İçeriğe geç

Bir Derdim Var

Bölüm 8 · 8 dk okuma

Bir Derdim Var

Bölüm 8

8.Bölüm

Canozan~Toprak Yağmura

Can Meva'nın Anlatımı İle...

Ağlıyordum...

Sessizce ağlıyordum...

Açelya masadan kalkıp gittiğinde kendimi suçladım, belkide onunla paylaşmamam gerekirdi. Hislerimi paylaşırsam ona iyi gelir diye düşündüm kendime. Ancak öyle olmamıştı, kendini kötü hissetmişti..

Başımı yanımda duran balonlara çevirdim, çok güzellerdi.

Tıpkı çoçukluğumda istediğim gibi, artık hepsi benimdi.

Hesabımı ödedikten sonra balonları aldım ve kendi Cafe'den çıkıp kendi aracıma binip Açelya'nın evinin yolunu tuttum.

Bana bir cevap vermesi gerekiyordu..

Hiç olmazsa bunu yapmaya mecburdu..

Açelya'nın evinin yanına vardığımda balonları aldım ve araçtan dışarıya çıktım.

Yağmur yağıyordu, yağmurun altında kararsız hislerim ve ben öylece karşımızda duran binaya bakıyorduk.

Gidip gitmemek arasında kalmıştım belkide yalnız kalmalıydı, ama cevap vermesi gerekiyordu hiç olmasa bile bunca yılın hatırına cevap vermesi lazımdı.

Derin bir nefes alarak cesaretimi topladım ve siteden içeriye girdim..

Açelya'nın kapısının önüne geldiğimde zile bastım, ses gelmedi.

Kapıya tıkladım ancak sonu yine sessizlikti.

Endişelenmiştim, evden başka nereye gitmiş olabilirdiki?

Balonları yere bıraktım ve son gücümle kapıya vurdum.

Omzum ağrımıştı ancak önemli değildi, bundan daha fazla acılar çektiğim için bu acı artık hafif kalmıştı.

Kapıyı ikinci kez vurduğumda açıldı!

Yerde duran balonları aldım ve içeriye girdim.

Salon kapısının eşiğinde cam kırıkları vardı.

'Açelya?' Diye seslendim içeriye, cevap veren olmadı.

Salona girdiğimde gördüğüm manzara karşısında buz kestim!

Açelya! Yerdeydi! Yerde Yatıyordu! Ölü gibi yatıyordu!

Hayır Açelya, lütfen sende beni yalnız bırakma, yapayalnızım ben..

Balonları elimden kurtardıktan sonra Açelya'nın yanına eğildim ve elimle kafasını kaldırdım. Nabzı atıyordu ölmemişti! Çok şükür.

Açelya'yı kucağıma aldıktan sonra kanepeye uzanır şekilde koydum.

Cebimde duran telefonumu hızlıca çıkardıktan sonra ambulansı aradım!

Can Meva

"Acilen buraya gelmeniz lazım, sevgilim s-sevgilim ölüyor.."

Diyerek adresi söyledim.

Telefonu kapattıktan sonra Açelya'yı izledim!

Ölmesin, lütfen ölmesin..

Ben onsuz yaşayamam, giderse yalnız kalırım.

Soğuktan nefret ederim ben, o giderse üşürüm çok üşürüm..

Ambulans ekibi geldiğinde açık olan kapıdan içeriye girdiler ve koltukta duran Açelya'yı sedyeye yatırıp dışarıya çıktılar.

Masanın üzerinde duran anahtarlığı aldım ve bende peşlerinden gittim.

Dışarıya çıktığımızda aracıma bindim ve ambulans aracını takip etmeye koyuldum.

Korkuyordum.

Çok Korkuyordum.

Ellerim titriyordu aracı bile doğru düzgün kullanamıyordum!

Benim yüzümden ölürse bir saniye bile beklemeden öldürürdüm kendimi!

