İçeriğe geç

Bilinmeyene yolculuk

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Bilinmeyene yolculuk

Bölüm 2

Yeni imkanlar,yeni kararlar

Ben de toplantı odasına zorla girdim ve şunları söyledim: “Bunu yapamazsınız. Bu iş için ben çok emek harcadım.”

Patronum neyse ki daha ileri görüşlü bir insandı ve bana şunları söyledi: “Biliyorum bu iş senin ve bunu sunmak senin hakkın.”

Şaşırdım ve sordum: “Bunu nereden biliyorsunuz?”

Patronum: “Steve bana durumu anlattığında güvenlik kamera görüntülerini inceledim. O yüzden endişe etmene gerek yok. Senden benimle bir beş dakika için odama gelmeni istiyorum.”

Ben patronumla odaya geçtim ve patronum bana: “İşini çok beğendim ama daha iyi bir çalışma ortamına ihtiyacın var. O yüzden sana bir uçak bileti ayarladım. Yarın saat dokuzda uçakla Londra’dan, Brezilya’ya gideceksin. Tabi sen istersen. Ayrıca ben de bir hafta sonra senin yanına geleceğim. Sözleşme burada. Önce istersen bir oku ve kararını bu akşama kadar vermiş ol” dedi.

Ben çok şaşkındım. Sözleşmeyi elime aldım ve teşekkür edip çıktım.

Yolda; acaba gitsem olur mu ki, nasıl olur acaba diye düşünüyordum. Ne düşünüyorum ben? Tabi ki olur hem de çok güzel olur. Hem işimi daha iyi yapma fırsatım olacak, hem de bilgilerimi daha aktif kullanabileceğim bir çalışma ortamım olacak. Ben en iyisi akşama July’i çağırayım.

Eve vardım, montumu çıkardım, sözleşmeyi elime aldım ve ev telefonumdan July’i aradım. July benim en yakın arkadaşım.

Onunla yetimhanede tanıştım. O zaman ben 8 yaşındaydım. Onun yetimhaneye geldiği ilk günü hatırlıyorum. Çok korkmuşa benziyordu. Gözleri dolmuş, saçları taranmamış, biraz pasaklı görünüyor ve kırışmış, lekelenmiş soluk pembe renkli bir elbise giyiyordu.

Beni gördü. Yanına gittim ve onunla konuşmaya başladım. O zamandan bu zamana o benim en yakın arkadaşım. Ben onu korurum o da beni.

July telefonu açınca ona durumu anlattım. O da işten çıkınca geleceğini söyledi. Telefonu kapattıktan belli bir süre sonra uykuya dalmıştım. Kalktığımda saat yediydi. Evime baktım ve şunları düşündüm: Çok sade. Sanırım bu eve hiçbir zaman alışamadım. O yüzden hiç samimi ve mutlu görünmüyor. Duvarlar biraz beyaz biraz da griye kaçıyordu. Siyah renkte bir kanepem ve kırmızı bir sofam vardı. Salonumda bir de gri renkte camdan bir masam vardı. Derken zil çaldı.

Bölüm sonu

1 yorum