BÖLÜM 13
Saat gece yarısına gelirken kar fırtınası hiç durmadan devam ediyordu. Berfu ve Çınar sandalyelerde oturmuş havanın dinmesini bekliyorlardı. Oturup beklemekten başka bir şansları da yoktu zaten.
Çınar, telefondan film açmış, beraber izlemeye başlamışlardı. Saatler bu şekilde akıp gitse de film bittikten sonra yine aynı duruma geri dönmüşlerdi.
Berfu, kahve yapmış getirmişti. Can sıkıntısı ne yapacaklarını şaşırtıyordu. Sessiz sessiz kahvelerini yudumluyorlardı. Berfu, kahve fincanını masaya koyduktan sonra dirseğine masadan destek alıp yanağına koyup dışarıyı izlemeye başladı.
Hayalini kurup gerçekleştirdiği kafe, kahve, kar yağışı – ne kadar fırtınalı olsa da – yanında sevdiği adam. Olumsuz hava şartlarına rağmen şuan olduğu durumdan oldukça memnundu. Gözlerini sevdiği adama çevirdi. Onu izlemeye başladı.
Çınar, kapalı olan telefonun yüzeyiyle oynuyordu. Kafasını kaldırdığında Berfu’nun ona bakışlarını gördü. Gülümsedi. ‘’ Gözlerin ‘’ dedi sessizce.
‘’ Ne oldu? ‘’
‘’ İçi parlıyor. ‘’ Kafasını salladı Berfu, ‘’ Aklıma gelip, kalbime düştüğünde, seni gördüğümde öyle oluyor. ‘’
‘’ Film gibi gözlerin. Bana umut veriyor, hayatta bir yerlerde sevginin hala var olduğunu hissettiriyor. ‘’ dedi Çınar.
‘’ Hala bir yerlerde sevgi var mı bilmiyorum ama benim sana olan sevgim hep var olacak. ‘’ biraz daha gülümseyip baktı Çınar ‘ın gözlerine.
‘’ Bir ev gibi gözlerin, sımsıcak, güvenli hissettiriyor. ‘’ Çınar, elini Berfu’nun masanın üzerinde duran elinin üzerine koydu. ‘’ Gözlerim, aklım, kalbim seni koruyup kollayacağım evin ve bu hep böyle kalacak. ‘’
❄
Her ne kadar Çınar ‘ın hala sevgi ile ilgili içinde eksikleri olsa da Berfu’ya onu sevdiğini söylemekten çekinmeyeceğine dair bir karar almıştı. Seviyordu ve onu bunu her zaman söyleyecekti. Hayatı boyunca duymadığı sözleri, kelimeleri Berfu’dan duyduğunda bu kanaate varmıştı.
Saat geçe 3’te çalan telefon sesiyle uyuyakaldıkları masadan kafalarını kaldırdılar. Çınar ‘ın telefonuydu. Kafasını dışarı tarafa çekip baktığında yağış hala devam ediyordu. Hatta o kadar yağmıştı ki. Kapıda ki mermere kadar gelmişti.
Kasada duran telefonuna gitti. Arayan çocukluğunda onu büyüten Hayriye Hanım’dı. Telefonu açtığında karşı tarafta Hayriye Hanım’ın sesi fısıltılı ve ağlamalı bir şekilde geliyordu. ‘’ Hayriye Teyze? ‘’ dedi Çınar merakla. Berfu’nun uyanmaması için fısıldayarak konuşuyordu. Ses gelmemişti. Bir kez daha seslendi. ‘’ Hayriye Teyze? ‘’
‘’ Çınar, oğlum. ‘’ dedi titreyen sesiyle.
‘’ Bir şey mi oldu? İyi misin sen. Annem? Babam bir şey mi yaptı? ‘’ ardı ardına sıraladığı sorularla. Hayriye Hanım’ın ağlaması daha da şiddetlenmişti. ‘’ Bir şey söylesene Hayriye Teyze, ne oldu? ‘’
Çınar’ın merak dolu, seslerini duyan Berfu’da uyanmış ne olduğunu anlamayarak Çınar ‘ın yanına gelmişti.
