Lara’dan Gelen Mektup
Mektubu elimden düşürecek gibi oldum.
“Ben ölmedim.”
Nehir’in gözleri dolmuştu.
“Lara yaşıyor.”
“Evet.”
“Peki nerede?”
Mektubu tekrar çevirdim.
Son sayfada bir adres vardı.
Kasabanın dışında, denize yakın eski bir ev.
Kayra hemen montunu aldı.
“Gidiyoruz.”
Nehir ona baktı.
“Ya bu bir tuzaksa?”
“Olabilir.”
“Ya Lara gerçekten oradaysa?”
Kayra bana baktı.
“O zaman onu bulacağız.”
Yarım saat sonra eski evin önündeydik.
Kapının üzerinde paslanmış bir numara vardı:
17.
Nehir derin bir nefes aldı.
“Bu sayı peşimizi bırakmıyor.”
Kapıyı çaldık.
Ses yoktu.
Bir kez daha çaldım.
Bu kez içeriden bir kadın sesi geldi.
“Kim?”
Nehir öne çıktı.
“Ben Nehir.”
İçeride uzun bir sessizlik oldu.
Sonra kapı açıldı.
Karşımızda genç bir kadın duruyordu.
Gözleri Nehir’in gözlerine benzeyen bir renkteydi.
Nehir’in dudakları titredi.
“Lara?”
Kadın ona baktı.
Gözlerinden yaş süzüldü.
“Geç kaldın.”
Nehir bir adım attı.
“Beni bekliyor muydun?”
“Yıllardır.”
Birbirlerine sarıldılar.
Ben birkaç adım geride durdum.
Lara bana baktı.
“Sen Eftelya’sın.”
Başımı salladım.
“Evet.”
Gülümsedi.
“Annem seni hep anlatırdı.”
“Beni tanıyor muydun?”
“Sen doğmadan önce bile seni biliyordu.”
Evin içine girdik.
Lara eski bir sandık çıkardı.
“Bütün cevaplar burada.”
Sandığı açtı.
İçinden fotoğraflar, mektuplar ve birkaç belge çıktı.
Bir fotoğrafı elime aldım.
Annem.
Babam.
Lara.
Ve…
Ben.
Ama fotoğraf benim doğumumdan yıllar önce çekilmişti.
“Bu nasıl mümkün?”
Lara sessizce cevap verdi.
“Çünkü o fotoğraftaki bebek sen değilsin.”
Fotoğrafa daha dikkatli baktım.
Bebeğin yüzü görünmüyordu.
“Kim?”
Lara başını kaldırdı.
“Nehir.”
Nehir şaşırdı.
“Ben mi?”
“Evet.”
“Peki Eftelya nerede?”
Lara gözlerini bana çevirdi.
“Sen başka bir yerdeydin.”
“Doğduğum gece mi?”
“Hayır.”
Bir an sustu.
“Daha önce.”
Kayra dosyalardan birini aldı.
“Burada doğum tarihleri var.”
Lara başını salladı.
“Çünkü yıllardır size yanlış tarihleri anlattılar.”
“Ne demek istiyorsun?”
“Eftelya, senin bildiğin doğum tarihi gerçek değil.”
Kalbim hızlandı.
“Ben ne zaman doğdum?”
Lara cevap vermedi.
Sadece bir belge uzattı.
Üzerinde tarih vardı.
12 Ağustos.
Benim bildiğim tarih ise 13 Ağustostu.
Kayra belgeye baktı.
“Bir gün fark var.”
Lara başını salladı.
“Ve o bir gün, bütün hikâyeyi değiştiriyor.”
Tam o anda dışarıdan araba sesi geldi.
Lara’nın yüzü değişti.
“Burada kalamazsınız.”
“Kim geldi?”
“Bizi yıllardır takip edenler.”
Kayra pencereye baktı.
“Kaç kişi?”
“Bilmiyorum.”
Lara sandıktan son bir zarf çıkardı.
Üzerinde benim adım vardı.
EFTELYA
“Bunu sen açmalısın.”
Zarfı elime aldım.
Tam açacakken dışarıdan bir adamın sesi duyuldu.
“Lara!”
Lara’nın yüzü bembeyaz oldu.
“Onu tanıyorum.”
“Kim?”
Lara bana baktı.
“Baban.”
Kalbim duracak gibi oldu.
“Benim babam mı?”
“Hayır.”
Bir an sustu.
“Gerçek baban.”
Zarf elimde titredi.
Ve kapının ardından aynı ses tekrar geldi:
“Eftelya… artık saklanmanın bir anlamı yok.”