Geldiiiiimmmm yeni bölüm 😸
Aslan'ın böyle çıkışmasını ve sahiplenmesini hiç beklemiyordum. Özellikle de hâlâ bana sinir bozucu bir yaratıkmışım gibi bakıyorken. Yine de içimde ki arsız ve haysiyetsiz ve terbiyesiz.. herneyse kız şu an uçurumdan atlamış gibi heyecan içinde. Kalp çarpıntım hat safada ölüyorum a dostlar yok mu bir hayat öpücüğü be Aslan'ım.
Ben bunları düşünürken Aslan'a nasıl baktığımı fark etmemiştim tabi ki hatta onun bana dönüp baktığını bile fark etmemiştim. Taki boğaz temizleme sesi duyana kadar. Aslan boğazını temizleyip kaşlarını çatarak bana bakıyordu.
"Yemekten sonra konuşalım" diyip önüne döndü. Tabi şimdi büyükler varken sofradan kalkıp gitmek büyük terbiyesizlik sayılırdı. Bana fark etmezdi konuşalım hatta koklaşalım yigidim.
Boran ağa sessizce oğlunun elinin üstüne elini koydu
"Sakin ol oğlum bugün nişan gününüz bir tatsızlık çıkmasın"
Derken yarım ağız gülüp bana baktı ve göz kırptı. Tövbe haşaaa noluyor lan.
Babalık sen çok fenasın. Tam da ana layık bir kayın baba. Ona bakıp sırıttım ve önümdeki tabağa daldım tabiri caizse sabahtan beri stresten birşey yiyememiştim. Şimdi ise az önce Aslan'ımın yaptığı jest sayesinde iştahım yerine gelmişti.
Masadakiler garip durumu çabucak unutmuş sohbet ederken jarşımda ki aptalın hala arafa bana baktığını fark ettim. Yeni fark ettiğim şeylerden biri de onun böyle aptal biri olduğuydu. Çok samimi olmamakla birlikte arkadaşım olarak gördüğüm biriydi. Fakat bugün ki tavırları her ne kadar Aslan'ın takındığı tavra mutlu olsamda yersiz ve iticiydi. Neyse arkadaşları boşverip Aslan'ı düşünmeye devam.
Bu arada Aslan yemeğini bitirmiş dizlerinden birini sabırsızca sallayıp duruyordu. Ne oluyor yahu bu kadar sabırsızlanacak ne var. Altı üstü konuşacağız yani sanki halvete gidiyoruz.
"TABİ EVİNCİĞİM BİR O KALMIŞTI AŞTIN KENDİNİ ARTIK"
"Tövbe tövbe"deyip gülünce Aslan bana bakmaya başlamıştı. Sanki Aslan değilde boğa gibi burnundan soluyordu. Dayanamayıp biraz kıkırdayınca kaşlarını iyice çattı. Dur be adam kaşların yapışacak. Hayır yani dua et kahkaha atmadım. Bu çocuk aynaya hiç bakmıyor. Ben arada yapıyorum mesela, acaba sinirlenince nasıl görünüyorum veya en çapkın gülüşüm hangisifalan filan, ona da önermem gerek.
Aslan hala bana bakıyordu. Dönüp o beni izlerken yemekbyemeğe devam ettim. Ay yemekler daha bir lezzetli geldi. Tam doyduğum zaman babam masadan kalktı ve herkesi nişan törenine davet etti Aslan dönüp bana baktı sonra tekrar babama bakıp başıyla onayladı. Kıyamam ya nasılda üzüldü kaşı gözü karam.
Birlikte masadan kalkıp avlunun diğer tarafında duran küçük masaya ilerledik.
Masa üç ayaklı oval beyaz bir masaydı. Üzeri, kenarları dantel işlemeli beyaz bir tül ile kaplanmış mavi bir kumaşla etrafında fiyonk oluşturulmuştu. Üzerindeki tepsi mavi camdan ve makasın sapıda maviydi. Yani herşey tam istediğim gibiydi. Aslan'la masamızın iki ucunda karşılıklı duruyorduk. İkimizin içinden farklı şeyler geçtiğine emindim. Asla benim düşündüklerimi düşünemez benim hissettiklerimi hissedemezdi. Hala öfkeliydi. Onun hayatına bir anda girmiş belki de bütün planlarını alt üst etmiştim. Bundan pişmanmıydım, asla ona kavuşmak için o kadar bekledim ki artık benim olmasına ona kavuşmama bu kadar az kalmışken pişman olmam imkansız.
