BÖLÜM 12
Çınar, resmi editörlüğünün ikinci gününe hızlı bir şekilde başlamıştı. Kitabın düzenlemelerini yapmaya başlamıştı. Saat öğlene geldiğinde acıktığı için mola vermeye karar verdi.
Kitabın yarısına gelmişti bile. Bu sebeple saatin çok hızlı geçmesi onu bir tık şaşırtmıştı. Çınar, farkında değildi ama işi yaparken onu izleyen üst yöneticileri daha ikinci günden ondan memnun olmuşlardı.
Azmi, dışardan görülecek kadar çoktu.
Berfu, sabah erkenden kalkmış, tatlılarını yapmak için işe girişmişti. Marketler açıldığında stok alışverişini sipariş etti. Saat dokuz olduğunda kafesini açmıştı. Alışverişi teslim edildiğinde içeceklerini de yapmış müşterilerinin gelmesini bekliyordu.
Kasada oturmuş, kafesini inceliyordu. Eşyaları, dizimi o kadar hoşuna gitmişti ki her şeyiyle içine sinmişti. Tabloları… kafede en çok beğendiği eşyalarıydı. Tabi birde Çınar ‘ın hediyesi olan kar küresi.
Kafenin kapısı açıldığında heyecanla kafasını çevirdi. Adam, poşeti teslim edip gitmişti. Market siparişi gelmişti oysaki. Poşetin içini açtığında not ve kahvaltılık çıkmıştı.
‘’ Kahvaltı yapmamışsındır diye düşünüyorum, tatlıları yapmak için. İçim rahat etmedi. Afiyet olsun :) ‘’
Çınar göndermişti. Dün kahvaltı etmediği için bugün sipariş etmişti. Onun için.
Hemen telefonunu açıp Çınar ‘a mesaj gönderdi.
‘’ Kahvaltım ulaştı, teşekkür ederim. Hemen yiyeceğim. ‘’ bunu gönderdikten sonra yine ekledi.
‘’ Nasılsın? Sende ettin değil mi kahvaltı? ‘’
Kısa bir süre sonra Çınar mesajlara geri dönmüştü. ‘’ Evet, ettim. Sen nasılsın? Bu akşam yemeği birlikte yiyelim mi? ‘’
Bu mesajla gülümsemişti Berfu.
‘’ Aslında güzel olur ama saat onda kapatıyorum ya kafeyi nasıl yapalım. Kafe de yesek olur mu? ‘’ Berfu, mesajını yazmış atarken aynı zamanda Çınar ‘da mesaj yazıyordu. ‘’ Kafe de yiyelim mi? ‘’
İkisi de aynı saniyelerde attığı mesajlarla gülümsemişlerdi. Aynı şeyleri düşünüyorlardı.
‘’ Ben hazırlamak istiyorum. Salata nasıl? ‘’ yazmıştı Çınar.
‘’ Tamam, anlaştık o zaman. ‘’
‘’ Anlaştık. ‘’
Çınar, kitap kalın olmasına rağmen neredeyse bitirmek üzereydi. ‘’ Nasıl gidiyor Çınar? ‘’ dedi yayınevi yöneticisi. Az çok Türkçe bilmesine rağmen Çınar için konuşmaya çalışıyordu.
‘’ Güzel gidiyor. Neredeyse bitmek üzere. ‘’ adam, sayfa sayılarına baktığında gerçekten bitmek üzere olduğunu gördü. Bir günde kitabı bitirmek üzere olması beklenmeyen bir performanstı.
‘’ Aferin Çınar. Kolay gelsin. ‘’ Çınar’ın bütün günü kitap ile geçmişti.
Berfu’nun ise farksız değildi, dünden daha kalabalıktı kafe. Giden yoktu, daha çok gelen vardı. Tabi ki bu yoğunluktan şikâyetçi değildi. Aksine hoşuna gidiyordu. Müşterilerinin beğenmiş olması ve bu ilgisi onu mutlu ediyordu. Zaten tek temennisi de buydu. Çınar, kahvaltı etmesini sağlamasaydı edemezdi. Aklına dâhi gelmezdi. Hele bu yoğunlukta zaten fırsat bulması imkânsızdı.
Ki akşam olmasına daha çok vardı. Tatlıdan alıp, kendine kahve yaptı. Kasada oturuyordu. Gelen olsa da görünmüyordu pek. Arkada hafif, yumuşak bir melodi denilecek bir şarkı çalıyordu.
Dışarısı, hafif kar yağışlıydı. Sadece rüzgâr çoktu. Kapıdan uğultu sesleri geliyordu. Bir süre sonra kafe boşalmaya başlamıştı. Çınar’ın işten çıkmasına çok az bir vakit kalmıştı. Hava iyice soğumuştu. Berfu, ısıtıcı olmasına rağmen üşümüştü. Üzerine hırka geçirdi. İyiden iyiye kafede kimse kalmamıştı.
Berfu, bulduğu bu boşlukta sitesinde geziyordu. Haberlerinin diğer sayfalardan ve televizyon kanallarından çabuk yayınlaması herkes tarafından yoğun bir ilgi görmüştü. Türkiye ve Dünya çapında oldukça takipçisi olmaya başlamıştı.
