İçeriğe geç

BİR BAŞKA ZAMANDA

Bölüm 5 · 4 dk okuma

BİR BAŞKA ZAMANDA

Bölüm 5

Annemin Bildiği Şey

Bölüm 5 — Annemin Bildiği Şey

Derin, evin önünde birkaç saniye daha öylece durdu.

Az önce içeriden duyduğu cümle hâlâ kulaklarında yankılanıyordu.

“Onu bir daha görmeyeceksin.”

Annesi bunu kime söylemişti?

Derin'e.

Kendi kızına.

Ama daha da tuhaf olan şuydu:

Annesi, Derin'in gelecekteki hâlini görmüştü.

Hem de onu tanımıştı.

Demir sessizce yanında duruyordu.

Derin ona döndü.

“İçeri gireceğim.”

Demir başını salladı.

“Bence girmemeliyiz.”

“Ben gireceğim.”

“Derin...”

“Bu kez beni durdurma.”

Demir birkaç saniye ona baktı.

Sonra kapıya yöneldi.

“Öyleyse yalnız gitmeyeceksin.”

Kapıyı açtılar.

İçerisi sessizdi.

Derin annesinin sesini duymayı bekledi ama hiçbir şey gelmedi.

Salona girdiklerinde küçük Derin koltuğun üzerinde oturuyordu.

Gözleri ağlamaktan kızarmıştı.

Annesi ise mutfakta ayakta duruyordu.

Derin'in bugünkü annesiyle arasındaki en büyük farkı ilk kez o anda fark etti.

Gençti.

Ama yüzündeki korku onu olduğundan çok daha yaşlı gösteriyordu.

Kadın başını kaldırdı.

Derin'i gördü.

Bir anlığına dondu.

Sonra Demir'i fark etti.

Bu kez yüzündeki korku daha da belirginleşti.

“Sen...”

Demir sustu.

Kadın yavaşça ona yaklaştı.

“Demir.”

Derin'in gözleri büyüdü.

Annesi onu tanıyordu.

Hem de çok iyi.

“Anne...” dedi küçük Derin.

Kadın hemen kızına döndü.

“Odana git.”

“Ama...”

“Şimdi.”

Küçük Derin başını eğdi ve koridora doğru yürüdü.

Derin onun arkasından baktı.

Çocukluğundaki kendisini ikinci kez görüyordu.

Fakat bu kez içinde garip bir his vardı.

Sanki küçük kızın başına gelecekleri biliyor ama değiştiremiyordu.

Annesi tekrar Derin'e döndü.

“Sen burada olmamalısın.”

Derin'in sesi titredi.

“Biliyorum.”

Kadın şaşırdı.

“Biliyorsun?”

“Hayır. Aslında hiçbir şey bilmiyorum.”

Derin birkaç adım yaklaştı.

“Sen biliyorsun.”

Annesinin yüzü bembeyaz oldu.

“Ben...”

“Beni gördün.”

Kadın sustu.

“Yıllar önce beni gördün.”

“Sen benim kızım değilsin.”

Bu cümle Derin'i olduğu yerde durdurdu.

Demir hemen araya girdi.

“Bunu söylememeliydin.”

Kadın ona döndü.

“Sen sus.”

Derin'in gözleri doldu.

“Ne demek kızın değilim?”

Kadın ellerini birbirine kenetledi.

“Sen...”

Cümlesini tamamlayamadı.

Derin'in sesi yükseldi.

“Ben kimim?”

Kadın cevap vermedi.

“Ben kimim?”

Bu kez Demir konuştu.

“Derin, sakin ol.”

“Hayır!”

Derin gözlerini ona çevirdi.

“Sen de sus.”

Demir sustu.

Derin tekrar annesine baktı.

“Bana yıllarca kim olduğumu anlatan sendin. Çocukluğumu anlatan sendin. Geçmişimi anlatan sendin. Ama şimdi bana kızın olmadığımı söylüyorsun.”

Kadının gözlerinden yaş süzüldü.

“Ben bunu söylemek istemedim.”

“Öyleyse ne demek istedin?”

Kadın derin bir nefes aldı.

“Sen benim kızımsın.”

Derin'in yüzündeki öfke bir anlığına durdu.