Biz birbirimize bakarak derin düşüncelere dalmışken babam boğazını temizleyerek ortamıza geçti. Belli ki yüzükleri kimin takacağı konusunda önceden anlaşmışlar.
Babam konuşmaya başlamadan önce bana göz kırptı. Kalbim daha bir heyecanla atmaya başlamıştı.
"Bir baba olarak hiç bir zaman çocuklarımdan yana boynum eğik hissetmedim. Kalbi de kendi kadar güzel bir kızım olduğu için onunla gurur duyuyorum. Evin her zaman benim küçük suç ortağım olmuştur. Rahmetli babama yaptıklarını anlatmama gerek yok herhalde"deyip avluda bizimkilere bakış attı. Törene aile büyüklerimizin yanı sıra hizmetli olarak görev yapanlarda katılmıştı. Biz büyük bir aileydik. Hepsi gülüşünü saklamaya çalışıyordu. Babam sözlerine devam etti.
"Her ne yaparsa yapsın her zaman yanında olduğumu ve onu desteklediğimi bilir. Bugünden sonra ikimizinde arkasında olduğumu bilin."dediğinde Aslan'a bakıyordu. Onu aileye kabul ettiğini resmen ilan etmişti. Aslan içinde ki suçluluk duygusunu gizledi. Duygusuz ifadesini takınmaya devam ediyordu. Düğünden sonra yapacakları bu adamı hayal kırıklığına uğratacaktı.
"İkinize de mutluluklar dilerim çocuklarım"dedikten sonra ellerimize yüzükleri taktı ve büyük bir alkış tufanı koptu. Aslan aynı duruyordu. Hiç bir heyecan göstergesi yoktu. Sıkılmış gibiydi. "EN AZINDAN ÖFKELİ GÖRÜNMÜYOR EVİNCİĞİM"
Haklısın tövbeciğim.
Büyüklerin ellerini öpüp herkesin tebriğini kabul ettikten sonra dans müziği başlamadan hemen önce Aslan babamla babasına dönüp "bizim iki dakika konuşmamız lazım deyip cevabını beklemeden bileğimden kavradığı gibi beni konağın içine çekti. Herkes bize baktığı için babam hemen işaret verdi ve dans müziği başladı.
İçeri girdiğimizde dansı biz başlatmadığımız için çok üzülmüştüm. En sonunda onunla dans edecektim ama ne yaptı yine mahfetti. Sanki adamı taciz edeceğiz.
"EDECEKTİK YA EVİNCİĞİM"
Sen sus tövbe sonuçta o bunu bilmiyordu. Fazla mı yiyecek gibi baktım acaba.
Aslan salonda kimse olmadığını görünce arkamızdan kapıyı kapatıp bana döndü.
Evet bugün kırmızı giyinmiştim ama sonuçta Aslan'ın boğaya döneceğini tahmin edemezdim. Salonun içine doğru ilerlerken sınırlı gibi davranmaya çalışıyordum, aslında sinirliydim dans gitti bee.
Tam o sırada sanki biri "holeyy" demişte boğa kudurmuş gibi Aslan yine bileğimi tutup kendine çevirdi ve kükredi.
"Ne yaptığını sanıyorsun küçük çilli"
Ayy bana çilli dediiiiii diye ciyaklayacaktım. Ne var yani kim türk sineması sevmez ki.
"Ne yapıyormuşum"diyerek dinlendim.
"Ne mi yapıyorsun biz nişanlıyız ulan ne demek başka bir erkekle sohbetler muhabbetler, hayır yani kim ki seni sorguluyor."
Ayy iki gözümün çiçeği kıskanmış. Yine de alttan alacak değildim, her biriyle konuştuğumda böyle olacaksa yandık. Yabani.
"Pardonda sanane, biz nişanlı olabiliriz ama bu benim arkadaşlarımı kendimden uzaklaştıracağım anlamına gelmiyor. Sorgulamasına gelince evet berdelle gelin gideceğimi ben bile bilmiyordum onunda şaşırması normal."
