BÖLÜM 11
İkili sabah erkenden kalkmış, birbirlerine mesaj atarak yoğun iş hayatını başlatmışlardı. Çınar, Berfu’nun dediği gibi dün arabasını kardan arındırmış, çalıştırmıştı. Onun ile işe gidecekti.
Berfu, sabah saatlerinde kafesine gitmiş, günün ilk tatlılarını yapmaya başlamıştı. Aynı zamanda telefonundan haber takipleri yapıyordu. Bundan sonra haberlerini sabah saatlerinde girecekti. Normalde girdiği saatten daha erken olacaktı. Bugün, girdiği ne haber var ise, ancak daha yeni televizyon kanalları aracılığıyla duyuruluyordu.
Saat 9’da kafeyi müşteriler için açacaktı.
Tatlıların ve bir iki sandviçin yapımı bittiğinde hepsini kasanın oraya koyup yerleştirdi. İçindeki çocuğun mutlu olduğu hissetti, oldukça neşeliydi. Çınar, her ne kadar merak etse de Berfu, kafe ismini söylememişti. İpucu bile vermemişti.
Geldiğinde görmesini ve bir müşteri gibi yorumlamasını istiyordu. Çünkü her şekilde onun yanında olacak ve destekleyecekti. Ama Berfu’nun gerçekçi bir yoruma ihtiyacı vardı.
Müşterilerin beğenmesi onun için en büyük temenniydi. O yüzden gelmelerini büyük bir gözle bekliyordu. Kar tanesi şeklinde ki kâğıtlara ‘’ İlk gün için, sıcak çikolata alana yanında salep. ‘’ yazıp menülerin içerisine koydu. Müşterilerinin salep almalarını sağlayacağına inanıyordu.
İlk gün için böyle bir şey yapmak istemişti.
Kafesini açtığında müşteriler gelmeye başlamıştı. Siparişler vermiş, oturuyorlardı. Dışarıda oldukça etkili kar yağışı yağmaya başladığında oldukça huzurlu bir ortam ortaya çıkmıştı.
Tatlılar çok sevilmişti. Giden müşteriler, güzel sözlerle dönüyorlardı. Bir müşteriyi uğurladıktan sonra kasanın orada durup etrafı incelemeye başlamıştı Berfu, boş olan masa sayısı üçü geçmiyordu.
Telefonuna mesaj geldiğinde ekrandan baktı. Çınar yazmıştı.
‘’ Nasıl gidiyor? ‘’demişti. Berfu, hemen cevap verdi.
‘’ Yoğundu, biraz sakinledi. Neredeyse her yer dolu. Yazamadım sana senin nasıl gidiyor? ‘’ yazıp, attıktan iki saniye sonra mesaj geldi.
‘’ Güzel gidiyor, yarım saat, bir saat hep yanımda olup her şeyi gösterdiler. Şimdi masa başında, gelen maillere bakıyorum. ‘’ ardından bir mesaj daha geldi.
‘’ Hatta ne oldu biliyor musun? Daha ilk günden kendi siteme gelen bir teklifi ilettim, kabul ettiler, hatta ilk editörlüğünü yaptığım kitap o olacak. ‘’ Çınar, bu mesajı yazarken ilk garipsemişti. Kimseye yaşadığı herhangi bir olay olsa da böyle anlatmamıştı. Anlatırken bu kadar hevesli olacağını da tahmin etmemişti.
Berfu, mesajı okuduğunda kendi yapmış gibi sevinmişti. ‘’ Çok sevindim, büyük başarılar elde edeceğine eminim. ‘’ kapı açıldığında oraya odaklandı. Müşteri gelmişti.
‘’ Müşteri geldi, yine konuşuruz olur mu? İyi çalışmalar. ‘’ yazıp göndermişti. Kasaya gelen müşterisi ile ilgilendi.
Bir müşteri gelip, diğeri gidiyordu. Kafenin içi biraz azaldığında kendine de sıcak çikolata koydu. Kar yağışı hafiflemesine rağmen hala oturanlar vardı. Belki havadan dolayı oturan vardır diye düşünüyordu. Öyle olmadığını anladığında mutlu olmuştu.
Çınar, iş yerine geldiğinde çok gergindi ama patronlarının samimi davranışları onu rahatlatmıştı. Bütün çalışanlarına öyle davrandıklarını görmüştü. Ona kendi masasını göstermişler. Bütün her şeyi eksiksiz anlatmışlardı.
Kendi sitesinden yönlendirdiği kitabın en başından sonuna kadar yapılması gereken prosedürlerle ilgilenmeye başlamıştı. Yayınevi, kendi yaptığından gerçekten daha farklıydı ama zevkliydi de.
Çınar, etrafı gözlemlediğinde burada işlerin ne kadar yoğun olduğunu anlayabiliyordu. Ortam güzeldi, aile sıcaklığı vardı. Herkes birbiri ile samimiydi.
Çınar, o kadar samimi olmayı düşünmüyordu. Berfu, ona yetiyordu, istemiyordu da.
Saat öğlen olduğunda ara vermiş geri gelmişti.
Öğleden sonra, yine yoğun geçmişti. İlk günden anlayabiliyordu ki burada yoğun geçmeyen bir gün yoktu. Böylesine bir yayınevinden de bu beklenirdi.
