İçeriğe geç

Bir kadın seçimleri

Bölüm 3 · 3 dk okuma

Bir kadın seçimleri

Bölüm 3

Sınav

Kapattı, bana baktı:

“Deniz Hanım, Berk proje ödevini kendisi yapmamış. İnternetten kopyala-yapıştır. Sordum, ‘Annem yardım edecekti, vakti yokmuş’ dedi.”

İçimde bir sızı oldu. 17 yıl boyunca her şeyi ben yaptım, şimdi de yapmadığım için suçlu bendim.

Derin nefes aldım:

“Berk, doğru mu?”

Berk fısıldadı: “Evet anne… yardım etmedin diye kendim yapamadım.”

Müdür Bey araya girdi:

“Burada sorun ödev değil. Çocuk sorumluluk almıyor. Siz de 17 yıldır her şeyi üstlenmişsiniz. Öğretmen olmak istiyorsanız, önce evde ‘öğretmen’ olmanız lazım.”

Haklıydı. Başımı salladım.

“Berk, ödevi sıfır alacaksın. Sonra gelip müdür beyle birlikte yeniden yapacağız. Ben bu sefer yanında oturacağım, yapmayacağım. Anlaştık mı?”

Berk gözlerimi kaçırdı ama başını salladı.

Okuldan çıktığımda saat 11’di. Doğruca annemin evine gittim.

Çayı koydu, yüzüme baktı:

“Yine mi kavga?”

“Hayır anne,” dedim. “Bu sefer kendimle kavga ediyorum. 17 yıldır her şeyi ben yapınca, kimse bir şey yapmayı öğrenmemiş.”

Annem kaşığı karıştırdı, usulca söyledi:

“Anne olmak, her şeyi yapmak değil Deniz. Bırakmak da anne olmaktır.”

O gece eve gittiğimde mutfakta yemek yoktu. Mert kaşlarını çattı: “Yemek yok mu?”

“Yok,” dedim. “Bugün herkes kendi yemeğini yapıyor. Ben de dersime çalışacağım.”

İlk itiraz geldi, sonra sessizlik.

Salonda Berk tabağının başına oturmuş, yumurta kırıyordu. Yaren mutsuz mutsuz salata doğramaya çalışıyordu.

Ve ben masanın köşesinde, 17 yıl sonra ilk defa kendi kitabımı açtım.

3 ay sonra.

Deneme sınavı sonuçları açıklandı.

Salonun köşesinde, elim titreyerek PDF’yi açtım. 39 yaşında, 17 yıl aradan sonra ilk defa kendi karneme bakıyordum.

*Sıralama: 42.000*

Hedeflediğim eğitim fakültesi için barajın üstündeydim. Geçiyordum.

Dışarıda yağmur yağıyordu ama ben ıslanmıyordum. 17 yıldır ilk defa “yaptım” hissi göğsümdeydi.

Eve gittiğimde ev sessizdi. Mert koltukta haber izliyor, Berk bilgisayarda, Yaren kulaklıkla müzik dinliyordu.

Masaya sonuçları koydum.

Mert göz ucuyla baktı: “Ne bu?”

“Deneme sınavı. Geçtim Mert. Barajı aştım.”

Bir sessizlik oldu.

Berk başını kaldırdı: “Yani gerçekten öğretmen mi olacaksın anne?”

“Olacağım Berk. Sınavda da geçersem, Eylül’de başlıyorum.”

Yaren kulaklığını çıkardı, bana baktı. 3 aydır ilk defa gözlerimde “hizmetçi” yoktu.

“Anne… ben de bu hafta ödevimi kendim yaptım. Yardım istemedim.”

Mert koltuğa yaslandı, uzun süre konuştu:

“Biliyor musun Deniz, seni ilk gördüğümde ‘bu kız hiç değişmez’ demiştim. Yanılmışım.

Yemek hâlâ kötü ama… sen iyisin.”

Güldüm. 17 yıldır duyduğum en yakın iltifattı bu.

Gece annemi aradım.

“Anne, geçtim.”

Annem sadece şunu söyledi:

“Biliyordum. Sen hep geçerdin Deniz. Sadece kendine inanman gerekiyordu.”

Telefonu kapattım.

Önümde 6 ay vardı. Ve bu sefer 6 ay, bir başkasının hayatı için değil, benim hayatım için akacaktı.İnkılap, yani sosyal bilimler öğretmeni olacaktım. 17 yıl beklediğim şeyin adı buydu.

Sınava 2 ay kala bir akşam Mert banyodaydı. Telefonu salonda çaldı. Ekranda “Aşkım” yazıyordu.

Alo dedim.

Karşıdaki kadın fısıldadı:

“Aşkım nerdesin? Karın uyumadı mı? Hadi seni bekliyorum, gecelik giydim. Bu gece beraber olacaktık hadi.”

Kalbim durmadı. 17 yıldır çok şey susturmuştu beni. Şimdi sadece sustu.

“Geliyorum,” dedim. Telefonu kapattım.

Mert banyodan çıktığında hiçbir şey olmamış gibiydi.

Ben de hiçbir şey olmamış gibi gülümsedim: “İyi yıkanmışsın.”

O gece uyumadım. Ders çalışmadım.

Sabah ilk işim avukatı aramak oldu. Sonra annemi aradım: “Anne, 2 hafta yanındayım. Çocuklarla birlikte.”

Mert beni aldattığını bilmiyordu. Ben de bilmiyormuş gibi yaptım.

Çünkü intikamım bağırarak, ağlayarak olmayacaktı.

İntikamım şu olacaktı:

Eylül’de ben dersliğime gireceğim. “Deniz Öğretmen” diyecekler bana.

Mert’in sesi değil, öğrencilerimin sesi yankılanacak koridorda.

Ve o kadın, Mert’i beklerken, ben 40 yaşında ilk dersimi anlatıyor olacağım.

O gece defterimi açtım. Sayfanın başına yazdım:

*“Beni küçülten herkese cevabım: büyüyeceğim.Sabah Yaren odaya girdi, yüzü solgundu:

“Anne karnım ağrıyor. Regl oldum.”

Elini tuttum, alnına baktım:

“Okula gitme kızım. Bugün sen dinlen. Çayını demleyeyim, sıcak su torbasını koy.”

Berk kapıdan bağırdı: “Anne ben geç kalıyorum!”

“Hadi Berk, okula. Yaren’e iyi bakacağım.” dedim.

Kapıdan çıkarken arkamdan seslendi: “Okula gidiyorum kızım, kendine dikkat et.”

Sokak kalabalıktı. Dalmışım, köşeyi dönerken bir adama çarptım. Kitaplarım yere saçıldı.

“Özür dilerim,” dedim hemen eğilip toplamaya çalışırken.

Adam da eğildi, yardım etti: “Benim hatam, dalgındım. Özür dilerim.”

Doğrulduğumda elinde bir demet papatya vardı.

“Özür olarak bu çiçeği alın,” dedi gülümseyerek. “Gününüzün geri kalanı böyle olmasın.”

Şaşırdım. 17 yıldır bana çiçek veren olmamıştı.

“Teşekkür ederim,” dedim alırken. “İyi günler.”

Adam başıyla selam verdi, gitti.

Elimdeki papatyalara baktım. Mutfağa girince Yaren gördü:

“Vay anne, gizli hayranın mı var?”

Güldüm. İlk defa utanmadım.

“Yok kızım. Bazen dünya da özür diler.”

O papatyaları mutfak masasına koydum. Yanına sınav çalışma programımı açtım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.