‘’ Annen! ‘’ dedi. Hayriye Hanım.
‘’ Ne oldu Anneme! ‘’
‘’ Başın sağ olsun, oğlum! ‘’ Çınar, duyduğunu idrar edemezken şok ile bakakalmıştı.
‘’ Ne oldu? ‘’ dedi Berfu fazla ses çıkarmadan.
‘’ Çınar? İyi misin? ‘’ dedi Hayriye Hanım endişeli bir sesle.
‘’ O mu yaptı? ‘’ diye sordu. Sesi sinirli çıkmıştı.
‘’ Bilmiyorum. Markete gitmiştim. Eve geldiğimde baygındı. Kalp krizi- ‘’ Hıçkırıkla birlikte ağlamıştı Hayriye Hanım cümlenin devamını getirememişti.
‘’ Geliyorum! ‘’ dedi Çınar aceleyle. Telefonu kapatacakken Hayriye Hanım ardı ardına seslendi.
‘’ Çınar! Dur, dinle! Bir şey daha var. ‘’ Hayriye Hanım bir süre daha durduktan sonra tekrar konuştu.
‘’ Çınar, iki gün önce gömdük biz anneni. Ama ben haber vermek istedim sana daha hastanede baban, Metin Bey, izin vermedi telefonumu aldı benden, yeni aldım ondan gizlice aradım seni. ‘’ Çınar, telefonu kulağından çekip aramayı kapattı. Savrukça tezgâhın üzerine koydu.
‘’ Çınar? İyi misin? Bir şey de lütfen! ‘’ diyordu Berfu.
Çınar, onu duyamıyor sadece Hayriye Teyzesinin dediklerini kafasının içerisinde dönüyordu. ‘’ Çınar. ‘’ dedi Berfu bir daha o da çaresiz hissediyordu.
‘’ Annem. ‘’ diyebildi zorlukla. Çınar ‘ın kolundan tutarak sandalyeye oturttu. ‘’ Bekle, su getireyim sana. ‘’ Berfu, hızlıca kasanın olduğu taraftan su alıp Çınar ‘ın yanına geldi. Su şişesinin kapağını açıp ona uzattı.
Titreyen elleriyle, üzerine döke saça içerken Berfu, şişeyi tutarak destek verdi.
‘’ Ölmüş. ‘’ diyebildi sadece dümdüz karşıya bakarken.
‘’ Ölmüş! ‘’ diye tekrar etti. Ardından hızlıca sandalyeden kalktı.
‘’ Benim annem ölmüş ve kimse bana haber vermedi! ‘’
‘’ İki gün, iki gün ya! ‘’ sandalyeyi tutarak yere vurdu. Berfu, dolan gözleriyle izlemekten başka bir şey yapamıyordu.
Masanın üzerindeki suyu alıp, arkasını dönerek duvara doğru fırlattı. Çaresizce elleri ensesine giderken kafenin içinde hızlıca adımlar atmaya başladı.
‘’ Tamam, beni sevmiyor tamam ama ben onun oğluyum ya! Beni doğuran kadının öldüğünü söylemedi, söylettirmedi. ‘’
‘’ Bende insanım, bu kadarı da fazla değil mi? ‘’ dedi çaresiz bir şekilde. İlk başta bağırıyorken sonlara doğru kısılan sesiyle. Kasanın önünde duruyorken yaslanıp yere çömeldi.
Berfu’da onun ile birlikte çömelirken kafasını omzuna yasladı. Sarmaladı onu.
Çınar, tüm gece, Berfu’nun omzunda ağlaya ağlaya en sonunda uyuya kaldı.
Berfu, ilk ailesini kaybettiğinde bu kadar çaresiz hissetmişti. Şimdi ise, sevdiği adamı bu halde görmek; Onu daha da çaresiz hala getiriyordu.
Saat, sabah saatlerine yaklaşırken, Çınar’ın ağlamaları, hıçkırıklara, onlarda derin bir uykuya dönüşmüştü. Berfu, saçlarını okşayarak sevdiği adamı izliyordu.