Hastaneye geldiğimizde sedyede yatan Açelya'yı hızlı bir şekilde içeriye aldıklarından hızlı adımlarla ilerlemeye başladım.

Bir odaya götürdüler Açelya'yı iki kolunada serum bağladılar, başucunda duran doktor gözlerine ışık tutuyordu, ardından elinde tuttuğu şırınga ile kanını aldı.

Doktor, kanı hemşirelere verirken bir şeyler söyledi, hemşireler hızlıca odadan dışarıya çıktılar.

Hemşireler çıktıktan sonra odaya hızlıca daldım.

Can Meva

"Doktor bey, n-nesi var? iyi mi? ölmeyecek değilmi?"

Doktor

"Beyefendi öncelikle sakin olun, kan değerine bakalım ondan sonra size bilgilendirme yapılacaktır, şimdi lütfen sizi dışarıya alalım."

Başımı salladım ve dışarıya çıkıp camdan Açelya'yı izlemeye koyuldum.

Bir elimi yumruk yapmıştım. Farkında bile olmadan.

Kendime çok sinirliydim, benim yüzümden ölecekti..

Doktor Açelya'nın koluna tansiyon aletini bağladıktan sonra tansiyonunu ölçmeye başladı...

2 Saat Sonra..

Sonuçlar açıklanmıştı, doktor yanıma gelip;

Doktor

"Sonuçları geldi, ismi nedir hastanın?"

Can Meva

"Açelya."

Doktor

"Açelya hanımın sonuçları temiz, sadece bir atak geçirmiş bu da psikolojik bir durum, biz hastanemizden bir psikolog ayarladık Açelya hanım uyandığında kendisiyle görüşecek."

Can Meva

"Açelya zaten bir psikiyatrist"

Doktor

"Aaa, anlaşıldı tamamdır, yarım saate görüşebilirsiniz"

Can Meva

"Tamamdır teşekkür ederim Doktor bey"

Yarım saat sonra..

Odaya girdiğimde Açelya uyanık, başını omzuna eğmiş bir şekilde duruyordu.

Kapı sesini duyunca başını olduğum tarafa çevirdi, beni görünce yüzünde bir mutluluk oluştu.

Hızlıca yanına gittim başucuna oturup iki elinide tuttum.

Elleri buz tutmuştu, üşümüştü.

Artık üşüme sevgilim ben buradayım.

Açelya

"C-can sen, nasıl buldun beni?"

Can Meva

"Sen cafe'den gittikten sonra içim içime sığmadığı için evine gittim kapıyı açtığımda seni içeride yerde yatarken gördüm"

Ağlamaya başladım.

"Çok korktum Açelya, öleceksin diye çok korktum.."

Bir eliyle yanağımdan süzülen damlaları sildi ve yanağımı okşamaya başladı.

Açelya

"Korkma, buradayım gitmiyorum henüz."

Can Meva

"Söz ver bana bir daha hiç gitmeyeceksin, asla beni yalnız bırakmayacaksın! Sözmü?"

Açelya

"Söz veremem Can, ne zaman giderim ne zaman dönerim bende bilmiyorum. Bilmediğim bir cevabı sana veremem.."

Can Meva

"Ne olur yapma Açelya, kendini heba etme. Ben buradayım her zaman senin yanındayım. Sen üzülme yeterki."

Elimle saçını okşamaya başladım.

Can Meva

"Seni seviyorum Açelya, hemde çok seviyorum."

Açelya

"B-bende ama.."

Ama...

Sessizlik.

Doktor odaya girip sessizliği bozduğunda ikimizde doktoru dinlemeye koyulduk.

Doktor

"Açelya hanım, siz bir atak geçirdiniz yani durumunuz ruhsal bir şey. Bu yüzden hastanede çalışan psikoloğumuz Selin hanım sizlerle konuşmak istiyor."

Açelya

"Ben zaten psikiyatristim"

Doktor

"Ruh hekimlerininde desteğe ihtiyacı vardır Açelya hanım, her insanın olduğu gibi."

Açelya başını önüne eğdi.

