İçeriğe geç

Bi Umut

Bölüm 30 · 8 dk okuma

Bi Umut

Bölüm 30

-30-

Mehmet gözlerini kaçırırken tekrar konuştu Mayıs.

"Silahı arıyordun dimi Mehmet?"

"Neyi öğrenmeye çalışıyorsun abla?" diye sordu Mehmet. Neyi saklayacaktı? Nereye kadar saklayacaktı? Ablası onun ne kadar öfkeli olduğunu, onlardan ne kadar nefret ettiğini, intikam almak istediğini biliyordu zaten. Anlamayacağını düşünmek saçma olurdu.

"Anlamışsın işte. Ne bekliyordun? Oturup bu olanları sindirecek miydim?"

Dudaklarını yaladı Mayıs sinirle. Ama onunla sinirli konuşmak istemiyordu. Üstüne giderse ters tepebilirdi. Sakince konuşmaya çalıştı.

"Ne yapacaktın Mehmet? O silahı alıp kime ne yapacaktın?"

Mehmet sinirlendi bu sefer.

"Babama bunu kim yaptıysa gidip aynısını ona yapacağım!"

"Katil olacaksın yani?!"

Sesini yükseltmişti Mayıs. Annesine uyumadan önce ilaç verdiği için uyanmazdı.

Mehmet de yükseltti sesini.

"CEZASINI ÇEKECEK ABLA! ÖYLE VEYA BÖYLE ÇEKECEK! GEREKİRSE KATİL OLURUM!"

"BÖYLE Mİ ÇEKECEK CEZASINI? HAK VAR HUKUK VAR! SEN Mİ SAĞLAYACAKSIN ADALETİ?!"

"Ne hak hukuku abla ya! Adalet mi var bu ülkede?! Hani adalet! Nerede?! Adam akıllı bir ceza sistemi olsa bu kadar genç kız öldürülmezdi bu ülkede! Benim babam için mi tecelli edecek o adalet? Caydırıcılık yok, bir şey yok! Adam zengin diye herkese her şeyi yapıyor! Ya ceza almıyor ya adamını içeri attırıyor! Şimdi hepimiz biliyoruz o Şiyar itinin bu işi yaptığını! Bul bakalım bir tane şahit! Caminin önünde, babamı arkasından vurdu o şerefsiz! Kim şahit olacak? Kim Şiyar yaptı diyecek? Çıkar birkaç güne ortaya! Köpeklerinden birine söyler, üstlenir suçu! Sonra da üstünü kapatırlar davanın! Hani ne oldu? Hangi hukuk sağladı adaleti? Kim çekti cezasını? Söyle abla sen söyle. Şurada birkaç hafta içinde olacakları söylüyorum sana. Aksini iddia edebilir misin? Öyle olmayacak diyebilir misin? Babanın katili cezasını çekecek diyebilir misin? Söyle abla konuş susma! Bana bir şey söyle!"

Gözleri yaşardı Mayıs'ın. Bir şey söyleyecek oldu, söyleyemedi. Yüzünün halini Mehmet görmesin diye arkasını döndü. Dudaklarını birbirine bastırdı, ses çıkarmamaya çalıştı. Kardeşinin haklı olmamasını öyle çok isterdi ki... Bu ülkede yıllardır olan bir şeydi bu. Belki de dünyanın kanunuydu. Güçlü olan her istediğini yapar, sonra bir şekilde sıyrılır işin içinden. Ya geride kalanlara ne olacaktı? Hakkı yenenler? Suçsuz yere öldürülenler için adalet yerini ne zaman bulacaktı? Babası için elinden gelen ne varsa yapacaktı, evet. Ama ya yine Mehmet'in dediği gibi olursa? Ya bu suçun üstü örtülürse? Asıl suçlu değil de bir kurban ceza çekerse? O şekilde nasıl yaşayacaklardı? Babalarının mezarına nasıl gideceklerdi? Rahat bir nefesi nasıl alacaklardı?

Yutkunmaya çalıştı. Zor da olsa yutkundu. Dudaklarını yaladı ve tekrar döndü Mehmet'e. Bu sefer böyle olmayacaktı. Bu sefer adalet yerini bulacaktı. Ama bu Mehmet'in dediği gibi olmayacaktı.

