Aslan'ın kuzeniyle dans etmek çok harikaydı çocuk tam benim kafadandı. Yaptığımız korkunç espiriler bana Aslan'ın bütün hıyarlıklarını unutturmuştu. Danstan çok birbirimize tutunup gülüyorduk. Aslan'a aşık olmasaydım bu çocuğa tutulabilirdim. Buz dans edip sohbet ederken yanımızdaki çiftlerden birine gözüm takıldı. Rojda ve Aslan, af buyur... Ne oluyor lan, hayırsız nişanlımla daha ben dans edemeden mahallenin gözde bekarı, hanım kızımız Rojda hanım dans ediyor. Kız bir de esmer güzeli, konu komşu her geldiğinde ondan bahseder. Aman çok hanımefendi, yok şöyle çok hamarat, ay bir de saygılı, bir de güzel ki filan falan.
Dur bir dakika bu yelloz Aslan'a kıkırda dı mı ben mi yanlış duydum. Ulan ben senin uzun mu uzun kara mı kara saçlarını ellerime dolayıp arkadaki duvara seni çarpmaz mıyım. Aslan bey de maşaallah ben hariç her hatuna güleç demek ki. "Çelme takıp ikisini de yere serecekmiş gibi bakıyorsun"
Birden dönüp Aslan'ın kuzenine baktım. Berzan otuz iki diş sırıtıyordu. "Yok canım ne münasebet"
"Demek inkâr girişimleri, yemiyorum ama"
Bu dediğine hafif güldüm. "Aslan'ı seviyorsun"
Soru sormamıştı ama ben tabi ki bu ayrıntıyı bilmesine izin veremezdim. Aslan henüz benim olmadan bilmemeli çocuk yıllardır onu sevdiğimi bilse korkar kaçar mazaallah. "Aslan'ı sevmek ve ben, saçmalık. Hayır yani bu kadar kasıntı ve yürüyen ego bir adamı sevebileceğimi düşünmen düşük seviyeli espiri anlayışının kanıtı resmen. Sadece akrabalar ne der diye meraklandım o kadar."
"Sende benimle dans ediyorsun ama"
"Sen onun kuzenisin ama bizim Rojda'la bir akrabalılımız yok, arada fark var adamım"
Berzan yüksek bir kahkaha attı. "Adamım ha bunu sevdim" bnde onunla birlikte güldüm. Sonra Aslan'ın tam yanımızda olduğunu ve bize baktığını gördüm. Yüzünden birşey okunmuyordu. Sınırlı mi huysuz mu anlamadım. Gerçi şu an çok umursadığım söylenemez, o gitsin hanımefendi Rojda'yla dansına devam etsin. Başımı çevirip diğer tarafa baktım. Birden onun sesini duydum. "Berzan eş değiştirelim nişanlımla ilk dansımızı yapalım değil mi?"
Sesinde aşk var demeyi çok isterdim ama daha çok asit var gibiydi. Sanki sınırlı gibiydi. Dönüp yüzüne baktım bilmiş gibi sırıtıyordu. Gel bakalım çilli cadı diyerek beni kollarına çekti. "Tabi kuzen iyi eğlenceler" diyen Berzan Rojda'yı alıp başka yöne gitti. Bu yellozun giderken gözleri hala Aslan'daydı. Şimdi cidden sinirliyim işte, lan adam nişanlı nişanlı hemde şu an onun nişanındasın haspama bak sen.
Ben arkalarından Rojda'yla saydırırken Aslan'ın gözlerini bana dikmiş bakıyor olduğunu fark etmemiştim. "Bakıyorum da Berzan gitti diye pek bir üzgünsün. Onunla dans etmek hoşuna gitti herhalde"
"Evet oldukça hoşuma gitti adam en azından gülümsemeyi biliyor. Senin gibi insanın ömrünün yarısını vermiş gibi hissettirmiyor. Bay somurtkan, sakın ha güleyim deme mazaallah ömrün azalır." Dedim. Aslan bir an şaşırdı. Sonra kaşlarını çattı. İçimden o an o şarkı geçti bilen bilir "çattı hilal kaşları sordu kim bu serseri" diye bir şarkıydı. Bunu düşününce istemsizce kıkırdadım. Aslan daha bir sinirlendi. "Kızım arıza mısın sen az önce bana hakaret ettin bir de gülüyormusun. La havleee yok arkadaş bu kız elimde kalacak" diye mırıldandı. Daha çok gülmeye başladım. "Kaldım bile "deyince bana garip garip baktı. Parmağımı kaldırıp yüzüğü gösterdim. Hafif bir sırıtmayla başını sağa sola salladı. "Vay bee gülebiliyormuşsun. Kıyamet yaklaşmadı değil mi" deyip gülmeye başladım. Gerçi sanırım zaten deminden beri gülüyordum.
Aslan bir kere daha sırıttı ama sonra hemen boğazını temizleyip başka tarafa baktı. "E artık başka biriyle dans etmene gerek kalmadı heralde "dedi. Af buyur ne dedi bu ne dedi. Ne dediği bu iç sesssss"
"YANILMIYORSAM SENİ KISKANDIĞINI SÖYLEDİ"
Ohaaaaaa beni beni Evin'i ni kıskandı mı bu şimdi. Ayy ponçik Aslan'ım benim beee
Sırıtıp korkunç bir bakış fırlattım. Aslan kaşlarını çattı ve tedirgin bir affeyle bana baktı.
