İçeriğe geç

BİR BAŞKA ZAMANDA

Bölüm 6 · 4 dk okuma

BİR BAŞKA ZAMANDA

Bölüm 6

Fotoğraftaki Yabancı

Bölüm 6 — Fotoğraftaki Yabancı

Derin, küçük Derin'in elindeki fotoğrafa bakarken ne diyeceğini unutmuştu.

Fotoğrafı bir kez daha istedi.

Küçük kız tereddüt ederek ona uzattı.

Derin fotoğrafı eline aldı.

Bu kez daha dikkatli baktı.

Fotoğrafın çekildiği yer tanıdıktı.

Eski evin bahçesi.

Bahçenin arkasında büyük bir ceviz ağacı vardı. Derin çocukluğundan beri o ağacı hatırlıyordu.

Fotoğrafta kendisi ve Demir yan yana duruyordu.

Ama ortalarında duran kişi...

Tanıdık değildi.

Genç bir erkekti.

Yüzü fotoğrafın ışığından dolayı biraz gölgede kalmıştı. Koyu renk bir mont giyiyordu. Kameraya bakmıyordu; sanki fotoğraf çekildiği sırada başka bir yere dönmüştü.

Derin fotoğrafı ters çevirdi.

Aynı cümle.

“Bu kişi ölmeden geçmiş değişmeyecek.”

Derin'in eli titredi.

“Bu fotoğrafı nereden buldun?”

Küçük Derin omuzlarını kaldırdı.

“Odamda.”

“Ne zaman çekildiğini biliyor musun?”

“Bugün.”

Derin'in kalbi hızlandı.

“Bugün mü?”

Küçük kız başını salladı.

“Annem biraz önce bizi bahçeye çağırmıştı.”

Derin annesine baktı.

Annesinin yüzündeki ifade her şeyi anlatıyordu.

Bu fotoğrafı o da ilk kez görüyordu.

“Sen bu adamı tanıyor musun?” diye sordu Derin.

Annesi fotoğrafa bakmadan cevap verdi.

“Hayır.”

Demir hemen araya girdi.

“Yalan söylüyorsun.”

Odadaki hava bir anda değişti.

Annesi Demir'e döndü.

“Sen sus.”

“Onu tanıyorsun.”

“Tanımıyorum.”

“Onu daha önce gördün.”

Kadının yüzü sertleşti.

“Demir, yeter.”

Derin ikisinin arasına baktı.

“Bir dakika.”

İkisi de sustu.

“Demir, sen bu adamı tanıyor musun?”

Demir cevap vermedi.

Derin bir adım yaklaştı.

“Tanıyor musun?”

“Evet.”

Derin'in yüzü gerildi.

“Kim?”

Demir gözlerini fotoğraftan ayırmadı.

“Adı Ege.”

Derin bu ismi birkaç kez zihninde tekrarladı.

Ege.

Tanıdık gelmiyordu.

Ama neden fotoğrafı gördüğünde içinde garip bir huzursuzluk oluşmuştu?

“Ege kim?”

Demir cevap vermeden önce annesine baktı.

Annesi başını iki yana salladı.

“Bunu burada konuşmayacağız.”

Derin sinirlendi.

“Benim hayatımla ilgili bir şeyden bahsediyorsunuz!”

“Derin...”

“Hayır, anne.”

Bu kelime ağzından çıktığında odadaki herkes sustu.

Derin annesine baktı.

“Ben senin kızınım.”

Kadının gözleri doldu.

“Biliyorum.”

“Öyleyse bana güven.”

Annesi cevap veremedi.

Derin fotoğrafı göğsüne bastırdı.

“Ege kim?”

Kadın sonunda konuştu.

“Babanın eski bir arkadaşı.”

Derin şaşırdı.

“Babamın mı?”

“Evet.”

“Peki neden onu hatırlamıyorum?”

“Çünkü hayatımızdan çok önce çıktı.”

“Ne zaman?”

Kadın sustu.

Demir cevap verdi.

“2009'da.”

Derin ona döndü.

“Ne oldu?”

“Bir kaza.”

Derin'in yüzü düştü.

“Ne kazası?”

Demir cevap vermedi.

Derin fotoğrafın arkasındaki cümleyi tekrar okudu.

Bu kişi ölmeden geçmiş değişmeyecek.

“Burada 'ölmeden' yazıyor.”

Demir başını kaldırdı.

“Evet.”

“Yani Ege ölecek.”