Binlerce olumlu güzel yorumlar yağıyordu.
Kafeyi açmak, ailesinin ölümünden sonra onun için çokça uzaktaydı. Ama Çınar, onun cesareti olmuştu. En sevdiği kişiyle birlikte hayallerini gerçekleştirmişti. Kafeyi alması için teşvik etmiş, temizlikte, alışverişte, yerleştirme de hiç gocunmadan yardımcı olmuştu.
Çınar’ın desteği Berfu’yu teşvik etmişti.
Şimdi bunları düşündüğünde Çınar ‘a âşık olduğunu anlıyordu.
Bunları düşünüp aynı zamanda sitesinde gezerken yukarıdan bildirim gelmişti. Çınar, ‘’ Geliyorum. ‘’ diyerek mesaj yazmıştı. Kafe, tamamen boştu. Masaları düzeltip etrafı toparladı.
Bugün çokça sıcak çikolata ve salep yapmıştı. Tatlı bölümüne baktığında rafların büyük kısmının boş olduğunu fark etti. Oldukça mutlu olmuştu. Tekrar etrafa bakıp her şeyin yerli yerinde olduğuna kanaat getirdikten sonra kasaya geçerek Çınar ‘ın gelmesini bekledi.
Güneş batıp, yerini karanlığa bırakırken Çınar’da gelmişti. Kapıdan gülümseyerek girerken Berfu ‘da hemen yanına gelmişti. Elindeki yeşillik poşetlerini alıp mutfağa geçti.
Çınar, montunu çıkartıp soluklanırken Berfu yanına geldi. ‘’ Hoş geldin! ‘’ ardından ellerini boynuna doladı. ‘’ Hoş buldum. ‘’ birbirlerinden ayrıldıklarında mutfağa geçtiler. ‘’ Kurt gibi acıktım. ‘’ dedi Çınar. Yeşillikleri poşetinden çıkartıyordu.
‘’ Nasıl geçti günün. ‘’ dedi Berfu. Kesme tahtası ve bıçak çıkartırken.
‘’ Güzel geçti. Kitabın sonuna geldim neredeyse. ‘’
‘’ Oo bu ne hız editör Bey. ‘’ Çınar güldüğünde salatayı yapmaya başlamıştı.
‘’ Senin nasıl geçti. ‘’ dedi Çınar.
‘’ Benim de oldukça yoğundu. ‘’ dedi ve duraksadı. ‘’ Yani maşallah tabi. ‘’ diye de ekleme yaptı. Elini tezgâha vurarak.
‘’ Maşallah. ‘’
Çınar yaptığı salataları tabaklara koyduğunda alıp kasaya geçtiler. Tabureye oturduklarında yemeklerini yemeğe başladılar. Hava iyice soğumuş, rüzgâr şiddetini arttırmıştı. Kapıdan uğultu sesleri net bir şekilde duyuluyordu. ‘’ Hava baya rüzgârlı. ‘’ dedi Berfu salatasını yerken. ‘’ Eline sağlık. ‘’ dedi ardından.
‘’ Afiyet olsun, ben gelirken de esiyordu şimdi daha da soğumuş. ‘’
‘’ Isıtıcının ayarını daha fazla arttırabilirim istersen. ‘’
‘’ Yok, ısındım merak etme. ‘’
Onlar sohbet edip salatalarını yerken dışarıda kar fırtınası denilebilecek bir yağış başlamıştı. Rüzgâr ile birlikte yağan kar sayesinde göz gözü görmüyordu. Kafeden dışarı bakıldığında gözükmüyordu bile.
Berfu ve Çınar, mutfakta bulaşıklar ile ilgilendikleri için henüz havadan haberleri yoktu. Yıkadığı tabağı tezgâhın üstüne kapaklayıp Çınar ‘a döndü. ‘’ Tatlı ister misin? ‘’
‘’ Yok, teşekkür ederim ama içeceğini alırım. ‘’ dedi mutfaktan çıkarken.
‘’ Olur. ‘’ dedi Berfu gülerken. Kasanın oraya geldiklerinde kapıya baktı. ‘’ Dışarıyı bak! ‘’ dedi heyecanla.
‘’ Tipi yağıyor kar. ‘’ dedi Çınar. İkisi de kapıya doğru ilerlerken. Ne kadar kapıya yaklaşıp bakmak isteseler de yağıştan göz gözü görmüyordu.
Berfu, hızlıca kasaya gidip telefonunu aldı. Sitesine girip haberlere bakarken insanların yaptığı paylaşımları inceledi. Çok kısa sürede kar fırtınası Amberlyn kasabasını ve şehri esir almıştı.
Son dakika haberi başlığı altında haberini paylaştı. Bir video görüp izlemeye başladı. Meteoroloji uzmanları son dakika uyarı geçiyordu. Beklenmedik hava şartları nedeni ile halkın dışarıya çıkmaması, dışarıda olanların kar fırtınası bitene kadar kapalı alanda beklemelerini söylüyorlardı.
Berfu, hala kapıdan dışarıya bakan Çınar ‘a seslendi. ‘’ Sanırım kafede mahsur kaldık. ‘’