İçeriye, kızıl saçlı biri girdiğinde doktor dışarıya çıktı.

Kadın bize doğru gülümsemeye başladı.

Psikolog Selin

"Merhaba, beyefendi sizi dışarıya alalım."

Başımı salladım ve Açelya'ya döndüm gözlerini kırparak onayladıktan sonra dışarıya çıktım.

Açelya'nın Anlatımı İle..

Can odadan çıktıktan sonra içimi bir korku sarmıştı, ben her şeyi anlatsam beni Psikiyatriye sevk ederlerdi ve eğer bir teşhis konulursa mesleğimi yapamazdım, görevden alınırdım. Korku içimi kemirirken psikolog konuşmaya başladı.

Psikolog Selin

"Nasılsınız Açelya hanım?"

Açelya

"İ-iyiyim."

Psikolog Selin

"Peki, sabah geçirdiğiniz atak nasıl başladı?"

Açelya

"Bir anda gözlerim karardı ve dengemi kaybettim gözlerimi açtığımda kendimi burada buldum. Bakın ben gerçekten iyiyim, size ihtiyacım yok, zaten ben bir Psikiyatrim eğer ihtiyaç duysaydım gelirdim ancak duymuyorum."

Psikolog Selin

"Sizde inanmıyorsunuz soylediklerinize, içinizde bir acı var herkesten gizlediğiniz bu acı sizin içinizi kavup kavuruyor. Sizin dediğiniz gibi olsun, nasıl isterseniz. Geçmiş olsun."

Gülümseyerek ayağa kalktı ve odadan dışarıya çıktı.

Derin bir nefes aldım kurtulmuşluk duygusu eşliğinde.

İçeriye Can girdi.

Can Meva

"Ne oldu? Neden bu kadar kısa sürdü?"

Açelya

"Gerek duymadığımı söyledim. Oda anladı ve gitti. Can istemeyen birini tedavi edemezsin."

Can Meva

"Doğrudur ama yinede iyi olmamıydı neyse sen en iyisini bilirsin, hadi kalk taburcu oldun."

Açelya

"Bir an önce çıkmak istiyordum zaten."

Can elleriyle bir elimi tuttuğunda ayağa kalktım ve odadan dışarıya çıktık.

Hastaneden çıktığımızda Can'ın arabasına bindik ve evimin yolunu tuttuk.

Eve vardığımda, Can beni salona götürmüştü.

Can Meva

"Hadi bakalım sen uzan."

Açelya

"Neden? İyiyim ben böyle."

Can Meva

"Uzan işte Açelya hastaneden geldin sen."

Daha fazla uzatmamak adına kanepeye uzandım.

Can Meva

"Süpürgenin yeri neresi?"

Açelya

"Neden?"

Can Meva

"Görmüyormusun, cam kırılmış onları alıcam. Yanlışlıkla ayağına batar felan canın acır."

Açelya

"Ay yok saçmalama ben hallederim orayı gerçekten çok teşekkür ederim."

Can Meva

"Açelyacım uzatmada söyle hadi güzelim haydi."

Açelya

"Banyoda çekmecenin içinde."

Can içeriye gidip elinde bir süpürgeyle geldiğinde, kırık camları toplamaya başladı.

Camlar toplandıktan sonra.

Can Meva

"En çok hangi çorbayı seversin?"

Açelya

"Mercimek çorbasına bayılırım ama neden sordun?"

Can Meva

"Sana yapacağımda ondan."

Hadi canım, bana çorbamı yapacak. Bana annem dahi çorba yapmamış Can'mı yapacak..

Açelya

"Saçmalama Can, lütfen çok teşekkür ederim bundan sonrasını ben hallederim."

Can Meva

"Evde havuç ve patates varmı?"

Açelya

"Var ama lütfen git evine dinlen ben iyiyim."

Can Meva

"Ben kalkıyorum, çorbaya girişeceğim."