"O zaman herkes kendi adaletini kendi sağlasın Mehmet. Herkes intikam alacağım, bedel ödeteceğim diye birbini vursun. Sonra da sürüyle başlasın kan davaları! Artık hangi iki kişi kendi feda eder evlenirse o zaman durdururlar davayı! Pardon! O da işe yaramadı dimi?.. Bak ablana! BAK BANA! GİTTİM EVLENDİM LAN BEN BU DAVA BİTSİN DİYE! BENİ SEVMEYEN BİR ADAMLA GİTTİM BABAMA, AİLEME BİR ŞEY OLMASIN DİYE EVLENDİM! HAYATIMI DEĞİŞTİRDİM! BİR ADAMA MAHKUM KALDIM! O DA BANA MAHKUM KALDI! SEVMEDİĞİ HALDE KATLANMAK ZORUNDA KALDI! NE YAŞARSAK YAŞAYALIM AYRILMA ŞANSIMIZ YOKTU BİZİM! ADAM BANA SÖVSE DE BENİ DÖVSE DE GELEMEZDİM BEN EVE! AYRILAMAZDIM! Hadi ben şanslıydım! Emir kötü biri çıkmadı! Ya bundan sonrakiler! Oğlum herkes iyi değil lan değil! SENİN HIRSIN İNTİKAMIN YÜZÜNDEN KAÇ KADIN BEDEL ÖDEYECEK? KAÇ ADAM HAYATINDAN VAZGEÇECEK?! AZ ÖNCE KADINLARIN ÖLÜMÜNDEN BAHSEDİYORDUN! SENİN YÜZÜNDEN KAÇ KADIN ÖLMEKTEN BETER OLACAK MEHMET SÖYLESENE! SENİN İNTİKAM HIRSINA KAÇ İNSAN KURBAN GİDECEK SÖYLESENE OĞLUM?! SÖYLE! SÖYLE YA SÖYLE!"

Mehmet çaresizce dinledi ablasını. O da haklıydı. Kim bilir neler yaşamıştı da söylememişti. Neler çekmişti de haberi olmamıştı. O kurban gitmişti. Başka kimler kurban gidecekti?.. Bu devran hep böyle mi dönecekti? Hak yerini bulamayacak mıydı?

Gözündeki yaşı silip konuştu ağlamaklı bir şekilde.

"Ne olacak ya abla?.. Öyle olmuyor, böyle olmuyor, ne olacak? Cezasını çekmeyecek mi bu şerefsiz? Yaptığını hazmedip oturacak mıyız? Babamı öldürdü o benim ya, babamı... Ne suçu vardı benim babamın? Dedemin cezasını ona niye kestiler? Hem hani evlilik çözüyordu? Sen boşuna mı evlendin o adamla? Her şeyleri yalan dolan! Allah'ın cezaları! Mahvettiler hepimizi! Şimdi de yok ortalıkta!"

"Konuşma öyle." dedi Mayıs daha sakin bir şekilde. "Bu işi yapan belli, Şiyar. Ailesini karıştırma işin içine. Yapan o, suçlu o. Kim yardım etti, kimle beraber yaptı bilmiyoruz. Ama yapılacak şey belli Mehmet. Bu devletin polisi var savcısı var. Ne gerekiyorsa yapacağım ben. Avukatsa avukat tutacağız. Başka bir şey gerekiyorsa onu da yapacağız. Bir şekilde bu mesele çözülecek oğlum. Başka yok seçenek yok. Babamı kaybettim zaten, bir de seni kaybedemem kusura bakma. Sakın aklından öyle şeyler geçirme bir daha."

İşaret parmağını kaldırıp salladı.

"Bana bak Mehmet! Daha gençsin, kanın deli akıyor. Asarım keserim demek kolay geliyor insana. Ama olmaz! Anlıyor musun beni? Bu işe karışmayacaksın!"

Ablasının devam etmesine müsaade etmeden atladı hemen öfkeyle.

"Ne demek karışmayacaksın abla?! Benim de babam o!"

Mehmet sesini yükseltince Mayıs bağırdı ona.

"Sözümü kesme! Karışmayacaksın dedim sana! Ne gerekiyorsa ben halledeceğim! Avukat savcı şahit kim varsa ben ilgileneceğim! Ne gerekiyorsa yapacağım! O katil cezasını alana kadar durmayacağım!"

Mayıs'ın gözü kararmış gibiydi. O kadar net ve keskin konuşuyordu ki Mehmet'i tedirgin etti bu durum. Mehmet bile anladı hâlinin hâl olmadığını. Ama bu durumda susup oturmak gibi bir niyeti de yoktu.

