1 hafta geçmişti, bu koca 1 haftada iyice dinlenmiş kendimi toplamıştım.
Can beni asla yalnız bırakmamıştı, her sabah gözlerimi yeni çiçek buketleriyle açıyordum. Beni düşünüyordu, beni önemsiyordu en önemlisi ise beni seviyordu...
Pekiya ben, ben gerçekten Can'ı seviyormuydum?
Cevabını bilmiyordum ve sanırım bulması epey zor olacaktı. O gerçekten değişmişmiydi? Yoksa benimi kandırıyordu? cevapsız sorular..
Yorganımı başıma kadar çektiğim yorganımı, kapımın zil sesiyle üzerimden attım.
Kapıya doğru yöneldiğimde delikten kimin olduğuna baktım Can'dı.
Ve hemen kapının yanında olan boy aynasına döndü bakışlarım, aman Allahım bu benmiydim? Saçım kocaman olmuştu adeta bir çalıyı andırıyordu. Hızlıca banyoya koştum ve aceleyle tarakla taramaya başladım. Daha doğrusu çalıştım o kadar canım yandıki sert ve kuru saça tarak vurmak! Kabus gibi değilmi? Ama bana hak verin bu halimle nasıl karşısına çıkayım öyle değilmi. Saçımın yapabildiğim kadarını yaptıktan sonra durmaksızın çalan kapıyı açtım.
Can beni görür görmez sarıldı ve derin bir nefes verdi.
Açelya
"Hey neyin var? İyi misin?"
Can Meva
"Kapıyı neden bu kadar geç açtın sana bir şey oldu sandım!"
Kolları bedenimden ayrıldıktan sonra;
Can Meva
"Her neyse, çok şükür iyisin. Hadi hazırlan çıkıyoruz."
Çıkıyormuyuz? Hmm bir tık fazla hızlısınız sanki beyefendi.
Açelya
"Nereye?"
Can Meva
"Kliniğe işinin başına hadi hazırlan, tabi kendini iyi hissediyorsan."
Başımı sallayarak iyi olduğumu kanıtlamaya çalıştım.
Açelya
"Kusura bakma kapıda kaldın öylece gel hadi içeriye, benim hazırlanmam uzun sürebilir."
Can Meva
"Bende ne zaman diyeceksin diye düşünüyordum, teşekkür ederim."
Can Ayakkabılarını çıkardıktan sonra içeriye geçti. Ben kıyafetlerimi ayarladıktan sonra duşa girdim ve hızlı soğuk bir duş aldıktan sonra kurulanıp kıyafetlerimi giydim. Siyah bir pantolon üzerine beyaz bir t-shirt, üzerine ise kolları katlı ve diz kapağımın altına gelen kahve rengi ceketimide giydim,bir koluma saat diğer kolumada bilekliklerimi takip yüzüklerimi parmaklarıma geçirdikten sonra içeriye Can'ın yanına gittim.
Açelya
"Umarım fazla bekletmemişimdir"
Can Meva
"Yok hayır bekletmedinde bu ne güzellik ya? İşte benim psikiyatrim."
Gülümsedim. Daha doğru aptalca bir sırıtış sergiledim.
Açelya
"Teşekkür ederim ancak senin psikiyatristinmiyim bunu bir düşün istersen."
Dedim kıkırdayarak.
Can Meva
"Senin için ergen bile olurum, hatta seni daha fazla görmek için delirebilirim bile. Zaten çokta akıllı olduğum söylenemezde neyse."
Açelya
"İşte bak bu konuda haklısın"
Havada gülüşmeler uçarken.
Can Meva
"Bak senin için kahve yapmıştım, bak orada."
Açelya
"Teşekkür ederim gerçekten şuan tek ihtiyacım olan şey kahve."
Can Meva
"Kahvesiz işe başlayamadığını biliyorum bu yüzden iyi gelmesi için yaptım. Buarada tadında bir farklılık hissediyormusun?"
Açelya
"Hayır, normal kahve işte."
Can Meva
"Pardon, ben içine sevgimi kattım sevgimi nasıl normal bir kahve."
Büyük bir kahkaha attım.
Açelya
"Sevgin ne kadar azmışsa kahvenin tadını bile değiştirmeye yetmemiş."
Can Meva
"O halde başka bir yol bulmalıyım sana sevgimi kanıtlamak için."