Can çoktan mutfağa gittiğinde, ayağa kalkacaktımki bir anda bütün vücuduma iğneler batıyormuş gibi hissettim. Bu yüzden tekrardan yerime döndüm.

Yirmi dakika sonra mutfaktan yayılan nefis koku bütün evi kaplamıştı, çok güzel kokuyordu şimdiden iştahım artmıştı.

Otuz dakika sonra Can elinde tepsi ile birlikte yanıma geldi.

Başucuma birer sandalye koyduktan sonra yanıma oturdu. Doğruldum.

Açelya

"Ellerine sağlık, sende böyle marifetler varmıydı?"

Can Meva

"Ohoo sen daha bir şey görmedin bir sarma sararım kalem gibi enfes olur, en son çocukken sarmıştım bayağı zaman geçmiş."

Elinde tuttuğu çorbayı almaya çalıştığımda çorbayı uzaklaştırdı.

Açelya

"Versene çorbayı."

Can Meva

"Ne münasebet, ben içiricem sana soğuması için uğraşıyorum çok sıcak ağzın yanabilir."

Açelya

"Can ben çocuk değilim."

Can Meva

"Benim gözümde öylesin, bir minicik kız çocuğusun."

Ben hiç çocuk hissetmemiştim çocukken. Erken büyümek zorunda kalmıştım, ancak şimdi gerçekten çocuk gibi hissediyordum. Değerli.

Can çorbayı soğuttuktan sonra bana içirmeye başladı.

Gerçekten değerli hissediyordum.

Çok uzun zaman sonra..

Çorba çok lezzetliydi bu zamana kadar yaptığım tarifler gibi değildi daha farklıydı.

Açelya

"Ellerine sağlık, çok güzel olmuş bana iyi geldi."

Can Meva

"Afiyet olsun."

Can içtiğim çorbayı mutfağa gördüğünde ayağa kalktım ve yanına gittim.

Açelya

"Can artık gidebilirsin gerçekten çok teşekkür ederim her şey için sen olmasaydın belkide ben şuracıkta Can çekilerek ölmüştü-"

Derken sözümü kesti.

Can Meva

"Şşş ölmek felan yok, çıkar aklından. Hem bak iyisin şimdi."

Açelya

"Evet, iyiyim sayende. Artık gidebilirsin gerçekten iyiyim."

Can Meva

"Tamamdır, sen nasıl istersen ama bak herhangi bir ağrın olursa ara beni hemen gelirim yanına."

Açelya

"Teşekkür ederim tekrardan, her şey için."

Can evden dışarıya çıkmadan önce bana doğru döndü ve bana sarıldı.

Can Meva

"Beni bu hayatta yalnız bırakmadığın için teşekkür ederim."

Açelya

"Seni üzdüğüm için özür dilerim."

Can evden çıktıktan sonra kapıya kapattım ve içeriye gittim.

On dakika sonra kapı çaldığında 'bir şeyini unutmuştur' diyerek kapıyı açtım.

Beni karşılayan şey ise; oyuncak peluş ayıya bağlı ışıklı balonlar.

Ve bir not..

Ayıcığı yerden aldığımda içeriye geçtim, kanepeye oturdum ve bağlı olan balonları serbest bırakarak notu elime aldım ve okumaya başladım.

Not: Gerçek hayatta beni olmam gereken kişiye dönüştürüp, Acıların içinden alıp çıkardığın ve beni yalnız bırakmadığın için teşekkür ederim. Sen gidersen ben üşürüm ve ben üşümekten nefret ederim.

Notu okuduktan sonra tekrar ait olduğu yere ayıcığın cebine koyduktan sonra gözlerim ışıklı balonları izledi.

Küçükken hep istediğim ama ailemin hiç almadığı o balon..

Balonları kenara koyduktan sonra ayağa kalkarak kitaplığıma gittim, orta rafta duran günlüğümü aldım ve masamın başına geçtim.

Kalemi elime aldım ve kaldığım son sayfayı açarak yazmaya başladım..

Sevgili Günlük...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.