"Sus otur diyorsun yani abla? Ben nasıl hiçbir şey yapmadan duracağım? Çocuk mu kandırıyorsun sen?"

Mayıs gerçekten iyi değildi. Babasını defnedeli belki bir saat olmuştu ve o kardeşinin derdine düşmüştü çoktan. Katili konuşuyordu. Annesinin kardeşinin yanında babasının mezarında oturup doğru düzgün ağlayamamıştı bile. Çok dolmuştu. Gerçekten sabrının son demlerindeydi ve Mehmet onu çok zorlamıştı.

"NE YAPACAKSIN LAN GERİ ZEKALI?!" diye bağırdı, delirmek üzereydi. "NE YAPACAKSIN NE NE? GİDİP KATİL Mİ OLACAKSIN?! KENDİNİ Mİ YAKACAKSIN? ADALETİ BÖYLE Mİ SAĞLAYACAKSIN? SENİN GİBİ DÜŞÜNEN HERİFLER YÜZÜNDEN MİLLET KENDİ CEZASINI KENDİ KESİYOR BE! NE OLSUN İSTİYORSUN? SEN GİDECEKSİN ONU ÖLDÜRMEYE ÇALIŞACAKSIN, ONLAR DA FARK EDİP SENİ ÖLDÜRMEYE ÇALIŞACAK! BAŞKA BİR VERSİYON DÜŞÜNELİM MEHMET BEY! SEN GİDİP O HERİFİ ÖLDÜRECEKSİN, SONRA ONLAR DA SENİ ÖLDÜRECEKLER! YOK BAŞKA BİR SEÇENEK DAHA VAR! SENİN HESABINI BİZE DE KESEBİLİRLER MESELA! NE İSTERSİN MEHMET! ANNEMİ Mİ ÖLDÜRSÜNLER BENİ Mİ? SEÇ KARDEŞİM! HER ŞEYİ ÇOK İYİ BİLİYORSUN YA! İNTİKAM BİLMEM NE DİYE TUTTURUYORSUN YA! HANGİMİZİ FEDA ETTİN BAKALIM SÖYLE! BENİ Mİ ANNEMİ Mİ? BELKİ DE SANA SORMAZLAR İKİMİZİ DE ÖLDÜRÜRLER HE MEHMET, NE DERSİN? SÖYLE YA ÇEKİNME!"

Ablası ve annesinin canı işin içine girince öyle bir korktu ki Mehmet tüyleri diken diken oldu. Daha yeni babasını kaybetmişti, annesini ablasını da kaybedemezdi. Bir de onlar giderse olmazdı. Nasıl dayanırdı bu şekilde? Hele de onun yüzünden onlara bir şey olursa?.. Kahrından ölürdü. O hiç bu kadar düşünmemişti. Bu kadar ilerisini düşünmemişti.

"Abla Allah korusun. Konuşma böyle..."

Durmadı Mayıs, devam etti. Öyle veya böyle akıllanacaktı bu çocuk. Başına neler geleceğini kimlere sebep olabileceğini, annesini nasıl bir tehlikenin içine atacağını anlayacaktı.

"Dur daha bitmedi! Dinle bakalım Mehmet Bey! Annemi de beni de ne hale getireceğini iyi dinle! Nikah kıyılmadan önce babam geldi yanıma. Çok kırgındım ona o zaman. Beni niye korumuyor diye düşünüyordum aklımca. Babam değil mi, bu zamana kadar korudu şimdi niye korumuyor beni kurban ediyor diye düşünüyordum..."

Mayıs'ın gözleri zaten kızarmıştı ama anlatırken dolmuştu yine. Babasını hatırlamıştı, konuşmaları gözünün önüne gelmişti, ona sarılmasını hatırlamıştı, onu ne kadar özlediği aklına gelmişti... Ama dayanmaya çalıştı. Kardeşi için, annesi için... Mehmet'i vazgeçirmesi gerekiyordu. Bir şekilde derdini anlatması gerekiyordu. Onu da kaybedemezdi. Annesini tehlikeye atamazdı. Onları koruması gerekiyordu. Allah'ın izniyle başaracaktı da.

