BÖLÜM 14
Çınar, gözlerini açtığında dinlenmiş bir şekilde kalkmıştı. Yüzünde hissettiği gıdıklanma hissiyle geri çekildi. Yüzüne gelen Berfu’nun saçlarıydı. Elini yanağına koyarak, izlemeye başladı.
Hayal meyal gece onunla yatmak istediğini hatırladı. Bu isteğini Berfu’nun gerçekleştirmiş olması onu mutlu etmişti. Bir anlığına her şeyi unutmuştu ve bu ona kendini iyi hissettirmişti. Annesi artık hayatta değildi. Sadece buna üzülüyordu, tabi ona küçükken aile hissiyatı veren tek kişiyi gömmek, vazifesini yapmak isterdi.
Bunu yaptırmayan babasına öfke doluydu. Zaten bu hayatta hissedilen ne kadar olumsuz duygu var ise, neredeyse hepsini babasına karşı hissetmişti. Hissetmeye de devam ediyordu.
Berfu’yu uyuması için yalnız bırakmak üzere yataktan kalktı. Komodindeki tepsiyi gördüğünde hafifçe gülümseyerek eline aldı. Tepsiyi mutfağa bırakıp, lavaboya gitti. İşlerini hallettikten sonra tekrar salona geldiğinde Pamuk ve Karamel’i beraber uyurken gördü. Koltuğun üzerinde koyun koyunaydılar.
Çınar bu manzaraya karşı koyamayarak yanlarına gitti. Diz üzerinde oturup ikisini de sevmeye başladı. O kadar derin bir uykudalar ki uyanmamışlardı. ‘’ Ne ara kaynaştınız bakalım siz! ‘
‘’ Günaydın! ‘’ dedi Berfu. Salon girişinde dururken. Aslında daha önce uyanmış, bu manzarayı görünce bölmek istememişti. ‘’ Günaydın! ‘’ sevmeyi bırakıp ayağa kalktığında Berfu’nun yanına gitti. ‘’ Teşekkür ederim. ‘’ dedi gülümseyerek. Hafifçe eğilip Berfu’nun ellerini tuttu. ‘’ Dün akşam için, yanımda olduğun için, beni kırmayıp benimle uyuduğun için. ‘’
‘’ Ne demek. Daha iyisin değil mi? ‘’ diye sordu Berfu merakla.
Biraz düşündükten sonra cevap verdi. ‘’ Yani işte, idare eder. ‘’ Berfu ellerini tutmayı bırakıp boynuna sarıp sarıldı. Çınar, ani sarılma ile şok olsa da hemen karşılık vermişti.
‘’ Daha da iyi olacaksın. ‘’ dedi sarılırken Berfu.
‘’ Senin sayende. ‘’ birbirlerinden ayrıldıklarında ‘’ Kahvaltı hazırlayalım mı? ‘’ mutfağa doğru ilerlediğinde Çınar ‘a döndü. ‘’ Ne yemek istersin? Ya da hemen yapmayabiliriz. Bugün evdeyiz nasıl olsa. ‘’
‘’ Olur, edelim. ‘’ dedi Çınar.
Birlikte kahvaltılarını hazırlamaya başladılar.
Kahvaltılarını edip, ellerinde kahve fincanları ile birlikte cam önüne oturdular. Kar yağışı, dün geceki gibi olmasa da etkili bir şekilde yağıyordu. Karamel ve Pamuk uyanmış, etrafta oynamaya başlamıştı.
İkisi de sessiz ve sakin bir şekilde kahvelerini içiyordu.
‘’ Ben çok düşündüm. ‘’ diye başladı Çınar. Bir yudum alıp fincanı ellerinde tutmaya devam etti. ‘’ Ben seni de kaybetmek istemiyorum. Benim ile ol istiyorum. Annem artık yok, bir tek sen kaldın hayatımda. Bana en yakın sen varsın, daha da yakın olalım. ‘’
‘’ Olalım. ‘’ dedi Berfu. Ve bu hayatta ikisine de iyi gelecek şeyi yaptı. Fincanları kenara çekip Çınar ‘a sarıldı.
