Yeni Çocuk
Saat 07:02
Kliniğe bugün erken gelmiştim sabaha kadar uyuyamadığım için evde boş boş duruyordum, kliniğe ilk gelen ben olmuştum.
Boş durmamak için ilaç raporlarını/dozları/yatışı iptal edilecek olan hastalara baktım.
Telefonumdan saatte baktım ve 08:28 olduğunu gördüm geliyor olmalıydılar.
Odamın kapısı sert bir şekilde tıklatıldı vuruldu daha doğru olur.
'Gir' dedim.
Kapı açıldı ve içeriye Dr.Burak girdi karşımdaki koltuğa oturdu.
Dr.Burak
"Erkenciyiz hayırdır?"
Dedi merakla.
Açelya
"Hiç öylesine bugün erken geleyim dedim"
Dr.Burak
"İyi yapmışsın bugün çocuk geliyor haberin olsun"
Açelya
"Kim?"
Dr.Burak
"Dün dedik ya Açelya sevgi evinden bir çocuk gelecek diye"
Açelya
"Haa evet onu biliyorum kim bu çocuk neyin nesi dosyasını yolladılarmı?"
Dr.Burak
"Yok daha birşey yollamadılar ama çocukla birlikte getirirler diye düşünüyorum"
Açelya
"Umarım neyse hadi gidelim"
Yerimden kalktım ve burak hoca ile Hekim Odasına gittik.
Pelin çoktan gelmiş kendine kahve dolduruyordu bizi görünce gülümseyerek selamladı aynı şekilde bizde onu selamladık.
Pelin
"Günaydın hocam"
Açelya
"Günaydın pelincim"
Masamıza oturduğumuzda semih ve ali aynı anda içeriye girdi onlarıda selamladım.
Açelya
"Evet arkadaşlar mesai başlar dün polislerin getirdiği çocuk Berk çok hasta bir birey amcaları geldi onlarlada konuştum annesi ve babası yok daha doğrusu annesi babasını öldürdüğü için hapiste berkin amcalarının söylediğine göre anne hasta bir bireymiş tabi hiç inandırıcı gelmediler ama ben yarın Berkin annesi ile görüşmeye gideceğim hangi cezaevinde kalıyor bana bulmanız lazım"
Ali
"Güzel fikir hocam ama berke nasıl bir tedavi uygulayacağız çocuk bağımlı bir birey"
Semih
"Evet hocam kendisi her an bir kriz eşiğinde olabilir etrafa en önemliside kendisine zarar verebilir ne içtiğini bilmiyoruz"
Açelya
"Kendisini bizzat ben alıcam tedavisi benim gözetimim altında olacak şuanlık bağımlılık edici bir ilaç yazmak istemiyorum hafif ilaçlar ile başlayacağız sonrasına kendi karar verecek"
3 Saat Sonra..
Odama geçmiştim yarım bıraktığım kitaba devam ediyordum.
(Dr.David Burns İyi Hissetmek)
Telefonum çaldığında yavaş bir şekilde kitabı kapattım ve köşeye koyup çalan telefonu açtım.
Danışman
"Açelya hanım sevgi evinden gelecek olan genç geldi"
Açelya
"Yollayın"
Duruşumu dikleştirdim ve derin nefesler alıp verdim
Nefes al
Nefes ver
Kapı tıklatılıp açıldığında içeriye 1.56 boylarında bir erkek çocuk girdi elini tutan bir hanımefendi ise bana bakıp 'merhaba doktor hanım' Dedi.
Açelya
"Hoş geldiniz ben Doçent Doktor Psikiyatrist Açelya Karmen"
Kadın
"Hoş bulduk ben Özge Yalçın Akdoğan sevgi evinin müdür yardımcısıyım ha buarada buyrun buda dosyamız"
Dosyayı aldım ve çekmeceme koydum.
Açelya
"Memnun oldum ya sen?"
Dedim çocuğa bakarak, gözleri yere bakıyordu benimle iletişime geçmek istemiyordu.
Dişlerini sıktığını hissedebiliyordum çok sinirliydi birilerine öfke duyuyordu, öfkeyle 'yusuf' dedi.
