Lara’nın İzinde
Kasetin üzerindeki son cümle hâlâ aklımdaydı.
“Lara’nın nerede olduğunu bilen tek kişi Kayra’nın babası.”
Kayra kaseti eline aldı.
“Babam bunu biliyor.”
“Evet.”
“Ve bana hiçbir şey söylemedi.”
“Belki seni korumaya çalışıyordur.”
Kayra başını salladı.
“Ya da başka bir şey saklıyordur.”
Eve döndüğümüzde Kayra’nın babası bizi bekliyordu.
Kapıyı açtığında yüzündeki ifadeden bir şeylerin ters olduğunu anladım.
“Lara’yı biliyorsun.”
Adam dondu.
Kayra öne çıktı.
“Baba.”
Uzun bir sessizlik oldu.
Sonunda adam başını eğdi.
“Evet.”
“Hayatta mı?”
Adam gözlerini kapattı.
“Evet.”
Kalbim hızlandı.
“Lara nerede?”
“Bilmiyorum.”
Kayra öfkelendi.
“Az önce hayatta olduğunu söyledin!”
“Çünkü yıllar önce onu hayatta gördüm.”
“Ne zaman?”
“On iki yıl önce.”
“Sonra?”
“İzini kaybettim.”
Adam salondaki masaya eski bir harita bıraktı.
“Lara’nın kaçırıldığı gece onu götüren araç buradan geçti.”
Haritada küçük bir kasaba işaretliydi.
“Burası neresi?”
“Deniz kıyısında küçük bir yer.”
Kayra haritaya baktı.
“Oraya neden götürmüşler?”
“Çünkü kimsenin onu aramayacağını düşündüler.”
“Peki sen nasıl buldun?”
Adam sustu.
“Çünkü onları ben takip ettim.”
“Ve neden durdun?”
Adamın yüzü değişti.
“Çünkü seni de tehdit ettiler.”
Kayra şaşırdı.
“Beni mi?”
“Evet.”
“Ne dediler?”
Adam cevap vermedi.
Ben araya girdim.
“Bana anlatabilirsiniz.”
Adam bana baktı.
“Eftelya, kardeşini kurtarmaya çalışırken seni de kaybetmekten korktum.”
Haritayı aldık.
Kayra bana baktı.
“Gidiyoruz.”
“Evet.”
Annem de yanımıza geldi.
“Ben de geliyorum.”
Bu kez itiraz etmedim.
Üçümüz yola çıktık.
Saatler sonra deniz kenarındaki küçük kasabaya ulaştık.
Haritadaki işaret eski bir evin önündeydi.
Kapının üzerinde küçük bir isimlik vardı:
L. A.
Kalbim hızlandı.
“Lara?”
Kapıyı çaldım.
Kimse açmadı.
Bir kez daha çaldım.
İçeriden ayak sesleri geldi.
Kapı yavaşça açıldı.
Karşımızda genç bir kız duruyordu.
Bize şaşkınlıkla baktı.
“Merhaba.”
Annemin yüzü bembeyaz oldu.
Ben konuşamadım.
Kayra bana baktı.
“Eftelya…”
Kızın gözleri benim gözlerime takıldı.
Bir an boyunca birbirimize baktık.
Sonra kızın yüzü değişti.
“Sen…”
“Ben Eftelya.”
Kızın dudakları titredi.
“Bu isim…”
Bir adım geri çekildi.
“Annem bana bu ismi yıllarca yasakladı.”
Kalbim hızlandı.
“Senin adın ne?”
Kız birkaç saniye sustu.
Sonra fısıldadı:
“Lara.”
Annem ağlayarak ona sarıldı.
Lara önce şaşırdı.
Sonra o da ağlamaya başladı.
Ben olduğum yerde kalmıştım.
Kız kardeşim.
Gerçekten karşımdaydı.
Lara bana baktı.
“Sen benim…”
“Evet.”
Sesim titredi.
“Ben senin ablanım.”
Birbirimize sarıldık.
Yıllardır hiç tanımadığım kardeşime ilk kez dokunuyordum.
Ama mutluluğumuz uzun sürmedi.
Lara bir anda geri çekildi.
“Burada kalamazsınız.”
Kayra sordu:
“Neden?”
Lara korkuyla kapıya baktı.
“Çünkü beni bulduklarını biliyorlar.”
“Kim?”
Lara’nın yüzü bembeyaz oldu.
“Babanızın eski ortağı.”
Sonra bana baktı.
“Ve yalnız değil.”
“Kim var yanında?”
Lara’nın cevabı hepimizi susturdu.
“Babanız.”