımdan korkan bir insanım ben, onları hissetmekten, yaşamaktan korkarım. Daha çok duygularımın nasıl olduğunu bilmekten ve bilmediğim şeyleri bilmekten korkarım… ‘’ konuşurken kafasını hiç yerden kaldırmamıştı. Berfu ise yemek yemeği bırakmış, onu seyrediyordu. Çınar, kafasını çevirdiğinde göz göze geldiler.
‘’ Bir insan bilmediği şeylerden nasıl korkar? ‘’ dedi Berfu ‘ya.
‘’ Kendini koruyorsun çünkü. Duyguları hissettiğinde seni nasıl etkileyeceğini de bilmiyorsun. Duygularını tanımıyorsun Çınar, onları hangi boyutta yaşadığını, yaşadığında sendeki etkisini, nasıl savaştığını. ‘’
‘’ Bende özür dilerim, sana sormam gerekirdi. ‘’ dedi Berfu ‘da.
‘’ Peki, nasıl öğreneceğim? ‘’
‘’ Onu bana bırak, ben sana yardım edeceğim. Bana güveniyorsun değil mi? ‘’ Çınar, kafasını sallamıştı.
Berfu, çorbayı bitirmişti. ‘’ Ellerine sağlık. ‘’
‘’ Afiyet olsun. Ben artık gideyim. ‘’ Berfu, Çınar ‘ı kapıdan geçirdiğinde eve girene kadar arkasından bakmıştı. Ailesinin boşluğunu, bu adamın doldurduğunu hissediyordu ve ailesinden öğrendiği neler var ise bunu bu adama aktarmakta kararlıydı.