"Bana bak çilli bela bu evlilik gerçek bir evlilik olmayabilir ama hal ve hareketlerine dikkat etsen iyi olur. Benim bir itibarım var ne demek istediğimi anladığını umuyorum. Beni rezil edecek tek bir hareketinle seni bitiririm."
İçime bir şey battı. Çok adi ve acıtan birşey. Beni ne sanıyordu bu adam evet beni hemen kabullenmeyeceğini biliyordum. Evliliğimizin ilk başlarda zorlu olacağını da tahmin etmiştim. Buna kendimi hazırlamıştım. Ama bana ima ettiği şey çok iğrençti. Zaman herkesi değiştiriyor belli ki. Bu adı bana ettiği lafların hepsini tek tek ödeyecek.
"Adına laf getirmek mi komiksin bunca yıldır bir kez olsun babamın başını aşağı eğmedim ben. Tabi babamın senin kadar sefil bir kalbi olmadığı için benim gerçek niyetini hep görür. Ayrıca merak etme asla ama asla babamın başını yere eğmem."
Bunun ne demek olduğu açıktı. Onu atam olarak kabul etmemiştim. Sadece babama bağlı olduğumu ve onun değil sadece babam için çaba sarf ettiğimi netleştirmiştim. Aslan kabaca içine nefesini çekti ve sadece"iyi" dedi ve gitti.
"OYSA NE HAYALLER KURMUŞTUK DEĞİL Mİ EVİNCİĞİM, DUDAKLAR ELLER "
Sus be iç ses, şu an senle uğraşamayacak kadar sinirliyim.
Herife bak lan.
ASLAN
Çilli şeytan'ın yanından sinirle çıkıp kendimi sakinleştirmek için arka avluya çıkmaya karar verdim. Bir de bana meydan okuyor. Neymiş neymiş babasının başını yere eğdirmezmiş, ben fesatmışım. Alenen sen kimsin diyor lan. Ama ben sana göstereceğim kızım az daha sabır.
Arka tarafın kapısına yaklaştıkça bağırma sesleri gelmeye başlamıştı. Devran ağanın sesini duyunca durakladım. Sesler çok net geliyordu. Sakince etrafta biri varmı diye kolaçan ettim.
Onları dinlerken yakalanmak istemiyordum. Pencereye yönelip izlemeye başladım. Bu o yemekteki lavuktu.
"Amca buna nasıl izin verirsin onlarla kaç yıdır husumetimiz var, kim bilir Evin'e nasıl davranacaklar.
Evin'i hiç mi düşünmüyorsun."
"Sana deminden beri sesini alçalt dedim. Aile dostumuzun oğlusun diye alttan alıyorum ama bu kadar yeter nişan oldu ve iki gün içinde de düğün olacak bunu kabullen"
"Kabullen mi, birkaç ay önce Evin'le nişanlanabileceğimi söyleyen sen değilmiydin. Onunla nişanlanması gereken kişi bendim. Onu kaç yıldır beklediğimi biliyorsun. Onu sevdiğimi sana söylemiştim Devran amca."
Aslan çocuğun gırtlağını sökmemek için kendini zor tutuyordu. Zaten sofrada olanlardan sonra çillisine karşı birşey hissettiğini anlamıştı.
"Ben sana herhangi bir söz vermedim oğlum, sana Evin'e soracağımı, eğer Evin isterse iznim olduğunu söylemiştim. Ama gördüğün gibi Evin seçimini yaptı. Şimdi senin yüzünden kızımın nişan gününde onu yeterince yalnız bıraktım."
Deyip kapıya yönelince Aslan koşar adım diğer avluya yöneldi. Evin onu seçmişti bu onun içinde garip bir mutluluk dalgası oluşturdu. Sonra durup kafasını iki yana salladı ne alaka anasını satayım diye düşündü.
Avluya çıkınca gördüğü manzara karşısında ufak bir duraksama yaşadı.
Evin kendisinin amca oğluyla dans ediyor hatta gülüp duruyordu.
Aslan kendi kendine mırıldandı.
"Ulan çilli şeytan yaktım çıranı"
Arkadaşlar lütfen emeğe saygı vote ve yorumları bekliyorum 😸❤️