İçeriğe geç

Bir Kadının Hikayesi

Bölüm 24 · 7 dk okuma

Bir Kadının Hikayesi

Bölüm 24

03.50

O akşamdan sonra aramızda soğuk bir savaş başlamıştı. Evin içinde yine aynı şeyleri yapıyor, babaannemin çağrılarına kulak veriyor ama bir gün önceki halime hiç benzemiyordum. Herkeste bunun farkındaydı. Fındıklığa inerken yengem beni aynı laflarla teselli etmeye çalışmış, ağzımı açmadan çalıştığımı gören Esma akşama kadar beni güldürmeye uğraşmıştı.

Amcalarım ise yanlarında durmaktan kaçındığım için gönlümü eğlemeye çalışıp bir parça rahatlayamıyorlardı. Herkesi tek başınayken yakalayıp ikna etmeye daha doğrusu halimi anlatmaya, duygusal dünyamın ketumluğu el verdikçe içimi dökmeye çalışıyordum.

Benzer lafların tekrarlanacağını anladığımda ise kırgın bir tavırla üstelemeden yalnızlığa çekiliyordum. Bu benim biraz da inatla yapamayacağımı anladığım için ikinci taktiğimdi. Vicdan azabı çektirmenin biraz acımasız bir yöntem olduğunu elbette kabule diyorum ama ne kadar etkili olduğu aşikardı.

Küçük laf çarpıtmalarım, yanlarındayken özellikle sus pus oturmalarım ve hatta yüzümün ne kadar asık olduğunu ve ne kadar mutsuz olduğumu göstermek için iç çekerek önlerinden geçmelerim, hepsi birer birer açtığım kartlardı.

Evde odaya bilerek kapandığımda amcam dayanamayıp başını kapıdan içeri uzattığında ne kadar istediğimi ona anlatıyor, Yusuf iş dönüşü moralimi düzeltmek için bir kitap getirdiğinde “Ne önemi var ki şimdiye kadar okuduklarım bir işe mi yaradı sanki” derken herkesin duyduğuna emin oluyordum.

Gözlerde arada bir düşünme emaresi gördükçe umuda kapılıyordum ama babaannemin ne yüzündeki ifade ne de bakışlarından yansıyan düşünceleri bir kaya gibi milim yerinden oynamıyordu.

Biliyordum ki herkesi ikna edip geriye yalnızca babaannem kalsa yine de istemediği bir yere uzaklaşamazdım. Her zamanki günlük işlerde bana işler buyuyor ben de olağan şekilde davranıyor ama ne ağzımı açıyor ne de gülümsüyordum. İsteğini yanına bıraktıktan sonra başka bir odaya gidiyor sonra da kapı arkasından acaba biraz etkileniyor mu diye gizlice kontrol edip yüzünden bir şeyler anlamaya çalışıyordum. Ancak metaneti derisine işlemiş bu inatçı kadının karşısında oldukça zayıf bir rakip olarak kalıyordum.

Öğretmenimde yengemle konuşmuş ama iki arada kalan yengem yine de rengini belli edememişti. Üstüne üstlük artık köyden ayrılma vakti gelen öğretmenim dayanıklı olmamı tembihlerken babaannemle konuşmak istediğini tekrar dile getirmişti ama buna izin veremezdim. İliğine kadar tanıdığım babaannemin birkaç dakikadan sonra sakin kalamayacağını ve ağzından çıkacak kelimeleri zapt edemeyeceğini adım gibi biliyordum.

Yine de eğer son ana kadar bir şansım olursa bunu kullanabilmem için kaydımı yaptıracağını, ikna edebilirsem her şeyin orda beni hazır bekleyeceğini söyledi ve vedalaşarak gitti. Bense orda arabanın arkasından yine bakakalmıştım.

Beni bekleyen yeni bir şey vardı. Şimdiye kadar gördüğümün ve bundan sonra da görmeye devam edeceğimi sandığım şeyin dışında yepyeni, sadece benim keşfedebileceğim hayat orda beni bekliyordu. Ne ona bir adım atabiliyordum ne de içinde bulunduğum yerde durabilecek gücü hissedebiliyordum. Karşımda beliren yola adım atmanın isteği ve korkusu birbirine karışıyordu.

Geri dönerken aklımda türlü türlü planlar hazırlamaya başladım. Daha doğrusu bunun için fazladan yapmam gereken bir şey olmadı. Çünkü kafamın içinde dönüp duran tilkiler zıplamaya, fikirler zaten kendiliğinden dönmeye başlamıştı.

