İçeriğe geç

Bin Bir Ecel

Bölüm 12 · 7 dk okuma

Bin Bir Ecel

Bölüm 12

Acının Külleri

Yağmurlar yağsa da ateş sönmüyormuş, acı tüm geçmişi yakıyormuş. Ateş tüm geçmişi yaktı şimdi, kül oldu. Küllerin üzerine düşen gözyaşının etkisi yoktu. Ateş çoktan bitmişti.

Başını kaldırıp gökyüzüne baktığında, mavi gökyüzünü bile simsiyah görebilmektir çaresizlik. Yalnızca geceleri değil gündüzleri de karanlıkta kaybolmaktır. Aydınlığa ulaşamamak, elini uzatsan karanlığa dokunmaktır. Bu boşlukta süzülmek gibidir, aydınlığa uzatsan elini karanlığın çıkmaz lekelerine bürünmektir.

Saat çok geçti. Ecel bunu biliyordu, bu saate kadar ayakta kalmazdı. Babası yine eve gelmemişti, kafası esince geliyordu. Ecel hiç gelmemesini istiyordu, diliyordu. Maysa bebek uyumuştu. Ecel ayağında sallayıp üzerini sarıp sarmalamıştı battaniyeyle.

Pencereden sokak lambasının ışığını izliyordu. Ara sıra çiseleyen yağmuru ve ışığın altında uçuşan böcekleri izliyordu.

Boyu pencereye yetişemiyordu, sandalyenin üzerine oturmuş öyle izliyordu. Bir elini çenesine yaslamış, düşünüyordu.

''Neredesin anne, yolumu kaybettim.'' Küçük kız boğazından çıkan zorlu sesle fısıldadı. Gözlerinde genç bir kadının yorgunluğu vardı, ama o daha çocuktu. Başını biraz daha kaldırdı, bir uçak gördü, nokta kadardı karanlıkta.

Uçak ilerledi, ardından bir yıldız parıldadı. Parlak bir yıldızdı. Ecel başını omzuna yatırıp yıldızı izlemeye başladı. Sanki o uçak o yıldızı bırakmış gibiydi. Ecel yıldıza gülümsedi. Gözlerini kısıp elini uzattı, tutmak istercesine.

Gözlerini kapatıp, avucunu kapattı, yıldız artık avucundaydı onun için.

''Annem geri dönsün.''

…

Rüzgar çok şiddetliydi, gökyüzünde kara bulutlar çökmüştü. Güneşli günlerin ardından yağmur her ana bastırabilirdi. Ellerim siyah kabanımın ceplerindeydi. Mezarlığın giriş kapısında içeri girdim. Boğazımda bir acı vardı, geçmiyordu.

Başım dikti, tıpkı çocukluğumdaki gibi. Mezarlığın kenarlarından yürüyüp ortadaki mezarın yanında durdum.

Beyaz mezar taşında ''Ahi Uğultu'' yazıyordu. Dakikalar geçti konuşamadım. Kapıdan geçerken ki dik omuzlarım farkında olmadan çökmüşlerdi. Soğuk duvarlar vardı aramızda. Beni hiç sevmemişti, oysa öz kızıydım. Karşımda benim çocukluğu öldüren katil vardı, ama bu sefer bağırmıyordu.

''Baba.'' Ürperdim, vücudum titredi. Seneler sonra ilk defa 'baba' demiştim. Hayır o baba değildi. Ben o Küçük Ecel değildim.

Eğilip mezar taşının yanına oturdum. Gözlerim saniyeler içinde dolmuştu.

''Beni neden sevmedin?'' Seneler önce de bu soruyu sormuştum. Beni hiç sevmemişti, ben kızı değildim, o da babam değildi.

''Benden neden annemi aldın? Neden sahip çıkmadın bize, senin kızların nerede baba? Bunca zaman neden canımızı yaktın? Şimdi neden öylece yatıyorsun, neden bunca sene 'neredeler' demedin?'' Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülüp toprağına düştü.

''Ben hep beni sev istedim. Başımı okşamak zor muydu ki, annemin mezarı nerede baba? O şimdi nerede? Maysa'da yok. Merak etmiyorsun biliyorum ama o da yok şimdi. Ben hiç yoktum senin için. Neden hiç pişmanlık duygusu duymadın. Ben sana onca sene baba dedim. Sen neden bana kızım demedin, anneme neden hiç sarılmadın, neden hiç saçımı taramadın? Maysa bebekken niye hiç mama almadın baba mesela?'' Vücudum titriyordu, gözyaşlarım toprağı ıslatmaya devam ediyordu, oysa ben karşısında hiç ağlamazdım.