Berfu, bir kış gecesinde sevdiği adamın acı nefes alış verişlerini izleye izleye olduğu yerde uyuyakalmıştı.
❄
Berfu, gözlerini açtığında tutulan boynunu ve belinin keskin ağrısını hissetti. Yan tarafına baktığında Çınar ‘ı görmeyi beklerken boştu. Hızlıca ayağa kalktı. ‘’ Çınar! ‘’ dedi endişeyle bağırırken etrafına bakıyordu. Hızlıca mutfağa koştu. Orası da boştu. Tekrar uyudukları yere geri döndü. ‘’ Çınar! ‘’ dedi bir kez daha.
Hava koşulları gitmesi için iyi değildi. Gidemezdi bir yere ama ona bir şey olmasından çok korkuyordu.
Banyonun kapısı açıldığında Çınar. ‘’ Buradayım. ‘’ dedi. Berfu hızlıca ona doğru gidip boynuna sarıldı.
‘’ Korktum. ‘’ diye fısıldadı. Çınar, sarılışına karşılık verirken huzurla dolmuştu. ‘’ İyi misin? ‘’ dedi Berfu ayrılırken. Kafasını salladı sadece Çınar.
‘’ Kar yağışı durmuşken eve gidelim. ‘’ yine sadece kafasını sallayarak cevap verdi Çınar.
Montlarını giyip, hazır olduklarında Berfu kapıyı açtı. Kapının önünde biriken karlar içeriye dağılmıştı. Hemen ayağı ile dışarıya atarak içeriyi temizledi. Çınar’da içeriden çıktığında kafeyi kapatıp eve doğru yürümeye başladılar.
Yerlerdeki kar boyu bilekleri oldukça geçtiği için yürümekte zorluk çekmişlerdi. Normal zamanda ulaştıklarından biraz uzun zaman almıştı evin oraya gelmeleri.
‘’ Üzerini değiştirip bize geçelim mi? Seni yalnız bırakmak istemiyorum. ‘’ dedi Berfu evin önüne geldiklerinde.
‘’ Olur. ‘’ Çınar, evinin anahtarını Berfu’ya uzattı. Kapıyı açtığında onları heyecanla karşılayan Pamuk ile karşılaştılar. Çınar, odasına üzerini değiştirmeye giderken Berfu’da pamuk ile ilgilenmeye başlamıştı. Onu da evine götürecekti.
Çınar ‘ın evinde işleri bitmiş, Berfu’ya geçmişlerdi. Çınar’ı kendi odasına yatırdıktan sonra pamuğu yerleştirmiş, mamasını ve suyunu tuvaletini yapması için alan ayarlamıştı. Kendi kedisini de sevip mama ve suyunu koymuştu.
Ardından mutfağa geçerek Çınar için çorba yapmaya koyuldu.
Çorba piştiğinde Çınar hala uyuyordu. Berfu, çorbayı koyup ilk kendi atıştırdı. Tepsi hazırlayıp odasına doğru ilerledi. Çorba, ekmek ve su koymuştu. Tepsiyi komodine koyup yatağın kenarına koydu.
‘’ Çınar. ‘’ dedi sessizce. Hafifçe gözlerini araladı Çınar. ‘’ Hadi bir şeyler ye. ‘’ reddedercesine mırıldandı. ‘’ Uyumak istiyorum. ‘’ dedi.
‘’ Tamam, en azından bir iki lokma ye sonra geri yat. ‘’ ikna edercesine konuşması yine de fayda etmemişti. ‘’ Uyandığımda yesem? ‘’
‘’ Tamam. ‘’ dedi Berfu. Yataktan kalkıp tepsiyi alırken Çınar ‘ın sesiyle duraksadı.
‘’ Benim ile yatar mısın? Senin kokuna, sıcaklığına, huzuruna ihtiyacım var. ‘’ Bir şey demeyip, kafasını salladı. Yorganı kaldırarak Çınar ‘ın yanına kıvrıldı.
Çınar ‘ın arkadan sarılması ile birlikte, uyku onları kendisine çekti.