“Öyleyse neden...”

“Çünkü seni ilk gördüğümde sen daha doğmamıştın.”

Derin hiçbir şey anlamadı.

“Ne?”

Kadın başını eğdi.

“Senin gelecekteki hâlini gördüğüm gün... sen henüz dünyaya gelmemiştin.”

Odanın içi sessizleşti.

Derin'in aklından binlerce soru geçti.

“Ben doğmadan önce beni nasıl gördün?”

Annesi cevap vermedi.

Demir pencereye doğru yürüdü.

Derin onun yüzüne baktı.

“Sen bunu biliyordun.”

Demir yavaşça başını salladı.

“Evet.”

“Ne zamandır?”

“Uzun zamandır.”

Derin'in sesi kırıldı.

“Benden neden sakladın?”

Demir ona baktı.

“Çünkü senin bunu öğrenmen gerekiyordu.”

“Ne zaman?”

“Hazır olduğunda.”

“Ben hazır değilim!”

“Biliyorum.”

“Öyleyse neden buradayız?”

Demir cevap veremedi.

Annesi masanın üzerine eski bir defter bıraktı.

“Çünkü artık geri dönmenin bir yolu yok.”

Derin deftere baktı.

“Bu ne?”

“Senin hikâyen.”

Derin yavaşça defteri aldı.

Kapağı eskiydi.

Üzerinde hiçbir isim yoktu.

İlk sayfayı açtı.

Tarih yazıyordu:

17 Eylül 2009.

Altında ise annesinin el yazısıyla birkaç satır vardı.

Derin okumaya başladı.

“Bugün onu gördüm.

Önce bunun bir şaka olduğunu düşündüm.

Sonra gözlerine baktım.

Kızımın gözleriydi.

Ama kızım henüz doğmamıştı.”

Derin'in elleri titremeye başladı.

Sayfayı çevirdi.

Bir sonraki sayfada:

“Demir her şeyi biliyor.

Fakat Derin'in bilmesine izin veremeyiz.

Çünkü eğer geçmişte yaptığı şeyi hatırlarsa, gelecekte yaşanması gereken hiçbir şey yaşanmayacak.”

Derin okumayı bıraktı.

“Geçmişte yaptığım şey?”

Annesi gözlerini kapattı.

“Evet.”

“Ben ne yaptım?”

“Hatırlamıyorsun.”

“Hatırlamak istiyorum.”

“Hatırlarsan...”

Kadının sesi titredi.

“...bizi kaybedebilirsin.”

Derin defteri kapattı.

“Bizi?”

Annesi başını kaldırdı.

“Beni.”

Derin'in gözleri doldu.

“Ben seni kaybetmek istemiyorum.”

Annesi ona yaklaşmak istedi ama durdu.

“Ben de seni kaybetmek istemiyorum.”

O an Derin, annesinin gerçekten korktuğunu anladı.

Bu bir yalan korkusu değildi.

Gerçekten bir şeyden korkuyordu.

Ve Derin ilk kez geçmişe gelmesinin amacının yalnızca bir sırrı öğrenmek olmadığını düşündü.

Belki de burada değiştirmemesi gereken bir şey vardı.

Belki de tam tersine...

Değiştirmesi gereken bir şey vardı.

Tam o sırada üst kattan bir ses geldi.

Bir kapı açıldı.

Küçük Derin merdivenlerin başında duruyordu.

Elinde küçük bir fotoğraf vardı.

“Anne?”

Kadın başını kaldırdı.

“Ne oldu?”

Küçük Derin fotoğrafı gösterdi.

“Bunu buldum.”

Derin fotoğrafa baktı.

Fotoğrafta kendisi ve Demir vardı.

Ama bu kez ikisi de çocuk değildi.

Fotoğrafın altında bir tarih vardı.

17 Eylül 2026.

Derin'in kalbi duracak gibi oldu.

Çünkü fotoğrafta yalnızca ikisi yoktu.

Aralarında duran üçüncü kişi...

Derin'in gelecekte hiç tanımadığı biriydi.

Ve fotoğrafın arkasında tek bir cümle yazıyordu:

“Bu kişi ölmeden geçmiş değişmeyecek.”

Bölüm sonu

2 yorum