Açelya
"Memnun oldum Yusuf Özge hanım siz dışarı çıkabilirsiniz"
Özge hanım başıyla onayladı ve odadan dışarıya çıktı.
Yusuf
"Ben deli değilim doktor haberin olsun yani"
Bu ani çıkışı beni şaşırmıştı kendisine lakap takılmasından hoşlanmıyordu sanırım.
Açelya
"Peki o zaman sana 10 numaralık Uzman sorusu sence deli kimlere denir?"
Afallamıştı bunu beklemiyordu.
Yusuf
"İşte garip hareketler yapanlara kendi kendine konuşanlara deli denir denmezmi?"
Kafamı iki yana sallayarak;
Açelya
"Denmez"
Dedim.
Açelya
"Aslında kimseye deli denmemesi gerekiyor çünkü onların suçu değilki o insanlar sadece bir hastalığa yakalanmışlar bu yüzden onlara hasta demeliyiz onlar deli değiller sadece hastalar"
Biraz durdu ve düşündü söylediklerimin mantıklı olduğuna karar verdikten sonra cümleyi devraldı.
Yusuf
"Hiç bu yandan düşünmemiştim ama benim babam deli o kesin"
Baba derken elini öyle bir sıkmıştıki ne yaşamıştıda babasına bu kadar öfke duyuyordu?
Açelya
"Baban nerede?"
Yusuf
"Ah bir bilsem bir bilsemde ona.."
İyice öfkelenmişti babasını öldürmekmi istiyordu!
Oturduğum yerden kalktım ve
Yusuf 'un tam karşısına oturdum.
Açelya
"Yusuf baban sana ne yaptı?"
Cevap gelmedi..
Açelya
"Yusuf beni duyuyormusun baban sana ne yaptı?"
Yusuf
"O adam.."
Öfkeyle nefesini verdikten sonra hüzünlü bir sesle;
"O adam benim organlarımı satmaya çalıştı"
Duyduklarım karşında kala kalmıştım.
Bir baba öz evladını nasıl satmak ister, nasıl öldürmek ister!
Yusuf
"Benim annem ah annem canım annem.."
Ağlamaya başladı o sert çocuk gitti yerine sanki şekeri elinden alınan masum bir çocuk geldi.
Öyle bir ağlıyordu ki feryat ediyordu yardım et diyordu adeta.
Yanına oturdum ve bir elimle elini tuttum kendisini bana yaslayıp sarıldığında diğer elimle saçını okşamaya başladım.
Gözlerim dopdolu olmuştu, ne yaşamıştı bu çocuk?
Açelya
"Yusuf ne yaptı baban annene?"
Yusuf
"S-sattı a-annem en sonunda dayanamayıp kendini astı"
Artık ağlamıyordu çığlık atıyordu yardım istiyordu bir kurtuluş yolu arıyordu karanlığın içinde aydınlığı arıyordu,dayanamayıp bende ağlamaya başlamıştım. Doğrulup bana baktı ve;
Yusuf
"Bana yardım et ne olur yardım et"
Dedi ve sımsıkı sarıldı.
Artık göz yaşlarımı tutamıyordum bende aynı şefkatle Yusuf'a sarıldım.
Annesine doya doya sarılamamıştı belli her çocuk anne baba sevgisine muhtaçtır, anne baba çocuğa şefkat sevgi göstermezse çocuk sevgiyi ve şefkati başka kollarda arar.
Sarılmayı bıraktıktan sonra izlemeye koyuldum bir anda iki eliyle kafasına vurmaya başladı öyle bir vuruyorduki kendini öldürmek istiyormuş gibi, hızlıca kollarını tuttum ve;
Açelya
"Hayır hayır Yusuf hayır"
Ağlamaya devam ediyordu öfkesini kendinden çıkarmak istiyordu ve bunu yapardı!