"Kıskanç mısınız? bayım" diye sordum.
"Bu bakışın ardından normal bir çümle kurmayacağını anlamıştım" dedi.
"Ne münasebet senin çilli suratını niye kıskanayım kızım hayal mi kuruyorsun. Hadi itiraf et benim tarafımdan kıskanılmak istiyorsun"
Ona tıp tıp bakıp kocaman bir kahkaha attım. Bir kaç kişi bize dönüp bakınca Aslan etrafına bakınıp bana geri döndü.
"Çok afedersin Aslan' cık acaba Temel reisle bir akrabalığın var mı"
"Ne alaka çilli cadı"
"Espiri yeteneğinden dolayı sormak istedim." Diyerek kıs kıs gülmeye devam edince Aslan'ın iyice sinirleri bozuldu. Böyle bozarlar adamı Aslan'ım. Bir de utanmadan bana cadı diyor münasebetsiz, yakışıklı, karizmatik, ağız sulandırıcı, kaslı öhhmm bey. Aslan "yeter bu kadar dans oturalım en iyisi deyince omuzlarımı silkip tamam dedim. Sonra elimi bırakmadan beni koltuklarımıza yönlendirdi. Dikkat dikkatt elimi birakmadan. Anlatabiliyor muyum? Söylemişmiydim elimi bırakmadan, bırakmadannn. Gözlerim ellerimizin birleşme noktasında öylece bakıyordum. Yarabbim ne güzel manzara dünyanın yedinci harikasının kıçına tekmeyi basıp yerine geçebilecek kadar muhteşem bir manzara.
Tam yerinize oturmuştuk ki az önce sofra daki münasebetsiz arkadaş yanımızda bitti. "Evin iki dakikanı ayırabilirmisin sana birşey danışmam gerekiyor" dedi. Bende tabi k meraklı bir hatun olarak ve birazda Aslan'ı kudurtmanın harika olacağını düşünerek "tabiki"dedim. Aslan elimi daha çok sıkıp ona bakmamı sağladı. Gözlerinden alev mi fışkırıyordu. Sanki gibi gibi. Ohh canıma değsin biraz daha kudur, kıskanç bey. İtiraf etseydin bu kadar acı çekmezdin. Elimi elinden çektim.
Birlikte küçük avluya vardık. Bu çocuk bugün beni sinir etmişti. Aslan'ı sinir etmek istemeseydim bu çocuğa katlanmam imkansız olurdu. "Evet seni dinliyorum nedir acil olan konu" diye sordum. Bana kızkardeşinin bu yıl üniversite tercihlerini nereye yapması gerektiğini sordu. Sanırım kızcağız yurt dışında okumak istiyormuş. Hemen ardından bana küçükken yurt dışında okuma hayalimi hatırlattı. "Sende istiyordun değil mi"
"evet ama kısmet işte üzerine düşünmeye gerek yok "dedim. Bana sürekli evlilik saçmalığından ve yurt dışı hayallerimi gerçekleştirmem gerektiğinden bahsedip durdu. Bu çocuğun ya benle ya da Aslan'la bir alıp veremediği vardı. Öncesinde ne zaman temelli Mardin'e dönmeyi planlıyorsun diyen çocuk şimdi yurt dışına git deyip duruyor basım ağrımaya başladığı için"üzgünüm artık içeri girmem gerek"dedim ve hızlı adımlarla Aslan'ın yanına gittim. Hayır bir de çocuğa eziyet edecektim. Olan benim güzel kafana oldu.
Oraya vardığımda Aslan hiç birşey söylemedi. Oysa laf sokar diye beklemiştim. Yüzüme bile bakmadı. Dümdüz karşıya bakıyordu. Moralim iyice bozulmuş baş ağrım gittikçe artmıştı. Gitmesemiydim ki acep. Olan oldu işte ne yapalım artık. Yarım saat sonra nişan bitmiş herkes evine gitmeye başlamıştı. Giderken herkes benle Aslan'ı tebrik ediyordu. Hayır görende sanki cenazedeyiz sanır. Aslan sadece başını sallayarak herkesle tokalaştı ve ağzını bıçak açmadı. En son yine suratıma bakmadan yanlarında getirdikleri birkaç eşyayı babasından alıp babamla vedalaşıp ailesinfen önce çıktı. Babamla gözgöze geldik. Benimkiler in dolu dolu olduğunu söylememe gerek yoktur. Babasına doğru gidip elini öptüm fakat başımı kaldırmadan odama kaçtım. En azından bugün biraz daha bana ısınmış gibiydi.
Peki ya düğünden sonra ne olacak diye düşünmeden edemiyordum. Birden telefonum çaldı.
"Ali"
"Benim yarın annemlerle çeyiz düzmeye gideceksin"dedi ve telefonu suratıma kapattı.
Ağlamamam gerekiyor ama dayanamıyordum azıcık ağlasam sorun olmaz heralde üstümdeki elbiseyi çıkarıp duşa girdim. Pijamaları mı giyip yatağıma kıvrıldım. Ben Evin'dim bununda üstesinden gelecektim
Bir bölümün daha sonundayız arkadaşlar ❤️
Seviliyorsunuz
Vote ve yorumlarınızı bekliyorum 🙆 😸