Kardeşim
Telefon ekranındaki cümleye bakakaldım.
“O bebek senin kardeşin.”
Bir süre nefes bile alamadım.
“Annemin…”
Kayra başını salladı.
“Evet.”
“Bir kardeşim varmış.”
“Öyle görünüyor.”
“Peki nerede?”
Cevap yoktu.
Sadece fotoğraf vardı.
Annemin yıllar önce çekilmiş bir fotoğrafı.
Kucağında bir bebek.
Ve arkasında tanımadığım bir adam.
Fotoğrafı büyüttüm.
Adamın yüzü bulanıktı ama üzerindeki kolye dikkatimi çekti.
Kayra fotoğrafa yaklaştı.
“Bu kolyeyi tanıyorum.”
“Nasıl?”
“Babamda da aynısı vardı.”
Kalbim hızlandı.
“Yani?”
“Bilmiyorum.”
Eve döndüğümüzde annem mutfaktaydı.
Fotoğrafı önüne koydum.
“Bu kim?”
Annem fotoğrafı görür görmez elindeki bardağı düşürdü.
Cam yere çarparak parçalandı.
“Bunu nereden buldun?”
“Bana gönderildi.”
Annemin yüzü değişti.
“Kim gönderdi?”
“Bilmiyorum.”
Fotoğrafı gösterdim.
“Bana kardeşim olduğunu söylediler.”
Annem gözlerini kapattı.
“Eftelya…”
“Lütfen.”
“Bu konu kapanmıştı.”
“Benim için kapanmadı.”
Annem ağlamaya başladı.
“Senin bir kardeşin vardı.”
Kalbim duracak gibi oldu.
“Vardı?”
“Evet.”
“Ne oldu ona?”
Annem cevap vermedi.
“Anne!”
“Onu kaybettik.”
“Nasıl?”
“Doğduktan iki yıl sonra.”
“Öldü mü?”
Annem başını salladı.
“Hayır.”
“Peki?”
“Kaçırıldı.”
Odaya sessizlik çöktü.
Kayra bana baktı.
“Kim kaçırdı?”
Annem titreyen elleriyle sandalyeye oturdu.
“Babanın düşmanları.”
“Benim kardeşimi neden kaçırdılar?”
“Babanı tehdit etmek için.”
“Ve sen bunu bana hiç söylemedin.”
“Seni korumak zorundaydım.”
“Beni korumak için benden hayatımı sakladın.”
Annem ağladı.
“Evet.”
Başımı çevirdim.
“Adı neydi?”
Annem birkaç saniye sustu.
Sonra:
“Lara.”
O ismi duyduğumda içimde garip bir his oluştu.
Lara.
Kardeşim.
Gece odama çıktığımda telefonuma yeni bir mesaj geldi.
Bilinmeyen Numara:
Lara’yı bulmak istiyorsan eski değirmene git.
Kayra yanımdaydı.
“Tek başına gitmeyeceksin.”
“Biliyorum.”
“Bu kez daha dikkatli olacağız.”
“Tamam.”
Bir sonraki mesaj geldi.
“Ama acele et.”
“Çünkü Lara hâlâ hayatta.”
Telefonu sıkıca tuttum.
Kayra bana baktı.
“Buna gerçekten inanıyor musun?”
Gözlerimi kapattım.
“İnanmak istiyorum.”
“Öyleyse onu bulacağız.”
Ertesi sabah eski değirmene gittik.
Bina yıllardır kullanılmıyordu.
Kapının yanında paslanmış bir tabela vardı.
17.
Kayra durdu.
“Yine 17.”
Kapıyı açtık.
İçeride eski eşyalar ve kutular vardı.
Bir masanın üzerinde küçük bir kasetçalar duruyordu.
Yanında bir kaset.
Üzerinde tek bir isim:
LARA.
Kaseti taktım.
Cızırtıdan sonra bir kadın sesi duyuldu.
“Eğer bunu dinliyorsanız…”
Ses kesildi.
Sonra yeniden geldi.
“Lara’yı arıyorsunuz.”
Kayra bana baktı.
Ses devam etti:
“Onu bulmak istiyorsanız…”
Kısa bir sessizlik.
“…önce Eftelya’nın babasını bulmanız gerekiyor.”
Kaset bir anda durdu.
Kayra fısıldadı:
“Babanı.”
Başımı salladım.
Ama asıl şaşırtıcı olan bundan sonra ortaya çıktı.
Kasetin arkasında küçük bir not vardı:
“Lara’nın nerede olduğunu bilen tek kişi Kayra’nın babası.”
Kayra’nın yüzü bembeyaz oldu.
Artık cevapların tam ortasındaydık.