Basılan eserleri incelemişti. Kapağın iç kısmında Editör; Çınar Kaya yazacak olması, içinde büyük heyecanlar yaratıyordu. Her sabah toplantı yapılıyordu. İşlemde olan eserlerin ne durumda olduğu konuşuluyordu. Yakın zamanda imza günleri de başlayacaktı. O imza günlerine de katılmayı hayal ediyordu.
Berfu, oldukça yoğun geçen zamanların ardından boşalan masaları temizleyip ancak oturabilmişti. Yoğunlukta saatlerin nasıl geçtiğini anlamamıştı. Hava kararmaya başlamıştı. Saatine baktığında beşe geldiğini gördü. Çınar, birazdan çıkacaktı.
Kasada oturmuş, ilk gününü düşünmüştü. Günün hala bitmemesine rağmen dolu dolu geçmişti. Hatta daha ilk günden sıcak çikolata ve salep malzemeleri azalmıştı. Yarın stok halinde almayı unutmamak için notunu aldı.
İyice düşündüğünde müşterilerin mutlu ayrıldığını fark etmişti.
Yaklaşık bir saat sonra Çınar, kafeye ulaşmıştı. Arabayı yakınlara park etmiş, diğer kısmı yürümüştü. Kafenin önüne geldiğinde uzaktan inceledi. Gözleri ilk tabelaya doğru kaydı. ‘’ KAR TANESİ ‘’ ‘ydi kafenin ismi. Tabelada led ışıklar asılıydı. Gözleri kapının olduğu kısma kaydı. Camlarda yatay ışıklı ledler asılıydı. Aralarında ise kar tanesi şeklinde süslemeler vardı.
Elindeki poşetle kapıyı açıp içeriye girdi. Berfu, kasada oturuyordu. Kapı sesiyle kafasını kaldırdığında Çınar ‘ı gördü. Hemen yerinden kalktı.
‘’ Hoş geldin. ‘’ dedi gülümseyerek. ‘’
‘’ Hoş buldum. Hayırlı olsun, çok güzel olmuş. ‘’ içeriyi süzdüğünde masalardan bir tanesine oturdular. Elindeki poşeti masanın üzerine koydu. ‘’ Bu senin. ‘’ dedi Berfu’ya.
‘’ Öyle mi? Açayım mı? ‘’ dedi eli poşete giderken. Çınar, kafasını salladı.
Poşetten çıkardığı paketi de açtığında içinden kar küresi çıkmıştı. İçinde; Sokak lambası altında duran bankın önünde kafa kafaya vermiş, sarılan çift vardı. ‘’ Bu çok güzel. ‘’ dedi Berfu. Gözlerinin içi parlıyordu. Çınar, bunu gördüğünde gülümsedi.
Berfu, sandalyeden kalkarken kar küresini kasanın oraya koydu. ‘’ Yakıştı. ‘’ dedi Çınar. ‘’ Evet. ‘’ dedi Berfu. Masaya geri gelirken. ‘’ Teşekkür ederim. Niye zahmet ettin.’’
‘’ Lafı olmaz. ‘’
‘’ Bir şey içmek ister misin? Ya da aç mısın? ‘’
‘’ Yok, aç değilim sağ ol. Nasıldı ilk günün. Sen bir şeyler yiyebildin mi? ‘’
‘’ O zaman tatlı veriyorum. ‘’ dedi. Kasaya giderken. ‘’ Yani, çok güzel geçti. İlk günden baya bir yoğundu. Tatlılar neredeyse bitti. İçecekler için yarın tekrar alışveriş yapmam gerekecek. Herkes sevdi gibi görünüyor. ‘’ bir, iki saniye durup düşündü.
‘’ Ben bugün hiçbir şey yemedim. Kahvaltı dışında. ‘’ dedi şaşırarak. Yemek yemeği unutmuştu.
‘’ Nasıl hiçbir şey yemedin mi? Hemen gidip alayım sana, ne istersin. ‘’ Çınar, aceleyle sandalyesinden kalktı. Berfu, tabakları masaya koydu. ‘’ Gerek yok, oturur musun? İyim ben. ‘’
‘’ Emin misin? ‘’
‘’ Evet, hadi, gel tadına bak. ‘’ Çınar, tekrar sandalyeye oturduğunda tatlısını yemeğe başladı. ‘’ Eline sağlık. ‘’
‘’ Senin günün nasıl geçti bakalım Editör Bey. ‘’
‘’ Böyle söyleyince de bir garip hissettim. Yani iyi anlamda. Güzeldi. Başka şehirlere imza günleri olacak onun uğraşlarını yapıyorlar. Ben şuan da bugün sana bahsettiğim kitap ile ilgileniyorum. ‘’
‘’ Evet, bende onu soracaktım. ‘’
‘’ Gelen mesajlara bakıyordum dikkatimi çekti, hemen gösterdim. Yayınevi de beğendi yazarıyla iletişime geçtim. O da kabul edince hemen başladık. Yarın sözleşmeye imzalayacağız. Bende başladım şimdiden editörlüğe. ‘’
‘’ Yani en azından artık resmi olarak. ‘’