İçeriğe geç

Bir çilli Meselesi (berdel)

Bölüm 6 · 5 dk okuma

Bir çilli Meselesi (berdel)

Bölüm 6

Aslan

Kafayı yemek üzereydim kızın ismini bile bilmiyorum ama yarın nişanımız var. Bu topraklarda büyüdüm tamam ama yine de böyle mecburi biriyle evleneceğim aklımın ucundan bile geçmezdi. Nereden çıkıp geldiyse yerden bitme kızıl hayatım bir anda alt üst oldu.

Babam kardeşin ortalıkta yok kaçmış diye arayınca bir an yanlış mı duydum diye bir durdum. Çıkıp Mardin'e geldim. Benim Şirin'im sessiz sakin bir kızdır yapmaz öyle şeyler. Ama gel gör ki bizim küçük kızımız büyümüşte aşka yolculuğa çıkmış. Hayır burada kapı gibi abin var, insan bir abisine gelmez mi? bir gönül derdim var demez mi. Bir hal çaresi bulmaz mıydım ben Şirin'ime ama nerdee şimdi onun yüzünden çok bilmiş bir cüceyle nişanlanıyorum. Ha birde kız, kıza da benzemiyor ki arkadaş. Tamam kabul şimdi Allah var kızda bir hanımağa duruşu var. Var da arkadaş sinir bozucu birşey. Mardin de bana el pençe divan dururlar, saygısızlığa asla tahammülüm yoktur.Gek gör ki bu kız bir bilmiş, bir küstah vallahi tek korkum kızı öldürmek çünkü bu gidişle çok mümkün görünüyor.

Ele avuca sığmıyor, belli bizim Şirin'den çok farklı. Bir de gelmiş Aslan'a talibim diyor, lan ben ben lan ağa halefi herifim lan şimdiden rezil etti beni ilerde kim bilir neler yapacak. Hiç bir kadına el kaldırnak adetim değildir ama bu küçük cüceyi her gördüğümde elime köteği alıp bir temiz dövmek istiyorum.

Bu evlilik işini Şirin ve o şerefsiz ortaya çıkana kadar idare edeceğim mecbur, sonra ben gösteririm sana Devran'ın kızı.

Şimdi burada olsa şerefsiz sensin ayrıca Devran değil Devran ağa derdi çok bilmiş. Tövbe tövbe. İyice bu kıza benzedim.

Devran ağa çok saygı duyduğum biriydi. Kan davasını o bitirmişti. Çektiği zorlukları hep duyardım. Bu kız ise hayalet gibiydi. Soranlara burada değil derlerdi. Bu tiple kendini saklaması normal gerçi. Tövbe Yarabbim senin yarattığına laf etmek bize düşmez. Bugüne kadar kimse için böyle laflar etmedim ama bu kız müsfeddesi o kadar sinir bozucu ki onu düşündükçe nefesim daralıyor başıma ağrılar giriyor. Hele o küçük burnunu dikip çillerini gözüme gözüme sokup konuşmaz mı, hiç mi korkun yok be kızım, elimin tersi fena kaşınıyor. Hem dikleniyor hem gülümsüyor vallahi kıza yetişemiyorum.

Bir an önce şu düğün saçmalığını bitirip işlerimin başına dönmem gerek yoksa bu kız bana kafayı yedirtecek.

Ertesi gün;

Gece çabuk bitmiş o yerden bitmeyle nişan günümüz gelmişti. Ne çabuk zaman geçiyor be, şimdi yine başlayacak bilmiş bilmiş konuşmaya sinirlerimle oynayacak, ama yok oğlum Aslan, sakin kalacaksın sadece Şirin için. Sonra ne hali varsa görsün.

Kapı çalınca takımımın kravatını bağlıyordum. Kapıyı açtım babam içeri girip beni şöyle bir süzdü.

"Böyle mi gideceksin Aslan oğlum"

"Evet baba bir sorun mu var."

"Senin için takım istemiştik bugüne özel ona ne oldu."

"Gerek görmedim baba"

"Bak oğlum bu işte gönlün yok biliyorum ama o kız artık senin helalin olacak. Seni ben yetiştirdim o kıza yapacağın her yanlış benim başımı yere eğmen demektir. Ayrıca unutma ki Devran ağaya can borcumuz var zamanında senin canına kıymamak için babasını karşısına aldı hatta babası onu ve karısını konaktan kovdu. Sultan hanımın hamilelik haberini aldıktan sonra onları konağa geri kabul etti. O zamanlar onlara yapmadığını bırakmazdı. En azından bizim hatırımıza oğlum kıza karşı bir yanlış yapma."