Adım başına üç fikir şimşekler gibi aklımda çakarken karşıdan gelen üst köyde oturan komşulardan biri karşıdan gözüktü. Sırtında yüküyle yalpalaya yalpalaya gelen kadın beni görünce tanıyıp yolun kenarından yükselen yamaca yasladı. Soluklanıp çemberinin ucuyla alnını silerken beni de ayaküstü muhabbete tuttu.

Klasik “ ne yapıyorsun ne yapmıyorsun” faslını geçtikten sonra elmacık kemiklerinin ardına çökmüş gözlerinden asıl niyetinin sinsi parıltıları geçti.

“Ee kocaman olmuşun gelin olursun yakında.”

Bir an sanki üçüncü bir kulağımın çıkacağını söylemesi gibi tuhaf, anlamsız şekilde ona baktım. Sonra tutamadığım bir alaylı gülme ağzımdan kaçtı.

“Yaa” dedim “Ne demezsin, hep herkes sıraya dizilmiş.”

Sonra da teklifsizce kolundan çekerek yaslandığı yerden doğrulmasına yardım ettim.

“Olur olur ballim olur öyle ya hayatın kaidesi bu başka ne yapcan. Yakında biri çalar kapını sen de evinde barkında oturursun aşağı. Kimse almaysa ben gelin alırım seni.”

Arkamı dönüp uzaklaşırken ona hala alaylı gülüyordum. Birkaç adım atana kadar da rüzgara savrulan sözleri bende bir ciddiyet kazanmadı.

Ancak adım adım uzaklaşırken birden aklımda küçük bir kurt meydana çıktı. Sonra da hastalıklı hareketlerle üst üste binmiş düşüncelerimi kemirmeye başladı. Böylece açılan boşluklarda yeni şeyler gördüm.

Yolda yürürken attığın her adım başına gelmesi mümkün bin türlü olay için ihtimaller taşıyor. Hiç ummadığım anlarda hiç ummadığım şeyler yaşamak bana bunu çok iyi öğretmişti. O anda da önümde belirmesi muhtemel başka bir hayat yoluna bakıyordum. Gözlerimin önünden öyle hızlı akıyordu ki eve varıp içeri girene kadar neredeyse her şeyi gördüm.

Babaannem her zaman ki yerinde oturuyordu ve onunla göz göze geldiğimizde duraksayıp yüzüme şaşkınlıkla baktı. Sanırım o an yüzümde başka bir ifade gördüğünden olsa gerek. Bir şey söylememi bekledi ama ben gidip toparlamaya başladığımız eşyaların başına oturdum.

Etrafımızdaki evlerin ışıkları birer birer sönmüş biz de artık kışları ilçe merkezinde geçirmek için hazırlıklara başlamıştık. Babaannemin gözlerini sırtımda hissedebiliyor bir şey söyleyip söylememek arasında gidip geldiğini adım gibi biliyordum.

Bazen büyük kararlar almak için büyük olaylar, metanetli durmak için büyük direnişler gerekmiyor. O an babaannemle aynı odada sessizce oturup ellerimizde ki işlerle uğraşırken kendi kararımı aldım. Ve arkasında durmak için başka desteğim olmasa bile, beni ilk defa her şeyimle bağlı olduğum ailemin karşısında gösterecek olsa bile bunu yapmak zorunda olduğumun farkına vardım.

“Gelirken yukarı köyde ki komşulardan biriyle rastlaştım.” Diyerek konuşmaya başladım. Günlerdir birbirimize karşı ağzımı açan ilk ben olmuştum ama sırtım hala babaanneme dönüktü.

“Evlenme zamanım gelmiş. Bana öyle dedi. Yakında kapıya dizilirler, başka ne yapacaksın ki evlenmeyip, evinde barkında dizini kırar oturursun dedi.”

Babaannem suskun ben buz gibi bir sesle belki de ilk defa duygularımızı sakin tutup içinde bulunduğumuz durumla yüzleşiyorduk. Yüzümü ani bir hareketle ona döndüm. Gözlerini kaçırıp elinde tuttuğu işe odaklanmış gibi görünmeye devam etti.

“Başka neler dedi biliyor musun? Kimse almazsa o beni alırmış. Kız kısmının başka ne işi olur tayfasını çekip çevirir, evini ocağını kurar dedi. Ayaküstü bir çırpıda bunları dedi bana babaanne. Ben acaba ilerde güzel bir hayatım olur mu size gurur duyurtacağım şeyler yapabilir miyim diye korka korka hayal ederken, bana başka bir yolumun olduğunu söyledi resmen.”

