Mektup
Fotoğrafı elimde tutarken parmaklarım titriyordu.
Kayra hâlâ fotoğraftaki babasına bakıyordu.
“Bu imkânsız.”
“Değil.”
“Babam seni hiç tanımadığını söylemişti.”
“Belki de yalan söyledi.”
Kayra başını kaldırdı.
“Bana neden yalan söylesin?”
“Bilmiyorum.”
Masanın üzerindeki zarfı tekrar karıştırdım.
İçinden bir kâğıt daha çıktı.
Bu kez el yazısıyla yazılmıştı.
“Eftelya’ya.”
Kalbim hızlandı.
“Bunu kim yazmış?”
Kayra kâğıda baktı.
“Bilmiyorum.”
Okumaya başladım.
Eftelya,
Eğer bir gün bu mektubu okuyorsan, artık bazı gerçekleri öğrenmeye hazırsın demektir.
Seni doğduğun gece gördüm.
Seni korumak istedim ama bunu nasıl yapacağımı bilmiyordum.
Annen sana bazı şeyleri anlatmak zorunda kaldı.
Ama sana anlatamadığı bir şey daha var.
Mektubun devamına baktım.
Sayfanın altındaki imzayı görünce nefesim kesildi.
Kayra’nın babası.
“Bu onun yazısı,” dedi Kayra.
“Emin misin?”
“Evet.”
Mektubu okumaya devam ettim.
O gece babanla bir anlaşmazlık yaşadık.
Seni kullanmak isteyen insanları biliyordum.
Ama onların asıl hedefinin sen olmadığını öğrendiğimde her şey değişti.
Asıl hedef…
Cümlenin devamı yoktu.
Sayfanın alt kısmı yırtılmıştı.
“Hayır…”
Mektubun geri kalanını aradım.
Yoktu.
Kayra masanın çekmecelerini açmaya başladı.
“Belki burada başka bir sayfa vardır.”
Bir çekmecenin içinde küçük bir anahtar buldu.
“Bu ne?”
Anahtarı elime aldım.
Üzerinde bir numara vardı:
17.
“Belki arşiv dolabına aittir.”
Hastanenin eski arşiv bölümüne geçtik.
Kapıların üzerinde numaralar vardı.
17 numaralı dolabı bulduk.
Anahtar kilide uydu.
Kapak açıldığında içinden tek bir dosya çıktı.
Üzerinde:
EFTELYA — DOĞUM KAYDI
yazıyordu.
Dosyayı açtım.
İlk sayfalar hastane belgeleriydi.
Sonra bir tutanak çıktı.
Tarihi doğduğum geceye aitti.
Kayra belgeyi okudu.
“Burada bir isim var.”
“Kim?”
Parmağını satıra koydu.
“Tanık: Kayra Demir.”
Kayra dondu.
“Benim adım.”
“Sen o zaman doğmuş bile değildin.”
“Hayır.”
İkimiz de birbirimize baktık.
“Bu imkânsız.”
Tam o sırada koridordan bir ses geldi.
Ayak sesleri.
Birileri hastanenin içine girmişti.
Kayra ışığı kapattı.
Beni kendine çekti.
“Sus.”
Karanlıkta bekledik.
Ayak sesleri yaklaşıyordu.
Sonra bir erkek sesi duyuldu.
“Dosyayı bulduklarını biliyorum.”
Kalbim hızlandı.
Kayra kulağıma fısıldadı:
“Kim bu?”
Başımı salladım.
Bilmiyordum.
Kapının önünde durdu.
“Eftelya.”
Nefesimi tuttum.
Adam devam etti:
“Babanın sana anlatmadığı şeyleri öğrenmeye çalışıyorsun.”
Bir saniye sustu.
“Yanındaki çocuk da aynı hatayı yapıyor.”
Kayra’nın elimi daha sıkı tuttuğunu hissettim.
Sonra adam:
“Çünkü bu dosyanın gerçek sahibi…”
Kapının kolu hareket etti.
“…Kayra’nın babası değil.”
Kapı açıldı.
Işık içeri doldu.
Ve karşımızda duran kişiyi görünce ikimiz de donup kaldık.
Kayra’nın babasıydı.