"Devran ağaya saygım sonsuz baba zaten bu kadar susmamın sebebi sizsiniz yoksa o kıza neler ederdim neler ama benden daha fazlasını beklemeyin baba bu kız bizim buraların kızına benzemiyor fazla yüz vermemeni öneririm bir bakmışsın tepeme çıkmış. Şimdiden bir havalar, kadın dediğin biraz naif olur bu bildiğin erkek Fatma elimde kalacak bir gün demedi deme. Bence daha fazla üstüme gelme baba bütün Mardin bu evliliği istemediğimi biliyor o kızda dahil."

"Ben diğeceğimi dedim Aslan, başımı yere eğme hazırlan aşağı in bekliyoruz "

İlahi bakış açısı

Boran ağa oğlunun bu halini hayra yormuyordu. Bu kıza neden bu kadar sinirlendiğini de anlamıyordu. Şirin bir kızdı gözleri cin gibiydi. Belliydi yerinde duramayan bir kızdı ama gözleri Aslan'a hasret kalır gibi bakıyordu. Bunca yıllık yaşıma güvenim tam, benim aptal oğlum farkında değildi ama bu kız Aslan'ı seviyordu. Daha önceden tanıyordu besbelli. Yoksa hiç bir kuvvet Devran ağanın kızını berdele kurban etmesini sağlayamazdı. Bu salak oğlan fark edene kadar kıza etmediğini bırakmayacaktı. İnşaallah böyle sevilmenin kıymetini geç olmadan bilirdi. Eskileri düşündü Boran ağa.

Genç delikanlı dönemlerinde Boran ağanın gönlü de böyle atmıştı. O yüzden anlardı sevenin bakışlarını. Ama o korkaklık etmişti. Çok sonra kalbimin sahibi başka biriyle sözlenmiş ama başkasını sevdiği için kaçmıştı. Bu topraklara ölüsü gelmişti. Biran ağa şimdi ki eşine çok saygı duyuyor seviyordu ama yürek yangını kolay geçmiyordu. Aşk geç kalmaya gelmezdi. Bu deli oğlan bunu henüz bilmiyordu. Allah var Devran gibi mert bir dünürü olduğu için mutluydu. Mutluydu ama bu şirin mi şirin hayat dolu kız onun mendabur oğlunda ne bulmuştu anlamamıştı. Zaman onlara neler getirecek merak içindeydi.

Diğer yandan Şahmaran konağına bir telaş hakimdi. Evin kızı gelin olacaktı. Nişan için süslemeler ve ikramlıklar hazırlanıyordu. Devran ağa kızı adına sabahın ilk saatleri kurban kesmiş ihtiyaç sahiplerine dağıtmıştı. Misafirler içinde sofra kurdurtuyordu. Evin ise eli kalbinde öylece kırmızı sade bir elbiseyle odasında sevdiği adamı bekliyordu. Heyecan ve hüzün yüreğine çöreklenmiş artık sevdiği adamla aynı çatı altında yaşamaya sayılı günleri kalmıştı. Yıllarca kalbini esir ettiği adam ondan nefret ediyordu. Bu onu kahretse de belki birgün oda beni sever umuduyla vazgeçmek istemiyordu. Savaşmalıydı. Galip çıkma olasılığı çok düşük bir savaştı, yine de denemeye değerdi onun için.

Davul zurna sesleri yükselince damat alayının geldiğini anlamıştı. Kalbi göğüs kafesini dövüyordu. Sert darbelerle inip kalkan göğsü nefes almasını engelliyordu. Uzaktan sevmek gibi değilmiş ki kavuşmak, kavuşmak bir kere aynı şey olur mu. Koşar adım aşağı inmişti. İndiği gibi yüreği buz tutmuştu. Aslan'ın soğuk ve kızgın bakışları kalbindeki kelebekleri kanatsız bırakmış vücudundaki heyecan toprakla bir olmuştu. Gözleri dolmuştu. Yine nefessiz kalmıştı küçük bedeni. Az önce heycandan alamadığı nefesi şimdi göğsüne batan acıdan alamıyordu. Hangisi daha yaman deseler cevap belliydi. Kör ateşler düşmüş kalbi derdi. Evin Şahmaran bu nefret dolu bakışlarla ne kadar savaşabilecekti.

Bir bölümün daha sonuna geldik arkadaşlar bir sonra ki bölüm Aslan'ın ağzindan mi devam etsin yoksa Evin'in ağzından mi yorumlara bekliyorum 🙆❤️

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.