Yusuf
"Benim suçum annem benim yüzümden öldü kurtaramadım onu"
Açelya
"Hayır Yusuf senin suçun değildi ne yapabilirdin"
Yusuf
"Benim yüzümden öldü benim suçum"
Açelya
"Hayır senin suçun değil senin suçun değil"
Elimle yüzünü tuttum ve bana bakmasını sağladım ancak gözlerini kaçırıyordu
Açelya
"Bana bak Yusuf gözlerime bak"
Kan çanağına dönmüş gözleri ile bana baktığında;
Açelya
"Annenizin babanızın yaptıkları sizin suçunuz değil"
Elini tuttum ve;
Açelya
"Ne yapabilirdin Yusuf anneni nasıl kurtarabilirdin hiç bir şey yapamazdınki"
Tekrar ağlamaya başladığında nefes alış verişinin zorlandığını fark ettim.
Açelya
"Sakinleş Yusuf sakinleş derin derin nefes al yaşadığın şeyler kolay şeyler değil biliyorum ama senin suçun değil hiçbiri senin suçun değil"
Son cümlemi vurgulayarak söylemiştim.
Biraz sakinleştikten sonra sözü devraldım;
Açelya
"Yusufcum bir süreliğine burada benimle kalmak istermisin"
Durdu ve masum bakışlarıyla başını salladı.
Gülümsedim.
Açelya
"Tamam harika o zaman bugünden itibaren kalmak istermisin"
Yusuf
"O-olur"
Susamıştı belliydi konuşmakta zorlanıyordu, çekmecemde duran su şişesini aldım ve Yusuf'a uzattım.
İnkar etmeden aldı ve içmeye başladı, Yusuf suyu içerken bende yatış işlemi için form doldurmaya başlamıştım.
Formu imzaladıktan sonra ayağa kalktım ve dışarıda bekleyen Özge hanımı içeriye çağırdım.
İçeriye geçtik ve oturduktan sonra;
Açelya
"Özge hanım Yusuf bir süreliğine burada bizimle kalacak yatış işlemlerini gerçekleştirdim sizden isteğim gün içerisinde eşyalarını getirirmisiniz?"
Özge hanım
"Tabi getiririm Açelya hanım siz nasıl uygun gördüyseniz o zaman ben gideyim eşyalarını getireyim"
Dedi ve odadan çıktı.
Ayağa kalktım ve yusufun elinden tutup odadan çıktım hastaların kaldığı kısma gelince cebimde duran Hekim kartını kapıya okuttum ve içeriye girdik.
Boş odalardan birine girdiğimizde;
Açelya
"Burası yeni odan yusufcum bir isteğin bir sıkıntın olduğunda girişteki görevli abiye söyle o sana yardımcı olacaktır seninle her hafta görüşeceğiz ayriyetten sosyal etkinliklerimiz olacak burada kalan diğer gençler ile buluşup konuşabilirsin beni görmek istediğin zaman yine görevli abiye söyle ben hemen gelirim tamammı?"
Yusuf
"P-peki sizden bir ricam olacak Özge ablaya dermisiniz kitaplarımıda getirsin ve buraya bir tane kitaplık istiyorum kitaplarımı dizmek için olurmu"
Açelya
"Koridorun sonunda kütüphanemiz var aslında içinde çeşit çeşit kitaplarımız var ama kabul buraya bir kitaplık alacağım ve Özge ablana diyeceğim"
Dedim gülümseyerek.
Yusuf
"Çok sağolun siz çok iyi birisiniz"
Açelya
"Teşekkür ederim sende öylesin"
Saçıyla oynadım ve odadan dışarıya çıkıp odama döndüm Özge hanımı aradım ve Yusuf kitaplarınıda getirmesini söyledikten sonra iş kitaplığı gelmişti kütüphanede olan boş bir kitaplığı Yusufun odasına taşıttırmak üzere ayırdım.
4 saat sonra
Yusufun odasına kapısından baktım, yatağına girmiş uyuyordu o kadar tatlı uyuyorduki yavru kedi gibi kıvrılmış bir vaziyetteydi.
Özge hanım yusufun kitaplarını çoktan getirmişti birbirinden güzel kitaplar vardı.
Görevli personel murat abiye seslenip yanıma çağırdım ve birlikte kütüphaneye gittik.