Kahvelerimizi içtikten sonra mutfağa götürdük ve evden ayrıldık. Otoparkta olan aracıma bindik ve kliniğe doğru yol aldık, kliniğe vardığımızda ikimizde araçtan indik.
Can Meva
"Kolay gelsin sevgili psikoloğum."
Açelya
"Psikiyatristim diyecektin her halde ne psikologu ben psikologmuyum?"
Gerçekten sinir oluyordum 6 yıl tip okuyup Psikiyatrist olmuş birine psikolog demek, resmen dalga geçmekti.
Can Meva
"Özür dilerim sevgili psikiyatristim, kolay gelsin. Ben buradan sahile inicem ve sadece sizi düşüneceğim çünkü sizi düşünmek güzel şey."
Açelya
"Teşekkür ederim, o halde size iyi düşünmeleri."
Dedim gülümseyerek.
Arkasını döndü ve sahile doğru yürümeye başladı, klinik tam sahilin yanında olduğu için epey yakındı. Can arkasını dönüp beni kontrol ettiğinde el salladım, kendiside bana el sallayarak karşılık verdikten sonra kliniğe giriş yaptım..
Personeller ve görevlilerle selamlaştıktan sonra hekim odasına girdim. İçeride sadece bir kişi vardı.
Dr.Burak
"Açelya hocam, hoş geldiniz nasılsınız çok geçmiş olsun."
Açelya
"Teşekkür ederim Burak hocam, daha iyiyim siz nasılsınız?"
Dr.Burak
"Bende iyiyim hocam, hasta olduğunuzu duyunca endişelendim açıkçası."
Açelya
"Küçük bir hastalıktı ve şimdi geçti gerçekten iyiyim."
Gerçektende geçtimi hastalığımız? Gerçekten küçük bir şeymi bu hastalık?
Dr.Burak
"Sevindim iyi olmanıza."
Kendime ve burak hocaya kahve doldurduktan sonra tekrar sandalyeme oturdum.
Dr.Burak
"Bugün yeni bir hasta aldık."
Açelya
"Yaa kimmiş?"
Dr.Burak
"Sanırım Obsesif Kompulsif Bozukluk vakası, genç bir kız 15 yaşında adı Leyla. Temizlik takıntısı varmış, okula gitmiyor, dışarıya çıkmıyor ve sürekli ellerini, kendini temizliyormuş. Bizden haberi yok henüz, bize teyzesi söyledi ev terapisi yapmamız lazım ancak oldukça zorlanacağız gibi gözüküyor çünkü teyzesi 'dikkatli olun!' dedi."
Açelya
"Ailesi ne yapıyormuş?"
Dr.Burak
"O kadarından bahsetmedi Leyla'nın teyzesi."
Açelya
"Gidip kendiniz görün diyor yani, Tamamdır ben hallederim ben alırım Leyla'yı."
Biraz daha sohbet ettikten sonra hekim odasından ayrıldım ve kendi odama girip masa başına geçtim.
Bilgisayarımdan müzik uygulamasına girdim ve Karsu~Seni Düşünmek Güzel Şey şarkısını açtım.
Can böyle dediği an zihnimde bu şarkı çalmaya başlamıştı.
Şöyle diyordu sözlerinde...
Seni düşünmek güzel şey
Seni düşünmek ümitli şey
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey
Sözleri mırıldanırken gözlerimi kapattım ve kendimi hayal dünyamın içerisine hapsettim.
Can'ı seviyor muyum yoksa sevmiyormuyum? Bu sorunun cevabını o kadar çok merak ediyorumki beynim hep yanlış cevaplar veriyor. Pekiya kalbim? Kalbim ise onu gördüğüm an atmaya başlıyor ancak bir süre sonra duruyor ve tepki vermiyor. Belkide kandırılmaktan, ihanete uğramaktan ve en önemlisi sevmekten korkuyordur kalbim..
Bu yüzden kendi dünyamı hayalden ibaret etmişimdir belkide kim bilir. Ancak Can gerçekti, Can hayal değildi. Değilmi? Bizim bir geçmişimiz vardı ve bu asla hayal olamazdı.
Belkide ben kaçıyorumdur gerçeklerden, ancak bilirsiniz kaçmak bazen tek çaredir, ve herkesin kolayına gelir...