Bir ara duraksar gibi olmasına rağmen yeniden elindeki işe odaklanmış çatık kaşları ile beni dinleyip dinlemediği belli olmuyordu.

“Sende mi öyle düşünüyorsun. Öyle düşündüğün için mi izin vermedin bana ha babaanne söylesene. Biri beni almak için kapıya geldiğinde onunla göndermek için mi izin vermedin bana.”

Elleri birden durdu. Başını kaldırıp da yüzüme bakmadı ama şaşkınlığı yüzündeki gölgelerde görebildim. Yerimden doğrulup bir iki adımda yanına varıp dizinin dibine çöktüm. O başını kaldırmasa da gözlerimi göz kapaklarının üstüne kilitledim.

“Söylesene babaanne. Gerçekten de ne olacak benim hayatım. Allah korusun gerçekten bir gün sen de beni bırakıp gittiğinde, bir kere daha yalnız kaldığımda ne yapacağım babaanne. Ölene kadar amcalarımın yanında mı kalacağım yoksa seneye beni biriyle mi evlendireceksin.”

“Her iki türlü de ben bu hayatta yük olmaktan başka bir şey olamayacak mıyım babaanne. Ben kimseye, bakın küçücük yaşımda başıma gelmeyen kalmadı, öksüz kaldım yetim kaldım ama nerelere geldim, neler başardım diyemeyecek miyim?”

Madem bütün taşların dökülme vaktiydi normal zamanda içimi mengene gibi sıkan kelimeleri bu sefer korkusuzca ve çekinmeden söyleyiverdim.

“Sen on beş yaşında evlendin de rahat yüzü gördün mü? Ben kime gidersem gideyim, amcalarım ne kadar arkamda durursa dursunlar beni mazlum, ne iş versen yapar ses çıkarmaz diye görmeyecekle mi? He babaanne bir şey desene. Sen istemez misin benimle övünmek, insanların önümde el pençe durduğunu görmek istemez misin?”

Babaannem yüzüme bakmıyor, yüzünde mimik oynatmıyor ama kapının yanında ki pencereden uzaklara bakıyordu.

“Diyelim beni alı koydun. Seni hep babaannem gidip okumama izin vermedi, belki de şimdi ne yüksek yerlerde olurdum diye mi anayım istersin? Kendi gücümü elime alayım sen gitsen bile bir gün amcalarım yanımda olmasa bile bu dünyada artık bana bir şeyin zarar veremeyeceğini bilmek istemez misin?”

Ellerimi, kucağına düşmüş yara bere içinde ki güçlü ellerinin üstünde kenetledim.

“Bu dünya düşene acımıyor diyen sen değil miydin? Bana ayakta durmayı öğreten sen değil miydin babaanne? Sana her baktığımda inatla nasıl durulur onu öğrendim ben. Bu yüzden babaanne kimsenin bana acımasına izin vermeyeceğim. Bu yüzden iyi de olsa kötü de olsa kendi kararlarımı vereceğim. Eşyaları öteki eve taşınmak için toplarken ben eşyalarımı okula gitmek için toplayacağım babaanne. İzin versen de vermesen de kendim için, annemle babam, amcalarım ve en çokta senin için gideceğim sonra da neler yapabildiğimi herkese göstermek için geleceğim.”

Birden evde amcamım evine açılan ikinci kapının açılıp kapanma sesi boş duvarlara çarparak yankılandı. Babaannem bir uykudaymış gibi kıpırdamadan pencereden dışarıyı seyretmeye devam ediyordu. Kararımı etkileyecek her hangi bir şeyin olmasından korktuğum için hızla yerimden doğruldum ve yarım bıraktığım işin başına oturdum.

Kapı sesinden sonra ne amcamın sesi geldi ne başkasının. Demek ki içeriden biri dışarı çıktı diye düşünürken bir yandan da babaannemin ağzından bir laf çıkmasını bekliyordum ve bu durum tuhaf biçimde az öncekinin aksine heyecanlanmama sebep oluyordu.

En son dayanamayacağımı anladığımda önümde duran sebzeleri kucakladığım gibi odadan çıkmaya bahane buldum. Şimdi neler olacağının belirsizliği içinde verdiğim kararın arkasında durmam ve de kararımı uygulamaya geçirebilmem için neler yapmam gerektiğini düşünmem gerekiyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.