Personel Murat
"Buyurun doktor hanım"
Açelya
"Hah Murat şu kitaplığı yeni gelen çocuğun odasına taşıyacağız"
Personel Murat
"Bu kitaplığımı"
Açelya
"Evet bu kitaplığı hadi ikimiz iki elden taşıyalım"
Personel Murat
"Tamam doktor hanım nasıl isterseniz"
Murat bir ucundan, ben bir ucundan tutarak kitaplığı yusufun odasının önüne taşıdık.
Açelya
"Şimdi çok sessiz olmalıyız uyanmaması lazım"
Personel Murat
"Tamam tamam"
Dedi başını sallayarak.
Sessizce kapıyı açtım ve kitaplığı odaya tek nefeste koyduk, en köşeye götürdüm ve murata dönüp başımı salladım.
Murat dışarıya çıktığında Yusufu kontrol ettim uyanmadığından emin olmak için ardından kitaplarını sırayla raflara dizdim.
Bütün kitapları dizdikten sonra güzel stickerları kitaplığın üzerine yapıştırdım ve son kez kitaplığı baktım.
Çok güzel duruyordu yusufun baş ucunda duran sandalyeye oturdum ve yüzünü seyretmeye başladım.
Bunları yaşamasaydı ne kadar mutlu bir hayatı olacağını düşünüyordum belkide bunlar hiç yaşanmış olmasaydı şuan burada değil sıcak bir evde ballı sütünü içip uyuyor olacaktı..
Kimilerine göre bunu yaşamak bir hayaldi, ama kimileri bunu yaşıyordu bu adilmiydi?
Bu çocukların arasındaki fark neydi birisi sevgi dolu bir yuvada büyürken, diğerinin annesinin intiharını görmesi onun suçumuydu?
Hayır dünyanın suçuydu!
Hekim Odasına gittim herkes oradaydı ve birşeylerle uğraşıyorlardı.
Kalemi elime aldım ve tahtanın önüne geçip büyük harflerle YUSUF yazdım.
Dr.Burak
"Nasıl geçti?"
Açelya
"Çok ağır"
Semih
"Yapma ya"
Açelya
"Yusuf bizimle burada bir süre kalacak görseniz o kadar sert birisi gibi duruyorki ama yaşadıklarını anlatırkenki feryadı uyurkenki o masumluğu"
Gözümü kapattım ve derin bir nefes alıp devam ettim.
"Çok zor durumda annesi intihar etmiş babası ise yusufun organlarını satmaya çalışmış ve şuanlık kendisinden bir haber alınamıyor Yusuf çok öfkeli babasını öldürmek istiyor önceliğimiz sinirini yatırmak olacak"
Ali
"Yaşadığı travmaların sonucunda öfke kontrolsüzlüğü ortaya çıkmış bu yüzden bütün öfkesini babasından çıkarmak istiyor"
Açelya
"Haklı olarak"
Pelin
"Peki hocam Nasıl konuşturabildiniz ilk seansı nede olsa?"
Açelya
"Kendisi zaten konuşmak istiyormuş sadece susturulmuş benim yanımda kendisine zarar gelmeyeceğini anlayınca konuşmaya başladı"
Dr.Burak
"Ne Kadar üzücü bir durum bu zamana kadar susturulmuş çocuk o kadar dolmuşki güvendiği ilk kişiye hemen dökülmüş"
Açelya
"Ben annesinin nerede kaldığını emniyetten öğrenip haftaya bir görüşme ayarlatacağım birde annenin hayat hikayesini dinleyelim bakalım"
.
.
.
Klinikten çıkış yapıp aracıma doğru yürüdüm, aracıma bindim ve evimin yolunu tuttum.
Eve vardığımda dolapta 2 haftadır içilmeyi bekleyen kırmızı şarabı bir kadehe doldurdum ve salondaki camın önündeki koltuğa oturup bir sigara yaktım.
Gitmek gerekir bazen herşeyi göze alanlar gibi ama gidemez insan aklında hala birileri var olduğu için, yakar bir sigara çeker dumanını solmaz dışarıya, duman ciğerlerinde dolaştıkça çoğalır acılar zamanla..