Bir kabrin yokoluşuydu bu. Oluşuydu kabrin son buluşu. Sabahın erken ama küçük saatlerinde gözlerinden damlayan kanlarla kalktı. Gözlerinden akan kanlar ona bir şeyler fısıldıyordu. "Uyan! Uyan da bu ceninimsi dünyadan kaç." Kim diyordu bunları demeye zaman kalmadan gözleri yeniden kapandı ve açılmak üzere uykudan kalktı. Yataktan baktı tavana; beyaz, pürüzlü, yardıma muhtaç, yorgun, insanımsı. Tavana gözleriyle selam vererek kalktı yataktan. Yorgun ve dargın adımlarla üstünü değiştirdi. Hedefi okuldu. Okul! "Değil mi ya okul da okul ne güzel şeydir öğrenmek. Öğrenmeyen bir kaltak, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz, dokuz, on, on bir, on iki ve tam tamına on üç kaltak. Vay on üç kaltak olmuş öğrenmeyen." O özenle aldığı pahal mı pahalı ayakkabıları giyidi. Evden çıktı ve kulaklığını taktı. Yavaş yavaş yürürken düşünüyordu iç çeke çeke. "Sahi bu insanlık neden böyle? Bilmem, sence de saçma bir şekilde herkes herkesten farkı ve başka istekleri varken aynı kalıplar altında yaşamaya alışmış değil mi? Sanırım. Kalıpları kim yarattı? Araştırmam gerekecek. " Sınıfa gelmişti ki ne gelmek. "Günaydın! Gününün aydın olmasını dileyen iğrenç varlıklar. Çöplük gibisiniz ama hepinizi seviyorum çünkü siz olmasanız nefret edecek daha fazla kişi bulmak zorunda olurdum. Teşekkürler. Gerçi bu sıra ne kadar temizmiş. Kirlenmesi gerek. Sizin gibi." Bunları derdi ama sınıf bomboştu ona göre. Bu düşünce sadece zihnindeydi. Gelişmemiş kelimelerdeydi. Ders başlıyordu şimdi.
Bölüm 2
Yol
Bölüm sonu
2 yorum
Valla neden insanlık böyle ? Herkes kendini düşünüyor tmm düşünün de diğerlerine de kafayı çevirip bakın
Şu farklılık kavramı ne tuhaf. Bazıları kalıplara sinirli, bazılarında o kalıplara duyabilmek için kendini kesiyor