''Baba sen kendi kızını öldürdün, ve hiç düşünmedin.'' Hıçkıra hıçkıra ağlıyordum elimin tersiyle gözyaşlarımı sildim, elimi toprağına dokundurdum. ''Maysa yok baba. Onu kaybettim seneler önce. O artık yok. Annem de yok, sen hiç olmadın zaten. Orada mutlu musun peki? Karşılaşacağız baba, bana bu Dünya'da hesap veremedin, ama anlatacaksın bana her şeyi.''

''Bizim uykularımızı mahvettin, sen şimdi uykuya doyuyor musun?'' Ayağa kalktım, yağmur yağmaya başlamıştı, bir şimşek çaktı gökyüzü bin bir parça'ya ayrıldı sanki.

''Ben seni affetmiyorum, sen bunun acısını belki bilemeyeceksin ama ben seni affetmiyorum.'' Mezar taşına son sözlerimi söyledim. Arkamı dönüp ilerliyordum, omuzlarım dik girmiştim , omuzlarım çökük çıkamazdım. Omuzlarımı tekrar dikleştirdim, gözyaşlarımı sildim. Yağmur damlaları yanaklarıma tekrar düştü.

Ardından güçlü bir şekilde yer sarsıldı. Bir şimşek çakmıştı yakınlarda. Mezarlığı terk ettim, babamı da.

Benim babam bugün ölmemişti, ben onu yıllar önce kaybetmiştim. Benim annem öldüğü gün zaten kimsesiz kalmıştım. Bu ilk yalnızlığım değildi.

…

Yaklaştıkça adımlarım daha çok zorlaşıyordu, canım yanıyordu kalbim çok yanıyordu. Evimin önündeydim, annem ve kardeşimle olan evimiz.

Kapının önüne geldiğimde anahtarı deliği getiremiyordum, ellerim çok fazla titriyordu, yutkunamıyordum. Deliğe getirdiğimde kilidi çevirip kapıyı açtım. Gözyaşlarım bir bir akıyordu, nefesim tıkanıyordu.

Kapıyı açtığım da salonumuzu gördüm, koltuklarımızı, masamızı… Hiç bir şeyin yeri değişmemişti. Birkaç adım atıp koltuğumuza dokundum.

Ev bomboştu ama nereye baksam bir ses duyuyordum. Masamıza baktım, bir kaç adım atıp sandalyemize dokundum, her şey tozlanmıştı, ama buradaydı. Eksiklik vardı, annem yoktu, kardeşim yoktu.

Gözlerim mutfağa kaydı, annem sanki her an oradan çıkacak gibiydi. Bekledim, çıkmadı. Herkes gitmişti, ben yalnız kalmıştım. Kardeşim, annem, yoktular işte.

Ellerim boğazıma gitti, acıyordu. Daha fazla dayanamadı dizlerim, yere düştüğümde hıçkırarak ağlamaya başladım, bir elim kalbimin üzerindeydi. Kafamdaki sesler susmuyordu, canım çok yanıyordu, çok.

Etrafa bakındım, kapı rüzgarın şiddetiyle kapanmıştı. Boş odalara seslendim, kimse çıkmayacaktı biliyordum.

''Anne seni çok özledim, neredesin?''

''Maysa neredesin kardeşim, bak ablan seni bekliyor.''

''Beni neden yalnız bıraktınız, beni de alın.''

Zorlukla yerden kalktım, ilerleyip kendi odama gittim. Yatağıma oturdum, kimsesiz odayı inceledim, korkuları, sessiz ağlayışları, bazen mutluluğu.

Yatağıma baktım, burada Maysa ile beraber yatardık. O bana sarılırdı ben ona masal okurdum. Pencereme baktım. Buradan izlerdim annemi, o parlayan yıldızımı. Gözyaşlarım bir bir düşmeye devam ediyordu.

İlerleyip gardırobumu açtım, elbiselerim vardı, küçüklük elbiselerim vardı. Bu evi terk ettiğim gün onları burada bırakmıştım. Dolabın kapağını kapattım, diğer kapağı açınca, sarı küçük bir mont gördüm. Titreyerek onu ellerimin arasına aldım.

Bu kardeşimindi. O gece bunu da orada unutmuştum.

Monta sımsıkı sarıldım, çok sıkı. Gitmesin diye.

Odamın kapısının önüne geldiğimde bir kez daha baktım. Burada bir çocuk vardı, yaşıyor ve annesiyle gülüyordu, burada ben vardım yaşıyordum ve annem yoktu.

Umutlu Küçük Ecel, ağlayan Ecel, gülen Ecel, babasının sesini duymamak için erkenden uyumak isteyen Ecel, annesine sarılan Ecel, kardeşini ayağında sallayan Ecel, o uyuduğunda başında bekleyen Ecel, yıldızlar her gece çıksın diye bekleyen Ecel, annesi ve kardeşini kaybeden Ecel, annesi ve kardeşi gelsin diye dua eden Ecel. Burada bir çocuğun tüm geçmişi vardı.