"Geldi yanıma, konuştu benimle. Öldürmek bu işi çözse ben giderdim beni vurmaları için dedi bana. Ama durmayacaklar dedi. Sadece ben değil siz de tehlikedesiniz dedi. Beni öldürdükten sonra size de zarar verirler dedi. Ondan korkuyormuş. Kimsenin ölmeyeceği tek çözüm yolu olarak beni evlendirmeyi gördü. Ben de öyle sandım. Evlenince sorun çözülecek sandım. Kimse ölmeyecek sandım. Ama bak o da olmadı. Babamı vurdular yine. Anlamıyor musun Mehmet? Bir tarafın durması lazım. Bir tarafın affetmesi lazım. Yoksa sürer gider bu dava. Bitmez. Bitmedi bak gördün işte. Olmadı. Evlilik de korumadı babamı. Kin var adamda. Bitmemiş. Yıllardır dinmemiş öfkesi. Sonra ne oldu bak. Olan benim babama oldu. O adamın öfkesi yüzünden hepimiz ne hale geldik. Peki bunu kim başlattı kardeşim? Bizim dedemiz başlattı dimi? O zaman o adamlar da öyle düşünüyordu demek ki. Senin gibi benim babamı öldürdüler deyip intikam istediler. Sonuç, babama kıydılar. Allah aşkına anla beni. Ya, sadece senin baban ölmedi Mehmet. Benim de babam öldü. Ben çok mu iyiyim sanıyorsun? İçim nefret dolu, kin dolu. Kendimi nereye vursam ne yapsam bilmiyorum. Hiç geçmeyecek gibi canım yanıyor. Söktüler aldılar sanki içimden bir şeyleri. Koptu gitti. Ben de istiyorum adalet. Ben de cezasını çeksin istiyorum. Ama böyle olmaz kardeşim. Bu şekilde olmaz. Biz bu davayı devam ettirirsek çok canlar yanacak. Ama en çok bizim canımız yanacak. Anla şunu! Sok kafana! Lan ne ben ne annem ne de sen güvende değiliz diyorum. Sen gidersen annemi kim koruyacak? Bu aileyi kim koruyacak? Ben tek başıma anneme nasıl sahip çıkacağım? Ki sen katil olursan bizi de yaşatmazlar Mehmet. Annemin sebebi olmak ister misin kardeşim? Annemi senin yüzünden öldürsünler ister misin? Sen babamın emanetine böyle mi sahip çıkıyorsun? He Mehmet? Söyle kardeşim. Hem annemi hem beni senin yüzünden öldürsünler ister misin?"

Mehmet artık dayanamamıştı. Kendini öyle çaresiz hissediyordu ki... Dizleri tartmadı onu. Yavaşça çöktü yere ve ağlamaya başladı. Mayıs ise ilk kez kardeşini bu kadar kötü görüyordu. O da çöktü yere. İkisinin de gözleri kızarmıştı. Mehmet içli içli ağlarken Mayıs da çöktü yere ve yanına oturdu. Dudaklarını ısırdı ağlamamak için. Mehmet'in omuzlarına dokunduğunda zaten ağlamak için bir omuza ihtiyacı olan Mehmet yaslandı ablasına. Mayıs da çekti onu kendine ve ağlamasına şahit oldu. Mayıs koltuğa Mehmet ise Mayıs'a yaslanmış bir şekilde öylece oturdular yerde. Mehmet ablasına yaslanıp içli içli ağlarken Mayıs, sağlam durmaya çalışıyordu.

Annesini ilaçla zor uyutmuş kardeşine yaslanacak omuz olmuştu fakat bu aileyi nasıl toparlayacaktı, nasıl koruyacaktı ve bundan sonra ne olacaktı hiç bilmiyordu.

Daha ne kadar öyle oturdular belli değildi ama Mehmet biraz sakinleşmişti. Mayıs da daha sakin ve durgundu. Sessizlik devam ederken Mayıs'ın cebindeki telefon titremeye başladı. Cebinden çıkarıp kim olduğuna baktı.

Emir arıyordu.

Ve Mehmet de kimin aradığını görmüş yerinde doğrulmuştu.

"Ne diye arıyor bu seni?"

Mayıs doğrulurken hafif kaşlarını çattı.

"Bilmiyorum, merak etmiştir belki."

Mehmet de çattı kaşlarını.

"Hangi sıfatla abla?"

"Kardeşim biz evliyiz ya hâlâ."

Mehmet kendini ablasına çevirip çok net bir şekilde konuştu.

"Boşanın abla o zaman. Artık bu evliliğin bir hükmü kalmadı. Onunla evli kalmak zorunda değilsin. Boşan. Sen de bu esaretten kurtul artık."

Bölüm sonu

6 yorum