Sarılmak, en huzur verici bir eylemdir; Çınar ve Berfu birbirlerinin huzuruydu.
Çınar, bu teklifi yapmadan önce de yakın hissediyordu Berfu’ya karşı ama aralarında ki bu duyguları ilişkiye dökmeyi istemişti. Kendini hem daha yakın hem de rahat hissediyordu. Berfu, ona ve duygularına iyi gelmişti.
Bir süre cam önünde oturmuş, dışarıda kartopu oynayan çocukları izlemişlerdi. ‘’ Evet! Film partisi zamanı! ‘’ dedi Berfu elinde patlamış mısır dolusu kâse ile.
Arada gülerek ve konuşarak filmi izliyorlardı.
Berfu ve Çınar birbirlerinin şansıydı.
Berfu; Çınar’ın babasının eksikliğini,
Çınar; Berfu’nun ailesinin eksikliğini tamamlıyordu. İlişkilerin resmileştiği bugünde film ile başlangıç yapmışlardı. Yarından itibaren eski rutinlerine geri döneceklerdi.
Çınar, Berfu sayesinde kendini iyi hissetse de içten içe annesi vefat etmişken, iyi hissettiği bu duygu yüzünden kendini suçluyordu. İçten içe, kendi hatası olmadığını hatırlatıyordu. Öyleydi de çünkü.
Bu karmaşık duygudan çıkmak için, kendini suçlu hissettiği o duyguya dönmek zorundaydı. İşine odaklanmalıydı. Kendini daha fazla iyi hissedecekti.
İşi ve Berfu sayesinde.
❄
Sabah saatlerinde kalkmış hemen bir şeyler atıştırmışlardı. Berfu, erkenden çıkmış, tatlılarını yapmak üzere kafesine doğru gitmişti.
Çınar, Pamuk ile eve geçmiş, üzerini değiştirdikten sonra iş yerine gitmişti. Pamuk ve Karamel neredeyse iki gün içerisinde iyi anlaşmaya başlamışlardı. Şaşırtıcıydı ama güzel bir şeydi. Birbirlerinin arkadaşları olmuşlardı. İlk düzenlediği kitabın editörlüğünü bugün tamamen bitirecek, son düzenleme yaptıktan sonra geri kalan adımlarını uygulamak üzere harekete geçecekti.
Trafiğe kalmamak için normal saatinden biraz daha erken yola çıkmıştı. Hava fazla yağışlı olmasa da varlığını belli ediyordu.
Kış mevsimini ve kar yağışını seven insanlar içindi bu yer. Ancak seven, çekebilirdi. İş yerine gelmiş, arabasını park ettiği gibi içeriye girmişti. Asansöre binip, yukarıya çıktı. Kata ulaştığında danışmadaki kız selam vermişti. ‘’ Hoş geldiniz. ‘’ Çınar, kafasını öne eğip hızlıca selam verirken kendisine ayrılan masaya geçti. Sandalyesine otururken kendilerine gülümseyerek selam veren çalışma arkadaşlarına karşılık verip işinin başına geçmek üzere bilgisayarını açtı.
Masanın üzerinde duran kâğıdı okuyup bugün yapacaklarını kendine hatırlattı. Biliyor olsa da kenarda notunun olmasını seviyordu. Yaptıkça tik atması onu daha da motive ediyordu. Bilgisayarı açıldığı gibi işlerini yapmaya koyuldu.
Editörlük kısmı bitmiş, kontrolünde sonuna gelmişti. Yanına sandalye çekildiğinde fark etmişti yanına yöneticisinin geldiğini. ‘’ Nasıl gidiyor Çınar? ‘’
‘’ Güzel gidiyor, müdürüm. Son okumadayım. ‘’ kafasını sallamıştı sadece.
‘’ Güzel, arka tarafta kapak tasarımı da yapılıyor yazar ile zaten ilk kitabının çıkmasına az kaldı o zaman. ‘’ dedi Yönetici Ethan Leo. Yarım yamalak Türkçesi ile ilgilenmesi Çınar ‘ın hoşuna gitmişti.