İlerleyip annemin odasına girdim. Çiçek kokusu direk yüzüme vurmuştu. Seneler geçmişti annemin kokusunu götürememişti. Bir elimi yatağın üzerine koyup oturdum. Burada tutmuştum elini, burada bırakmıştı beni, burada kaybetmiştim annemi.

Kıyafet dolabının kapağını açtım, raflar çok tozluydu. Bir sandık gördüm bu annemin sandığıydı. Küçüktü ama onun için çok değerliydi.

Sandığı alıp tekrardan yatağın üzerine oturdum, ellerim daha çok titriyordu. Sandığın bir kilidi yoktu, kapağını yukarı kaldırdım. En başta bir zarf vardı, onu elime alıp, açıp okumaya başladım.

''Güzel kızım'a Annenden.

Seni çok seviyorum güzel kızım, seni ablanda bende çok seviyoruz. Ablan bir kardeşi olacağı için çok mutlu seni heyecanla bekliyor ve bende. Kendimi yalnız hissettiğimde, kalbim acıdığında, bir yere dalıp gittiğimde kendini hatırlatıyorsun. Ablan gelip sarılıyor bana, gülümsetiyorsunuz bana kendinize.

Çok şanslısın güzel kızım, çünkü ablan seni çok seviyor, ve annende seni ve ablanı Dünyalar kadar seviyor.

Çok cesursun güzel kızım, minik kalbini içimde oluşturuyorum. O küçük kalbinle büyük direnişler vermek zorunda kalıyorsun, sana bunun için özür dilerim.

Eğer iyi bir anne olamazsam, ve kendini doğduğunda eksik hissedersen özür dilerim, inan ki annen seni seviyor. Ablan Ecel'i ve seni sonsuza kadar seveceğim. Kötü rüyalar görüyorum bazı soğuk havalarda, eğer ki yanında olamazsam, bil ki ablan senin hep yanında olacak.

İkinizden de özür dilerim, anneniz sizi çok seviyor. Annenize 'anne' olmayı hissettirdiğiniz için teşekkür ederim.

- Hep sevecek Annen''

Mektuba gözyaşlarım düştü, elimdeki kağıdı kalbime bastırdım, ve yatakta uzandım, annemin kokusu vardı.

Bir elimde kalbime bastırdığım mektup, diğer elimde sarı bir mont vardı. Kalbimi kaplayan bir acı, bitmeyen bir gözyaşı vardı.

''Anne, kardeşim doğduktan sonra üçümüz beraber üzüm ağacındaki üzümleri toplayalım mı, bence o da sever, çünkü tadı çok güzel.'' Hayat Hanım kıkırdayarak kızının saçlarını örmeye devam ediyordu.

''Kızım bebekler üzüm yemezler ki onlar anne sütüyle beslenirler ama Maysa büyüdüğünde beraber üçümüzde üzüm toplarız söz. Hem ben saçlarını ördükten sonra da gidip beraber toplarız.'' Ecel dikkatle annesini dinliyordu.

''Tamam anne, ama kardeşime de üzüm toplayalım, o da büyüyünce yer.'' Ecel gülerek konuşuyordu, annesi de gülümsemesine eşlik etti.

''Kardeşin büyüyene kadar o üzümler bozulur kızım. Kardeşin büyüsün biz yine üzüm toplarız.'' Ecel başını aşağı yukarı salladı. Hayat Hanım bir örüğü bitirip saçın diğer tarafını örmeye başladı.

''Üzümden küpe yapalım anne, hem sana çok yakışır.'' Hayat Hanım başını geriye atarak kahkaha attı.

''Kızım o kirazdan oluyor, ama üzümden de deneriz tabi.'' Ecel başını aşağı yukarı salladı, annesi kızının saçını bitirince, uyumaya gitti, hamilelik onu yoruyordu.

Pencerenin önündeki üzüm ağacını kesmişlerdi, annemle son kez üzüm yiyememiştik. Bebekler de anne sütüyle beslenirlerdi doğduklarında. Maysa anne sütü nedir bilmezdi.

Annemin kokusunu biraz daha çekip, monta daha da sıkı sarıldım. Kaybettiklerime baktım.

Artık bir üzüm ağacı yoktu, annem yoktu, kardeşim yoktu, baba ise yoktu. Üzüm ağacını acı çektirmek isterlermiş gibi almışlardı, ve de annemi, kardeşimi.

Geçmiş kara bir bataklıktı. Acı verip, acıyla kül edecek kadar derindi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.