“Derin...”

“Ölecek mi?”

Demir uzun bir sessizlikten sonra:

“Evet.”

Derin'in boğazı düğümlendi.

“Ne zaman?”

“17 Eylül 2009.”

Derin fotoğrafa baktı.

Sonra takvime.

Sonra dışarıdaki sokağa.

Bugün 17 Eylül'dü.

“Bugün mü?”

Demir başını salladı.

“Evet.”

Derin'in gözleri büyüdü.

“Ve biz onu kurtarabiliriz.”

Demir hemen:

“Hayır.”

“Niye?”

“Çünkü geçmişi değiştirmek o kadar basit değil.”

“Bir insanın ölmesini engellemek nasıl yanlış olabilir?”

“Çünkü onun ölümü gelecekte birçok şeyi değiştirdi.”

Derin kaşlarını çattı.

“Kimsenin ölmesini kabullenmek zorunda değilim.”

“Bazen zorundasın.”

“Ben değil.”

Derin kapıya yöneldi.

Demir arkasından geldi.

“Nereye gidiyorsun?”

“Ege'yi bulmaya.”

“Onu bulursan ne yapacaksın?”

“Bilmiyorum.”

“İşte sorun da bu.”

Derin döndü.

“Sen sürekli bana ne yapmam gerektiğini söylüyorsun ama bana hiçbir şeyi açıklamıyorsun.”

Demir sustu.

Derin'in sesi biraz daha yumuşadı.

“Bana yardım et.”

Demir ona baktı.

Uzun bir sessizlikten sonra başını salladı.

“Tamam.”

Birlikte evden çıktılar.

Sokakta hava kararmaya başlamıştı.

Derin fotoğrafı elinde tutuyordu.

“Ege'yi nerede bulacağız?”

“Eski tren istasyonunda.”

Derin şaşırdı.

“Neden orada?”

“Çünkü son kez orada görülmüş.”

“Son kez?”

“Evet.”

İkisi istasyona doğru yürümeye başladı.

Bir süre hiç konuşmadılar.

Sonunda Derin:

“Demir.”

“Efendim?”

“Sen Ege'yi seviyor muydun?”

Demir'in adımları yavaşladı.

“Evet.”

“Arkadaşın mıydı?”

“Arkadaştan fazlasıydı.”

Derin ona baktı.

“Nasıl yani?”

Demir cevap vermedi.

Derin daha fazla sormadı.

Ama içindeki merak giderek büyüyordu.

İstasyona geldiklerinde ortalık neredeyse boştu.

Demir peronun sonuna doğru baktı.

“Orada.”

Derin başını çevirdi.

Bir genç adam rayların karşı tarafındaki bankta oturuyordu.

Fotoğraftaki kişi.

Ege.

Derin onu görünce birkaç saniye boyunca hareket edemedi.

Fotoğrafta yüzü gölgede kalmıştı.

Şimdi ise açıkça görebiliyordu.

Ve tuhaf bir şey vardı.

Derin bu adamı tanımıyordu.

Ama onu görünce içinden gelen ilk duygu korku değildi.

Hüzündü.

Ege başını kaldırdı.

Gözleri doğrudan Derin'e çevrildi.

Bir süre baktı.

Sonra şaşkınlıkla ayağa kalktı.

“Sen...”

Derin durdu.

“Ne?”

Ege'nin gözleri doldu.

“Sen gerçekten geldin.”

Demir bir anda gerildi.

“Ege.”

Ege Demir'e baktı.

Sonra tekrar Derin'e.

“Demek sonunda geri gönderdiler.”

Derin'in yüzü bembeyaz oldu.

“Ne dedin?”

Ege yaklaşarak fısıldadı:

“Geçmişe geldiğini biliyorum.”

Derin'in kalbi hızlandı.

“Beni nereden tanıyorsun?”

Ege cevap vermedi.

Bunun yerine cebinden eski bir fotoğraf çıkardı.

Derin fotoğrafı görünce dondu.

Çünkü fotoğrafta...

Derin yoktu.

Sadece Demir ve Ege vardı.

Fotoğrafın arkasında ise tek bir tarih vardı:

17 Eylül 2026.

Ege fotoğrafı Derin'e uzattı.

“Bunu sana vermemi söyledi.”

“Kim?”

Ege'nin cevabı Derin'in bütün dünyasını bir anda değiştirdi.

“Gelecekteki sen.”

Bölüm sonu

1 yorum