‘’ Sen böyle gidersen ay sonuna kadar kitaplarda hep senin ismini göreceğiz gibi. ‘’
‘’ İnşallah. ‘’ dedi Çınar.
Ethan Leo, iyi dileklerini sunduktan sonra Çınar ‘ı bir kez daha işiyle baş başa bıraktı.
❄
Berfu’nun sabah rutini yine dolu dolu geçmişti. İş yerine gelmiş hemen haberlerini girmişti. Ardından tatlılarını yapmak üzere mutfağa girmiş, keyifli saatler sürdürmüştü. Açılış saatine hepsini yetiştirmişti.
Dokuzda kafesini açtıktan sonra müşterilerinin gelmesini beklerken etrafı silip, toplamıştı.
Şimdi ise, mutfak malzemeleri kontrol edip eksikler listesi hazırlıyordu.
Satışları çoktu, açılıştan itibaren tek bir tatlısı veya malzemesi artmamıştı. Bir hafta içinde bu kadar malzeme alışverişi onu da şaşırtmıştı.
Tabi, hoşuna da gidiyordu. Sabah evden çıkmadan yanına aldığı sandviç ekmeğiyle kendine atıştırmalık hazırladı. Yerken aynı zamanda telefonundan sitesine yapılan yorumlara bakıyordu. Göz gezdirirken bir yorum dikkatini çekmişti.
İşini büyük bir titizlikle yapıldığının, sosyal medyaya kalmamasını ve Berfu’nun daha iyi yerlere gelmesini istediklerini belirten bir yorumdu.
Sosyal medyada beğenilmek ve keşfedilmek zordu.
Berfu, bunu başarmıştı. Beğenilmiş ve keşfedilmişti. Ve şimdi, herkes ondan daha fazlasını istiyordu. Birilerini yaptığı işi takdir ediyordu ve bu büyük bir kitleydi.
Anne ve babasından sonra, böyle bir desteği görmek, başardığının göstergesiydi.
Bu işe başlarken, küçük isteklerle yürümüştü yollarını. İlk hesabını açtığında üçü geçen insan sayısı yoktu takip eden, pes etmedi, devam etti. Destekleyeni gün geçtikçe arttı. Arttıkça motive oldu.
Şimdi ise, yüzlerce, binlerce insan vardı arkasında.
Mutlulukla arkasına yaslandı. Mesajlara girip Çınar’a yazmaya başladı.
‘’ Nasılsın? ‘’ yazdı ve gönderdi. Parmakları klavye üzerinde heyecanla titrerken, gönderdiğinde yüzünün elma gibi kızaracağı o mesajı attı. ‘’ Sevgilim. ‘’ anında uygulamadan çıkıp telefonu kapattı. Heyecanla ayağa kalkarken oyalanmak için dışarıya bakmaya başladı.
Mesaj sesi, kafeyi doldurduğunda heyecanla kasaya geldi. Mesajlara girdiğinde, tek açılmalı bir fotoğraf vardı. Ona tıkladığında Çınar, bilgisayar ekranını çekmişti. Dizgi ve mizanpaj kısmını geçtiklerini gösteriyordu. Altına ‘ hızla ilerliyoruz. ‘ yazmıştı.
Fotoğraf çıktığında altta bir mesaj daha geldiğini gördü. ‘’ Sen nasılsın? ‘’ yazmıştı ve ekranda hala yazıyor gözüküyordu.
‘’ Sevgilim. ‘’ demişti Çınar’da. Berfu’nun yüzünü büyük bir gülümseme kaplarken kolay gelsin yazdı. Kapının açılmasıyla telefonu bırakıp müşterisi ile ilgilenmeye başladı.
Çınar, bünyesini saran heyecanını yok atlatabilmek için işine odaklandı. Yazar ile birlikte ve iki çalışma arkadaşıyla kitabın düzenlemesini yapıyorlardı. Ethon Leo’da yanlarında duruyordu. Kendisinden de fikir almak için çağırmaları çok hoşuna gitmişti.
Kendince güzel de fikirler veriyordu. Dünya ‘ya açılacak kitapta kendi isminin ve fikirlerinin yer alacak olması keyifle çalışmasını sağlıyordu.